Ana Sayfa Yerel Gündem Ardeşen'de Basın Açıklaması: 2 Felaket; Filistin'in İşgali ve Soma...

Ardeşen'de Basın Açıklaması: 2 Felaket; Filistin'in İşgali ve Soma...

Ardeşen'de 15 Mayıs "Nekbe" günü ve Soma'da yaşanan Maden emekçi ölümleri nedeniyle basın açıklaması yapıldı.

Giriş Tarihi: 16 Mayıs 2014 Cuma 12:24
Ardeşen'de Basın Açıklaması: 2 Felaket; Filistin'in İşgali ve Soma...

Ardeşen halkı Filistin için meydanlara indi. 15 Mayıs "Nekbe" günü vesilesiyle Türkiye'nin dört bir yanında düzenlenen etkinliklere Ardeşen de katıldı. "Filistin Gönüllüleri" tarafından düzenlenen basın açıklamasında, Nekbe gününün Müslümanlar açısından önemine vurgu yapılarak "Filistin halkının üzerine çöken Siyonist karanlığa karşı Filistinlileri asla yalnız bırakmayacağız" denildi.

Açıklamada İsrail'in Müslümanlar açısından hiçbir meşruiyetinin olamayacağının altı çizilerek, "Devlet zannedilen şeyin yalnızca Siyonist bir işgal şebekesi olduğu" ifade edildi.

Siyonist İsrail'in, Filistinlileri vatanından çıkmak zorunda bırakması, topraklarında yaşamaya devam edenlere karşı hunharca katliamlar gerçekleştirmesi ve bu kanser mikrobunun hala Filistin topraklarında bulunması karşılığında ümmet olarak yapmamız gerekenin, bu günü, onlarca yıldır yapılan zulüm ve katliamlarla, dönmemek üzere aramızdan ayrılanlar için bir yas, vatan topraklarına dönecekleri günü bekleyenler, öz vatanında esir edilenler, geride kalanlar için ise diriliş gününe, direniş gününe, kurtuluş gününe çevirmek ve Siyonist işgale karşı son ve kesin zafer için intifada bilincini kuşanmak olduğu vurgulandı.

Basın açıklamasının devamında Siyonist İsrail'e karşı Mavi Marmara'da katledilen 9 kardeşimizin, Müslümanlar için hiçbir şekilde kabul edilmeyecek bir pazarlığın konusu olması eleştirilerek "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, güya "özür" beyan ettiği günden bugüne kadar Filistinlileri öldürmekten, bombalamaktan, ambargo uygulamaktan geri durmayan işgal yönetimiyle ilişkilerini daha ne kadar devam ettirecektir?" denildi.

Basın açıklamasının sonunda dün Soma'da meydana gelen acı felaketle ilgili olarak da "Bunca insanın  evine düşen ateşi  'kaderin' değil kapitalist sistemi kendi eliyle döndüren ihmalkâr sermaye babalarının düşürdüğüne dikkat çekildi."

Basın açıklamasının tam metni:  

DEĞERLİ ARDEŞENLİLER

Bugün 15 Mayıs 1948. Günlerden Nekbe. Filistin halkı tam 66 yıldır bu uzun felaket gününün karanlığını yaşıyor. Bu tarih, Filistinliler için takvimin değişmeyi bekleyen gününü ifade ediyor. Ve biz bugün burada toplandık, çünkü Filistin halkının üzerine çöken Siyonist karanlığa karşı onları asla yalnız bırakmayacağımızı gösteriyoruz. Buradayız, çünkü 15 Mayıs 1948'den beri süren karanlık gecenin sabahına yakın olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. Değerli Filistin dostları, 15 Mayıs 1948'in, Filistinliler için takvimin değişmeyen yaprağı olması ve bugüne "Nekbe Günü" denilmesi, 66 yıl önce yaşanan "büyük felaket"ten ötürüdür. Bu büyük felaket, Filistin halkına ağır bir bedel ödetmiştir ve maalesef ödetmeye devam etmektedir. Çünkü o gün Siyonist işgalciler, kendilerini "devlet" zannederek, kuruluşlarını tüm dünyaya duyurmuşlardır. 15 Mayıs 1948 tarihinden önce de Siyonist terör çeteleri, Hayfa'da, Deyr Yasin'de, Beledu'ş-Şeyh'te, Kudüs'te ve Filistin topraklarının daha birçok yerinde katliamlar, köy baskınları, bombalı saldırılar gerçekleştirmiştir. Kuruluşunu dahi terörle gerçekleştiren bu Siyonist rejim o günden bugüne Filistin halkına ve bölgenin tüm halklarına her türlü terörü uygulamaya devam etmiştir. Evet, bizim için "İsrail" diye bir yer hiç olmadı. "Devlet" zannedilen şey yalnızca Siyonist bir işgal şebekesiydi. . O günden bugüne her gün Nekbe'dir, işgaldir, felakettir. Nekbe gelmiş ve geçmiş bir gün değildir, onlarca yıldır süregelmektedir. Nekbe, Kudüs'ün, Mescid-i Aksa'nın esaretidir. 1948 yılından bu yana Filistin topraklarının yüzde 78'inin işgal edilmesidir. Bir halkın planlı olarak etnik soykırıma tabi tutulmasıdır. Nekbe, Lida'dır, Kibya'dır, Kana'dır, El-Halil'dir. Nekbe, Han Yunus'tur, Sabra'dır, Şatilla'dır, Cenin'dir, Gazze'dir? Nekbe, bitmek bilmeyen bir seri katliamdır. Namazlarının ortasında secdeye varanların alınlarını koydukları yerde silahlarla taranmasıdır. Katliam yapılan o mübarek camilerin kapatılıp, sonra eğlence mekânı yapılmasıdır. Yüzlerce köyün haritadan silinmesi, bereketli topraklarının, havasının, suyunun Siyonist ifsada uğramasıdır. Nekbe, her şeye rağmen binlerce yıllık yurdunu terk etmek istemeyen bir halkın tehcire zorlanmasıdır. 6 milyondan fazla insanın mülteci kamplarında yaşamak zorunda bırakılmasıdır. Kendi vatanında kalanların ise esir edilmesi, öz yurdunda her gün ezilmesidir. Mahallelerin, pazarların, hastanelerin, okulların yoğun tank ateşine tutulmasıdır. Katil uçakların ağır bombardımanıdır. Nekbe, savunmasız insanların kimyasal silahlarla vurulmasıdır. Aksa İntifadası'na katılan yüzlerce Filistinli çocuğun kısa sürede katledilmesidir. Gazze'deki 1,5 milyon Filistinlinin ağır bir kuşatma altında hayata tutunma mücadelesidir. Nekbe, işgal ordusu tarafından 5 bine yakın Filistinlinin tutsak edilmesidir. Hasta tutsakların ise tıbbi ihmal yoluyla kasıtlı olarak öldürülmesidir. Nekbe, işgal edilmiş Kudüs'teki kontrol noktalarında onlarca hamile kadının doğum yapmak zorunda bırakılmasıdır, yüzlerce bebeğin ölü doğmasıdır. Nekbe, Kudüs'ün İslami kimliğinin yok edilmek istenmesidir. Rabbimizin çevresini mübarek kıldığı beldede yaşayan Müslümanların evlerinden sürülmesidir. Nekbe, Kudüs'ü Siyonist bir şehre dönüştürmek, İslam'ın izlerini silmektir. Nekbe, insanlığa ve hiçbir tarife sığmayacak tüm bu acıların 65 yıldır süregelmesidir. Nekbe, Siyonist işgalin hâlâ o topraklarda var olmasıdır, bitmesi gereken utançtır, kurtulmamız gereken zillettir. Bunun için yapılması gereken bu günü, onlarca yıldır yapılan zulüm ve katliamlarla, dönmemek üzere aramızdan ayrılanlar için bir yas, vatan topraklarına dönecekleri günü bekleyenler, öz vatanında esir edilenler, geride kalanlar için ise diriliş gününe, direniş gününe, kurtuluş gününe çevirmektir. Siyonist işgale karşı son ve kesin zafer için intifada bilincini kuşanmaktır. Tüm dünyaya bir Filistin'in olduğunu ve bir Filistin'in daima var olacağını ispatlamaktır. Filistin dostları, sevgili kardeşler! Bu vesileyle unutmamamız gerekir ki, Filistin'i özgürleştirmek, Kudüs'ün özgür aydınlığına kavuşmak ve Nekbe'yi işgalin bittiği güne çevirmek bu ümmetin boynuna borçtur. Çünkü bu kangren olmuş yara, ümmetin bedeninden söküp atılmadıkça, temizlenmedikçe hiçbirimize gün yüzü görmek mümkün olmayacaktır. Bu ırkçı, katliamcı, entrikacı işgal şebekesi, sadece Filistin halkı için değil tüm bölge halkları için büyük bir fesat kaynağıdır. Kendisiyle birlikte çevresini de bataklığa çevirmekte; bölgede insanlığa karşı işlenen suçlara sebep olmaktadır. Kendi varlığını muhafaza etmek için tüm bölgeyi ateş çukuruna sürüklemekten geri durmayacak kadar azgınlaşan bu şebeke, artan nükleer varlığıyla da adeta büyük bir saatli bombadır. Durdurulmadığı takdirde bölgeye ne huzur ne barış ne de esenlik gelecektir! Bölgemizdeki son gelişmeler de bu durumun adeta ispatı şeklindedir. Her yerimiz acı, her yanımız kandır. Her günümüz Nekbe, her anımız felakettir. Siyonist çetelere, dünya müstekbirlerine, despot rejimlere, içimizdeki zalimlere karşı birlik ve beraberlik içinde yekvücut olması gereken Müslümanlar maalesef bu gün darmadağınık haldedir. Artık dünya Müslümanları hiç olmazsa Filistin davası etrafında bir araya gelmeli emperyalizme ve siyonizme karşı hep birlikte seslerini yükseltmelidirler. Biz buradan, bir kez daha beyan etmek istiyoruz ki, inandığımız dava, bölgemizdeki tüm işgalleri, kuşatmaları, tuzakları parçalamak üzeredir. Dileğimiz, dost kılıklı kurtların hilesine düşmeden, tüm zalimleri ve zorbaları kendi irademizle yerle yeksan etmek üzere birleşmektir, direnmektir. Bunu kendi irademizle gerçekleştiremediğimizde, halklarımızın üzerine çökmüş rejimlerin neler yapabileceği gün gibi ortadadır. Düşünün ki bu rejimler, Siyonist çeteyle 1967'de işgal edilen toprakların yerine başka toprakların verilmesi gibi bir pazarlığa dahi girişebilmektedir. Sanki 1967'den önce işgal edilen topraklar Filistin halkına ait değilmiş gibi! Sanki 1967 öncesinde meşru bir durum varmış gibi! Böylesi bir ihaneti düşünenlere karşı daha ne kadar darmadağın halde kalabiliriz? Yine düşünün ki, Mavi Marmara'da katledilen 9 kardeşimiz, tarafımızca hiçbir şekilde kabul edilmeyecek bir pazarlığın konusu olabilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, güya "özür" beyan ettiği günden bugüne kadar Filistinlileri öldürmekten, bombalamaktan, ambargo uygulamaktan geri durmayan işgal yönetimiyle ilişkilerini daha ne kadar devam ettirecektir. Büyük şeytanla stratejik ittifaklarını arttıran, Siyonist katillerle pazarlık masası kurabilen, İslam topraklarında NATO varlığını her geçen gün kuvvetlendiren iktidar sahipleri karşısında bizim nerede durduğumuz önemli değil midir? İşte bu yüzden Filistin ümmetin önündeki büyük imtihanıdır. Gelin, bu hale bir son vermenin yollarını arayalım. Ümmete her gün büyük felaket yaşatan istisnasız tüm zalimlere karşı kendi irademizle, kendi mücadelemizle bir araya gelelim. Kanlarımız, canlarımız, evlatlarımız üzerinden ümmete tuzak kuran Siyonistlere, kapitalist emperyalistlere karşı küresel intifadayı yükseltelim. 15 Mayıs'ı Filistin halkının vatana döneceği, işgal edilen ilk kıblemizin özgürleşip başkent olacağı gün siyonist israil için BÜYÜK FELAKET günü olacaktır. 

"Sistemin çarkını alın teriyle döndüren, verdiği emeğin karşılığını ömrüyle ve bazen de canıyla ödeyen işçi kardeşlerimizin başına gelen bu olay ?kader' kavramının altına sığınılarak açıklanamaz"

2012 yılında yalnızca maden sektöründe 81,  2013 yılında toplamda 1235 emekçinin bu ve bu gibi olaylarda hayatını kaybetmesi üzerine yetkililer ihmal ve sorumluların tespiti yerine, olayı asıl sebebinden saptırarak kadere ve dolayısıyla ilahi takdire bağlanıyor. Bugüne kadar oluşan bu kader anlayışı maalesef ki yaşadığımız olaylardan ders çıkarmamıza ve tedbirler almamıza engel oluyor. "Bunca insanın  evine düşen ateş  'kaderin' değil kapitalist sistemi kendi eliyle döndüren ihmalkâr sermaye babalarının düşürdüğüne dikkat çekmek istiyoruz. 

Zira başımıza gelen her felaketin faturası Allah'a kesilerek büyük bir yanlışın içine düşülüyor.

Bu faciada adı geçen şirketin gerekli tedbirleri almaması, iş güvenliğini sağlayamaması, ucuz malzeme kullanması bu felakete davetiye çıkarmıştır.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz CHP Rize ve Karadeniz örgütleri ADALET'e yürüyor..

CHP Rize ve Karadeniz örgütleri ADALET'e yürüyor..

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık