Ana Sayfa Çevre Bugün Dünya Çevre Günü

Bugün Dünya Çevre Günü

Dünya Çevre Günü'nde Dünyayı Üzen Gerçekler

Giriş Tarihi: 5 Haziran 2014 Perşembe 14:26
Bugün Dünya Çevre Günü

Günümüzde dünya medeniyetlerini tehdit eden en büyük çevre sorunlarından biri iklim değişikliği ve denizlerin yükselmesi. Birleşmiş Milletler 2014'ü ‘Kalkınmakta Olan Küçük Ada Devletleri Yılı' ilan etti. 5 Haziran Dünya Çevre Günü'nde de iklim değişikliğinin küresel etkilerinden deniz seviyesindeki artış sorununu gündeme taşıdı.

Türkiye'de TEMA Vakfı'da 5 Haziran nedeniyle iklim değişikliğinin küçük ada devletlerinin yanı sıra  denize kıyısı olan ülkeler için de büyük tehdit oluşturduğunu hatırlatarak bir değerlendirme yaptı. Bu değerlendirmedeki bilgilere göre; 

* Atmosferdeki karbondioksit miktarı, insan kaynaklı faaliyetler sebebiyle son 800 bin yıldır gelmediği bir düzeye geldi.

* Fosil yakıt kullanımı, ormanlar ve tarım arazileri gibi yutak alanların kaybedilmesi, hızla artan karbondioksit miktarı, iklimin insan kaynaklı sebeplerle değişmesine sebep oluyor.

 

* Değişen iklimler Dünya'daki tüm ekosistemleri ve medeniyeti etkiliyor. Kuzey Buz Denizi'ndeki buzulların iklim değişikliğine bağlı olarak erimesi ile deniz seviyesi yükseliyor. Gerçekleşen kuraklık, sel, fırtına gibi aşırı hava olayları; Türkiye dahil olmak üzere bir çok ülkeyi ciddi şekilde etkiliyor.

 

* 2013 Dünya Afet Raporu'na göre, en fazla ölümün siklon, sel ve su baskınlarında yaşandı. Sel ve su baskınlarından dolayı 2 milyon insanın mağdur oldu. Türkiye'de de, tüm dünyada olduğu gibi, başta kuraklık ve seller olmak üzere meteorolojik ve hidrolojik afetler oldukça sık meydana geliyor, ciddi can ve mal kayıplarına yol açıyor.

* 2012'de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayınlanan çalışmaya göre, Türkiye'de insan kaynaklı iklim değişikliğine bağlı olarak sadece büyük şehirlerde meydana gelen sel hasarlarının neden olduğu maddi kayıplar, depremlerin neden olduğu maddi kayıplara yaklaşmış durumda. Sadece yıldırımların yol açtığı can kaybı sayısı ise son iki yılda yüzlerce kişiye ulaştı.

 

* Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporlarına göre, deniz seviyesi geçtiğimiz yüzyıla göre yaklaşık 20 santimetre yükseldi. Bu rakam her ne kadar düşük gibi görünse de, denizden yüksekliği yalnızca birkaç metre olan bir çok ada devletinin varlığını tehdit ediyor. Üstelik bilim insanları, deniz seviyelerindeki artışın önümüzdeki yüzyılda da devam etmesini öngörüyor. Türkiye de risk grubundaki ülkeler arasında yer alıyor.

* Deniz seviyesinin 1 metre yükselmesi durumunda sadece Türkiye'de 3 milyon insan etkileneceği ve 32 milyar dolarlık bir maliyet oluşacağı öngörülüyor.

* Dünyanın en küçük ada devleti olan ve 9 adadan oluşan Büyük Okyanusta'ki Tuvalu, iklim değişikliği nedeniyle sıcaklığın bir derece daha artması durumunda tamamen sular altında kalacak.  
Tuvalu'nun deniz seviyesinden yüksekliği yalnız 5 metre.

 

* İklim değişikliğinin sebep olduğu deniz seviyesindeki artışın, Türkiye'nin kıyı şeridindeki şehirlerini de tehdit etmesi bekleniyor.  Bununla beraber, Türkiye'nin içinde olduğu bölge için yapılan öngörüler, iklim değişikliğine bağlı olarak artacak kuraklıklara, su varlığının azalmasına ve ani yağışlarla gelebilecek sellere karşı hazırlıklı olunması gerektiğini de gösteriyor.

* İklim değişikliği ile mücadele etmek için hala zamanımız varken harekete geçmemiz gerekiyor. TEMA Vakfı, acilen fosil yakıta bağımlı hayat tarzlarımızı değiştirmemiz gerektiğinin altını çiziyor ve  meralar, ormanlar, denizler, nehirler gibi atmosfere salınan karbondioksiti tutacak yutak alanları korumamız gerektiğini belirtiyor.

* Türkiye'de 2014 Mart  ve Nisan ayları içinde yapılan mevzuat değişiklikleri ile doğal varlıkların geleceği tehlikeye atıldı. * 18 Mart 2014'te Milli Parklarla ilgili yönetmelikte yapılan değişiklikle koruma altındaki milli parklarda yatırımların önü açıldı

 

* 4 Nisan 2014'te Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği değiştirilerek doğanın en önemli varlıklarından sulak alanların geleceği tehlikeye atıldı.

* 18 Nisan 2014'te Orman Kanunu'nun ilgili yönetmelikleri değiştirildi. Verilen izinlerin kapsamı genişletildi. Ormanların hafriyat dökmek bile serbest hale geldi.

HES'ler

Türkiye'de 2006'da yürürlüğe giren Su Kullanım Hakkı Anlaşması çerçevesinde mevcut akarsular 49 yıllığına özel şirketlere kiralandı. O tarihten sonra da hızlı bir hidroelektrik santral süreci başladı. İrili ufaklı yurdun dört bir yanındaki akarsulara yapılması planlanan HES'lerin sayısı 2 bini aştı. Hızlı ilerleyen HES inşaatları doğaya geri dönüşü imkansız zararlar verdi. Havza planlaması yapılmadan bir vadiye tek bir dere üzerine 30'de fazla projeyle sular tünellere alındı.

Türkiye, 2023 enerji hedefleri çerçevesinde dünyanın ilk 10 büyük ekonomisine yükselmek istiyor. Hedeflerin arasında da enerji başlığı önemli bir paya sahip. Dışa bağımlılığın azaltılması amacıyla yeni yatırımlar ön görülüyor. Ancakkömürlü santralle çalışacak enerji santrallerinin hedefi çevre açısından ciddi seviyede tehdit içeriyor. Bugün itibariyle Türkiye'nin kurucu gücü 65 bin megavat. Kömürlü santralların payı ise sadece 13 bin megavat (Yaklaşık yüzde 20). 2023'te kurulu gücün 100 bin megavatın üzerine çıkarılması hedeflenirken, kömürlü santrallerin payının da 59 bin megavata çıkarılması amaçlanıyor.

* Termik santral 
Bazıları lisanslama aşamasında, bir kısmı ise Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinde olan yaklaşık 80 yeni kömürlü termik santralın yapımı planlanıyor.

Yenilenebilir enerji 
* Rüzgar enerjisiyle üretilen enerjinin toplam içindeki payı bugün itibariyle yüzde 4.4 iken, güneşin ise yüzde 1 bile değil.

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz Rize'de şiddetli yağışlar etkili oldu.

Rize'de şiddetli yağışlar etkili oldu.

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık