Ana Sayfa Yerel Gündem Artvin ADD Başkanından Herkes sandığa gitmeli çağrısı

Artvin ADD Başkanından Herkes sandığa gitmeli çağrısı

Atatürkçü Düşünce Derneği Artvin Şube Başkanı Ahmet Biber Cumhurbaşkanlığı Seçimi İle İlgili Basın Açıklamasında bulundu

Giriş Tarihi: 19 Temmuz 2014 Cumartesi 13:31
Artvin ADD Başkanından Herkes sandığa gitmeli çağrısı

Hayati Akbaş

ARTVİN-Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini değerlendiren Artvin Atatürkçü Düşünce Derneği Şube Başkanı Ahmet Biber açıklamasında, " Cumhurbaşkanlığı seçimi, 2007 yılında Anayasa'da yapılan değişiklikle halkoyuna bağlandı. Genel oyla yapılacak seçimde, 1. turda geçerli oyların salt çoğunluğunu (%50+1) alan aday cumhurbaşkanı seçilir. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, 2. turda, ilk oylamada en çok oyu alan iki aday seçime katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. Yine Anayasaya göre mecliste 20 milletvekilinin yazılı teklifi aday belirlenmesi için yeterlidir. %10 barajı birlikte aşan siyasi partilerde aday gösterebilirler.

 

ABD'de olduğu gibi güçlü bir kuvvetler ayrılığına yer vermeyen anayasal düzenimizde Cumhurbaşkanı seçiminin, iktidarın siyasi atağı ile halkoyuna bağlanmış olması ne kadar hukuk garabeti ise, ilk kez hayata geçirilen bu seçimde meclisteki siyasi partilerin bu atağa karşı, aday belirleme yetkilerini son ana kadar kullanamamış olmaları ve sadece liderlerin aday belirlemeleri de bir o kadar garabet olmuştur.

 

 

Tüm siyasi partilerin üzerinde, siyaseti yakından izleyen ve halkın büyük çoğunluğunu temsil eden Atatürkçü Düşünce Derneği, aday belirleme aşamasında siyasi partilerce görüşünün alınmamış olmasını ülkemizin çarpık siyasi anlayışının sonucu olarak değerlendirmiş, Cumhurbaşkanı adayı konusundaki görüş ve beklentilerini kamuoyu ile paylaşmış, adaylar arasında polemiğe girmemiştir.

 

Gelinen noktada aday belirleme süreci sonlanmış, kesinleşmiştir. O zaman adaylar üzerindeki tartışmaları da bir yana bırakıp önümüzdeki kısa "seçim" sürecine odaklanmalıyız.

 

İlk tespit şu olmalı; Recep Tayyip Erdoğan Başbakanlığındaki iktidarın 12 yıllık icraatı Cumhuriyet yıkıcılığı noktasında odaklanmıştır.

 

Cumhuriyet saldırı altındadır.

 

 

Devrimin ilkeleri yıllarca BATI'cı politikalarla yozlaştırılmış, ancak son 12 yılda bu iktidar eliyle ve açıkça yıkıma uğratılmaya çalışılmaktadır; laiklik, içi boşaltılmış "sözde" özgürlüğe indirgenmiş, hukuk devleti, yerini zorba bir polis devletine bırakmış, ülkenin vatanı ve milletiyle bütünlüğü, birliği fiilen sonlandırılmaya çalışılırken, dış politika iflas etmiş, devlet kanlı terör örgütü İŞİD'e "rica"cı noktaya gelmiş, Ortadoğu bataklığına sürüklenir olmuştur. Ekonomi çökmüş, iktidar ve yandaşları yolsuzlukla büyürken, halk doğarken borçlu duruma düşürülmüştür.       Gelinen noktada bir devlet krizi, bir rejim sorunu yaşamaktayız. Recep Tayyip Erdoğan Anayasa değişikliği yolu ile başaramadığı Tek Adam rejimini, şimdi Cumhurbaşkanlığı seçimine endekslemiştir. İkinci Önemli tespitte şudur; halk bu gerçeği görmüş, mücadele etmeye başlamıştır. Pek çok şeyi de başarmıştır. Bakınız;  Ergenekon, Balyoz davaları çökmüştür, Cemaat ve AKP'nin birlikte orduya kumpas kurdukları, bugün Başbakanın suçlu ilan ettiği ve "paralel yapı" diye adlandırdığı parti içindeki cemaatçi yapının bizzat RTE tarafından ve partinin bilgisinde oluşturulduğunu bugün bilmeyen kalmamıştır.  Yeni Anayasa oyunu tutmamıştır. (TC) kaldırılamamış, (Türk Milleti) Anayasadan çıkartılamamış, (TC Vatandaşlığı), Başkanlık getirilememiştir. Akiller dışlanmış, çözüm, barış, açılım palavralarının çözülme ve bölünme olduğu anlaşılmış, kısacası Cumhuriyeti Ortaçağ karanlığına götürecek, bölecek totaliter bir "tek adam" rejimi en azından şimdilik engellenmiştir.  Bayramlar eskisinden daha coşkulu kutlanmaktadır.

 

Emek kesimi kimliğini kazanmış, mücadelede yerini almıştır. Özelleştirme ve taşeronlaşmanın emek düşmanlığı ortaya çıkmıştır. Halk nazarında (sermaye-iktidar işbirliği) deşifre olmuştur. Kısacası AKP ve Recep Tayyip Erdoğan çökmüş, iktidarını ancak zorbalıkla, hukuksuzlukla sürdürebilmektedir.

 

Cumhuriyet şimdiden kazanmıştır. Atatürk kazanmıştır. Mücadelenin tek eksiği şimdilik bir siyasi yapıya sahip olmayışıdır. Bu da başarılacaktır. Mücadelenin getirdiği bu başarıları nasıl göz ardı edebiliriz. Öyleyse mücadele devam etmeli, Atatürk'ün koltuğuna cumhuriyet yıkıcıları, vatanı, milleti bölmek isteyenler oturmamalıdır. Kurucu Genel Başkanımız Prof. Dr. Muammer Aksoy'un 1989'da Turgut Özal'ı hedef alarak söylediği "Pek yararlı olacak bir cumhurbaşkanı bulmaktan daha önemli olan, Çok Zararlı Olabilecek bir kişinin cumhurbaşkanı seçilmesini önlemektir" sözü bugün içinde geçerlidir. Bu anlamda mücadelemizde hedef; cumhuriyete "kin duyanlar" olmalıdır.

Siyasi iktidarın, cumhurbaşkanlığı oy pusulaları için ihaleye çıkarken bile nedeni belirsiz bir referandumun oy pusulaları için de ihaleye çıkıyor olması, Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesi halinde baskın bir erken seçimle birlikte bir anayasa değişikliğini de referanduma sunacağını gösteriyor ki bu yol; halkın mücadelesi karşısında başarılamayan Anayasa sürecinin yeniden halkın önüne konacağını gösteriyor. Tüm bu açıklanan nedenlerle halkımıza (ve tabi seçimi boykot etmeyi düşünenler hala varsa) sesleniyoruz: seçime fire vermeden katılmamız bu oyunu bozacaktır.

 

 

Bakın yapılan anketler, AKP-HDP seçmeninin fire vermeden seçime katılacağını, MHP-CHP ve diğer siyasi parti seçmenlerinin ise şu veya bu nedenle fire vereceğini gösteriyor. 54 milyon seçmen var. %10 fire ve geçersiz bir miktar oy her seçimde normal karşılanabilir. Buna göre her kesimden seçmenin firesiz seçime katılıp oy vermesi (yani seçimi boykot edenlerin vazgeçip, seçime katılmaları), örneğin; 48 milyon seçmenin seçime katılması halinde mi KİNDAR'ın 1.turda %50+1=24 milyon oy alması kolaydır? Yoksa seçimi boykot eden kesimler nedeniyle %70 katılımla gerçekleşecek bir seçimde mi %50+1=18-19 milyon oy alıp cumhurbaşkanı seçilmesi daha kolaydır? 1.turda "kindar" bir adayın seçilememesinin 2.turu çok farklı noktaya taşıyabileceğini de unutmamak gerekir.

 

Devrimin ilkelerinin bugünün sorunlarının çözümünde de yol gösterici olduğuna inanan Atatürkçü Düşünce Derneği; bu seçimde de Cumhuriyet'in yanında taraftır ve halkın bu yolda verdiği, vereceği mücadelenin içinde ve önünde yer almıştır, alacaktır. Bu nedenle cumhurbaşkanlığı seçimini de mücadelenin bir aşaması olarak görmekteyiz. Hedefi doğru koymak, sonuç almak ve kazanmak için şarttır. Hedefi şaşırmayalım, hedef; RTY'yi Atatürk'ün koltuğuna oturtmamaktır. Bu sorumluluğu herkesin taşıdığını ve gereğini yapacağına inanıyoruz" ifadelerine yer verdi.

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz Fındık İçin Adalet Yürüyüşü devam ediyor..

Fındık İçin Adalet Yürüyüşü devam ediyor..

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık