Ana Sayfa Yeşil Yol Fırtına İnisiyatifinden Yeşil Yol açıklaması.

Fırtına İnisiyatifinden Yeşil Yol açıklaması.

Fırtına İnisiyatifi 14.09.2015 tarihinde Rize Valisi ile ilgili yapılan değerlendirme toplantısı hakkında basın açıklaması yaptı.

Giriş Tarihi: 15 Eylül 2015 Salı 13:00
Fırtına İnisiyatifinden Yeşil Yol açıklaması.

14/09/15 Ayder de sayın Vali'nin katılımı ile yapılan Yeşil Yol konulu toplantı sonrası basın açıklaması gerçekleştirdik.

Toplantıdan her hangi bir sonuç çıkmadı.. Biz anlattık.. Çözümleri de anlattık.. Onlar dinlemedi..

Açıklamamızın tam metni aşağıdadır;

Saygıdeğer Kamuoyuna,

Değerli Basın Mensupları,

İdari bürokrasi, Çamlıhemşinlileri Hemşinlileri Kaçkar’daki yaylalarından, meralarından sürme çabası içindedir. Bunun da en açık sebebi ve aynı zamanda kanıtı “Yeşil Yol” projesidir.

Bu iddiamızı anlaşılabilir kılmak adına, 8-10 sene öncesinde başlayan yargı sürecinden söz etmek gerekir: 2008-2009 yıllarında, “Pokut, Sal, Kavrun, Samistal, Hazindağ, Palovit” ve diğer yaylalarda evleri olan kişilere şu tarzda ceza davaları açıldı: “Bu yaylalar, meralar 1998 yılında doğal sit alanı ilan edilmiştir. Yaşadığınız evler, ahırlar da; sit alanına fiziki ve inşai müdahalede bulunmaktadır. Bu 2863 sy. yasaya göre suçtur. Ayağa Kalkın, Hepiniz suçlusunuz.”

Aynı dönemde, bir kısım yaylacılar aleyhine de şu ceza davaları açıldı: “Yaylalardaki evleriniz, ahırlarınız kamu malı sayılan meraları haksız şekilde işgal etmektedir. Sizler, bu yerlere tecavüz ediyorsunuz, buralarda işgalcisiniz. Bu evleri tahliye edin, yaylalardan çıkıp gidin.”

Hukukçularımız da dahil, hepimiz bu aşağılayıcı ve mesnetsiz suçlamalara bir mana veremedik o zaman. Yine de, hakim karşısına çıkıp; yaylalarımızı, kültürümüzü ve tarihimizi savunduk. “Atalarımız ve bizler, yaylalarda kadimden beri yaşamaktadır: Böylesi yayla evleri/ahırları olmaksızın Kaçkarlarda yaylacılık yapılamaz. Yayla evlerinin bulunduğu alanlar, mera vasfında değildir. Evler, yaylaların doğal yapısına uygun; yerleşimi itibariyle ve mimarisiyle kültürel varlıklardır…
Her iki davadan da kimilerimiz ceza aldı, hüküm giydi. Mahkeme, Sit ile ilgili davalarda beraat eden kişiler aleyhinde suç duyurusunda bulundu: “… her ne kadar sitten beraat etmişlerse de; yayla evlerini kullanmaları, meralara tecavüz suçunu luşturur; bu nedenle de kamu malını işgalden yargılanmaları gerekir”

O vakit, suç duyurusunu da çok önemsememiştik; ama, neticede hem beraat ettiğimizden, hem de yeni davalar açılmadığından dolayı bu bahsi geçtik...

Davaların seyriyle ilgili gelişmelere yeniden değineceğiz. Ama; bu davaların arkasından çıkartılan, yaylalarla ilgili bir yönetmeliğe dikkat çekmek isteriz. Orman Genel Müdürlüğünce 2013’de çıkarılan yönetmelikte: Yayladaki evlere idarece el konulabileceği, bu evlerin sahiplerine veya 3. kişilere kiralanabileceği düzenlenmiştir (Yönetmeliğin iptali için Danıştay’da dava açtık; ancak henüz karar verilmedi).

Yönetmeliğin düzenlemelerini aklımızda tutarak; tekrar ceza davalarına dönersek: Bu yılın başında, çamlıhemşinliler aleyhinde yayladaki evlerden dolayı, “işgalci, tecavüzcü” davaları yeniden açılmaya başlandı. Mahkemelerin suç duyuruları, savcılarca yürürlüğe konuldu, iddianameler hazırlandı. Ve hakkımızda yeniden davalar açtı. Yargıçların vicdanı, biz Çamlıhemşinlileri , Hemşinlileri “işgalci, tecavüzcü” olarak kabul ederse, ‘kanunen’ bize buralardan gitmek dışında bir imkan kalmıyor: Elbette, yaşam hakkımızı, doğamızı, tarihimizi, atayurdumuzu savunmak için direnmek dışında! Bu davaların özelliği şu ki: Mahkeme kararıyla “işgalci, tecavüzcü” olunduğu tespit edildiğinde; yayla evlerimizi kendi ellerimizle yıkmamız ya da idareye terk etmemiz gerekecek…

Sevgili Çamlıhemşinliler, Hemşinliler halen görülmekte olan 90 ceza davası bulunmakta. Bu davalar çok yeni. Daha öncede yine aynı sebeplerle yargılanmıştık! Yine yaylanızda yıkılan evinizi yaptınız ya da tadilat yaptınız diye yeniden yargılanmak üzeresiniz. 17 yıldır valilik tarafından yapılmayan Koruma Amaçlı İmar Planı olmadığından sizler yargılanıyorsunuz. Bir kısım dava da kadimden beri var olan ve dedelerimizin yaptırdığı evleri bu gün yaşayan varisleri olarak halen kullandığımızdan,meraya tecavüz ettiğimiz ileri sürülmekte! Bu yasalar yokken var olan yaylarımız nedeni ile bu gün hepimiz işgalci sayılıyoruz. Biz işgalcimiyiz? Yoksa bizi bu yaylardan çıkartmak isteyenler mi işgalci? Bizi bu yaylardan çıkartıp kim ne yapacak bu yaylalarda?

Şimdi, ceza davaları ile yönetmelik arasındaki irtibat açıklığa kavuşmuştur: Yüzyıllardır Kaçkarlar’da yerleşik olan bizleri, Çamlıhemşin ve Hemşinlileri, “yasa” namına, ceza davaları ile yerlerinden yurtlarından sürgün et; evlerine el koy; sonra da bunları dilediğine kirala… ya sonra? Sonrası malum; “Yeşil Yol”.

“Yeşil Yol”un, tüm bu sürecin sağında, solunda, tam göbeğinde yer aldığını şimdi anlıyoruz.

Zamanında, açılan ceza davalarına bir mana verememiştik; artık veriyoruz. “Yeşil Yol” yeni bir proje değil; Ertuğrul Günay’ın bakanlığı sırasında başlatıldı. O günden bu yana, projenin 
gerçekleşebilmesi için; kâh ceza davaları ile kâh yeni yönetmeliklerle aslında “Yeşil Yolun” yolu açılmak istenmektedir.
Bürokratlar, projeyi hazırlayanlar “yolun” yöre insanına katkıda bulunacağını, hayvancılığın, yaylacılığın gelişeceğini söylüyorlar. Ama somut gerçekler ortada: Yaylacılar yargı kararıyla “işgalci” diye tescil edilip, yaylalardan sürgün edilecek; Kaçkar dağları turizm merkezi, kayak merkezi adı altında yeşil sermayeye (ya da kırmızı, sarı farketmez) devredilecektir. Özellikle, yeşil sermayenin Bolu’da, Doğu Karadeniz’de büyük çapta gayrimenkul yatırımları yaptığı basında çokça işlenmektedir. Kaçkar yaylaları da bu durumdan müstesna tutulamaz.

Bizler; vadimizin, dağlarımızın, yaylalarımızın ve Çamlıhemşin-Hemşin halkının başına ne gibi çoraplar örülmek istendiğinin gün gibi farkındayız. Bunun için de mücadelemizi her alanda vermeye çalışıyoruz. Bunu bilen idari bürokrasi; sorduğumuz sorulara hiç bir şekilde tatmin edici yanıtlar, bilgiler vermemektedir. Açtığımız davalarda ileri sürdüğümüz hukuki argümanları dahi; kelime oyunlarıyla geçiştirme gayretindedir. Bir yandan da direnişi kırmak için, yöre halkına bin bir türlü gerçek dışı beyanlarda bulunmakta ve vaatler sunmaktadır. Yeşil Yolu allayıp pullamaya çalışmaktadır.

Özellikle bu aşamada; basın aracılığıyla kamuoyuna duyurmak istediğimiz husus özetle şudur: Hiçkimsenin, bu Yöre halkını “işgalci, tecavüzcü” olarak itham etme haddi yoktur. Bu halk, devletin “d”si dahi burada yokken; yüzyıllardır bölgede, zorlu tabiat koşullarında, tamamen kendi imkanlarıyla yaşam uğraşı vermiştir. Vadinin, bu zamana kadar, bu eşsiz haliyle korunabilmesinin yegane sebebi bizlerin doğamızı, vadimizi canımızdan çok sevmemizdir. Ne zamanki idare, bu vadiye girmiş; o zaman, kaçak ağaç kesimleri, orman tahribatı vb. bin türlü nusubet vuku bulmuştur. O nedenle doğanın nasıl
korunacağını; yaylaların ne şekilde kullanacağını kimse bize öğretmeye kalkmasın. Asıl işgalcilerin; yaylalarımıza göz koyup, yaşam hakkımıza tecavüz edenlerin kimliği açıktır...

Türk Ceza Kanununun bir maddesini gerekçe gösterip de, bizleri yaylalarımızdan çıkaracağını sananların yolu ile Yeşil Yol aynı yerde buluşmaktadır. Buna da asla izin vermeyeceğimizi herkesin bilmesini isteriz.

Saygılarımızla,

Fırtına İnisiyatifi

 

Toplantı ile ilgili haber

http://toplumgazetesi.com/haber/yesil-yolu-degerlendirme-toplantisinda-gerginlik-5411.html

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık