Ana Sayfa Siyaset Halkevleri 24. Genel Kurulu:Diktatörlüğün Karşısında Biz Varız.

Halkevleri 24. Genel Kurulu:Diktatörlüğün Karşısında Biz Varız.

“Diktatörlüğün Karşısında Biz Varız” sloganıyla çağrısı yapılan Halkevleri 24. Olağan Genel Kurulu, Ankara Latanya Otel’de gerçekleşti. Kongrenin ilk yarısında konukların birlikte mücadele ve dayanışma mesajları öne çıktı. Kongrenin ikinci yarısında yeni yönetim kurulu belirlenirken, “Savaş ve Kürt sorunu”, “Gericilik ve faşizme karşı mücadele”, “Kadın mücadelesi” ve “Mücadele ve örgütlenme” başlıklarıyla yeni dönem mücadele programı tartışıldı

Giriş Tarihi: 13 Haziran 2016 Pazartesi 14:31
Halkevleri 24. Genel Kurulu:Diktatörlüğün Karşısında Biz Varız.

Halkevleri 24. Olağan Genel Kurulu, Latanya Otel’de “Diktatörlüğün Karşısında Biz Varız” sloganıyla gerçekleşti. Genel Kurul’da ilk olarak Halkevleri Genel Sekreteri Nuri Günay, genel kurula Türkiye’nin dört bir yanından mücadele deneyimlerini taşıyanları tek tek selamladı.

Günay’ın konuşmasının ardından devrim ve demokrasi mücadelesinde hayatını kaybedenler için saygı duruşu yapıldı ve Halkevleri tarihini anlatan bir video gösterimi yapıldı.

Video salonda “Yaşasın halkın hakları mücadelemiz” sloganıyla karşılanırken divan seçimi yapıldı.  Divana Metin Bakkalcı, Sevinç Hocaoğulları ve Rukiye Şimşek seçildi.

he_24_genel_kurul_divan

O kadın düşmanı sesini kesecek!

halkevleri-24-olagan-genel-kurulu-12

Divan üyelerinden Metin Bakkalcı’nın selamlama konuşmasının ardından 24. Olağan Genel Kurul’un açılış konuşmasını Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy gerçekleştirdi. Ersoy, diktatörün kim olduğunu herkesin bildiğini belirterek Halkevleri’nin kim olduğunu anlattı. Ersoy, diktatörlüğe karşı mücadele çizgisini “Yürüyeceğimiz yol bellidir! Diktatörlük hangi temeller üzerinde yükseliyorsa, oraya vuracağız. Hak mücadelelerinde geliştirdiğimiz doğrudan eylem çizgisini, diktatörlüğün karşısında da yaratacağız” diyerek anlattı.

Oya Ersoy Genel Kurul önündeki temel soruyu şöyle koydu: “Evet, bugün devrimciyseniz, sosyalistseniz stratejik hedef bellidir: Diktatörlüğü yıkmak. Bu hedefe nasıl yürüyeceğiz? Hangi güçlerle, nasıl yol alacağız? Diktatörlüğün programının karşısına halkın programını nasıl dikeceğiz?”

“Buradan bir kadın olarak, kadın özgürlük mücadelesinin ilkelerini kendi mücadele bayrağına yazmış bir örgütün genel başkanı olarak diyorum ki o kadın düşmanına sesini keseceksin” sözlerinin hemen ardından salondaki kadınlardan coşkulu bir şekilde “Jin jiyan azadi” sloganı yükseldi. Ersoy’un konuşması sık sık alkışlarla kesildi.

Ersoy’un açılış konuşması için tıklayınız.

Açılış konuşmasının ardından Sevinç Hocaoğulları konukları selamdı. Halkevleri 24. Genel Kurulu konukları şöyle:

DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, KESK Eş Başkanı Şaziye Köse, KESK MYK üyesi İlhan Yiğit, Ankara milletvekiili Necati Yılmaz, Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu üyeli Ali Çerkezoğlu, Ankara milletvekili Şenal Sarıhan, Şair Mehmet Özer, Gündem Çocuk’tan Esin Koman, Maraş Yaşam Platformu Sözcüsü Mehmet Ercoşçman, Barış Anneleri’nden Munube Koç, HDP’den Göğercin Aras, Politeknik’ten Hayati Can, ÖDP MYK üyesi Hasan Hayır, HKMO Ankara Şube Yönetim Kurulu üyesi Volkan Bilgin, Hacı Bektaş Vakfı GYK üyesi Bülent Gültekin, Hacı Bektaş Vakfı’ndan Eyüp Tek, Felsefeciler Derneği’nden Sonay Alpay, ESP Genel Başkan Yardımcısı Çiçek Otlu, Antalya milletvekili Niyazi Nefi Kava, EHP Genel Başkanı Sibel Uzun, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi MYK üyesi Çağdaş Küpeli, SES Eş Genel Başkanı İbrahim Kara, İHD’den Avni Kalkan, Barış Akademisyenleri’nden Meral Camcı, Bursa milletvekili Orhan Sarıbal, İzmir milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Kırmızı Şemsiye’den Bihter Altay, SYKP MYK üyesi Yelda Şahin Akıllı, SYKP’den Bereket Kar, Sarıyer Pınar Mahallesi Halk Kooperatifi Başkanı Birol Tufan, Ankara milletvekili Ali Haydar Hakverdi, Çankaya Belediyesi Meclis Üyesi Funda Gezmiş, Dev-Sağlık İş Genel Sekreteri Gürsel Kaya, Sine-Sen Genel Başkanı Zafer Ayden, Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Fevzi Ayber, TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası’ndan Tarık Ceyhan, Kimya Mühendisleri Odası Haşmet Camcı, Yrd. Doç. Dr. Neval Oğan Balkız, Yazar Ali Balkız, Devrimci 78’liler Federasyonu’ndan Cumhur Yavuz, İlerici Kadınlar’dan Fatoş Erol, HTKP’den Dursun Doğan, DİSK Emekli Sen’den Hüsnü Akkuş.

‘Emeğin, barışın, kardeşliğin, özgürlüğün ülkesini kuracağız’

Konuklardan ilk konuşmayı 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Genel Başkan Yardımcısı İhsan Seylan gerçekleştirdi. Seylan’ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

Halkevleri hep yanımızdaydı biz de onlarla beraber olacağımızı iletmek istiyoruz. Biz derneği kurarken ‘yeter’ derneği olmak istedik ancak acılar sürdü. O kadar üst üste geliyor ki acılar biz bazen kendi acımızı söylemekten çekiniyoruz. Sokağa çıkma yasaklarının olduğu ülkede sokaklardan gelen Halkevleri iyi ki var… 100 kişi koyun koyuna öldüğünde ellerinde barış talepleri vardı, biz de o umudu derneğimizin ismine koyduk.

Seylan’ın ardından KESK Eş Genel Başkanı Şaziye Köse kürsüde konuşmasını gerçekleştirdi. Mücadelede yitirdiğimiz tüm canları saygıyla anarak sözlerine başladı. Köse, “Ya koyu bir diktatörlük ya da demokratikleşmeye giden yolun açılması” dedi.

Konuklardan üçüncü konuşmayı HDP İzmir milletvekili Ertuğrul Kürkçü gerçekleştirdi. Kürkçü salonu DTK ve HDP adına selamladı. “Halkevleri bizim için demokrasi mücadelesinde vazgeçilmez bir ortak” diyerek kendisini bir konuk olarak değil yoldaşları olarak orada bulunduğunu bildirdi. 50 yıldır kritik dönemde olduğunu söylediğini ancak bu dönemin özel önemi olduğuna dikkat çeken Kürkçü, siyasetin yalnızca ekonomik değil çeşitli alanlardaki çelişmenin içinde olduğunu söyledi. Kürkçü, “Bugün Türkiye anayasa çerçevesinde yönetilmiyor. Saray’ın tüm ülkeyi çevrelediği bir sistem tarafından yönetiliyor. Bugün artık hepimizi bağlayan ortak kurallar dizisi yok. Buna karşı açık net tutum almak için ortaya attığınız sloganı aklen kalben destekliyoruz” diye konuştu. Kürkçü, HDP’nin Türkiye’nin batısından Kürdistan’ın en doğusuna kadar Halkevleri ve toplumsal mücadele bileşenleri ile omuz omuza olmaya devam edeceğine söz verdi. “Bize verdiğiniz vekalete sadık kalacağız” dedi. Kürkçü “Ya Kürt halkının Türkiye halklarının eşit yurttaşlar olarak tekrar kurmasını sağlayacağız ya da ruhen kopmuş olan bu halk kendi başının çaresine bakacaktır” diye vurgu yaptı. “Umarım seçim ortaklığı dışında ortak kurtuluş mücadelesinin dışında bir ortaklık kurabiliriz birlikte. Umutla selamlıyorum” diyerek sözlerine son verdi.

Sonrasında kürsüye DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu çıktı. Çerkezoğlu, salonu DİSK adına selamladı ve şöyle konuştu:

İster kabul edilsin ister edilmesin yönetim biçimi değişmiştir. 8 Haziran’dan bugüne yaşatılanlar baskı ve savaş rejimini kurumsallaştırmak için atılan adımlardır. İstikrar kavramını kullandılar. İstikrarla büyüyen şeyi biliyoruz.

2202 yılında 450 bn taşeron vardı. Şimdi 2 buçuk milyonu aştı. Aynı yıl 870 işçi yaşamını yitirmişken bu yıl bu sayı 1730. Soma’da 301 maden işçisini taşeron düzenine kurban verdiğimizde hepimiz irkildik. Ama bu ülkede her yıl 3 tane Soma oluyor.

Emeğin milli gelirden aldığı pay %40’lardan 30’lara düştü. Sendikal haklar kullanılamıyor. Türkiye’de her gün 4-5 işçi kardeşimizi iş cinayetlerine kurban veriyoruz. Hükümet programında iş güvencesi 1 kez geçerken rekabet 17 kez geçiyor.

Kadınların ne yapacağına dair söz söylemeden tek bir gün geçirmiyorlar. AKP iktidarı, en az 3 çocuk derken bugün kadınları yarı zamanlı, güvencesiz çalıştırarak ucuz iş gücü olarak görüyor.

Meclisten geçen kiralık işçi yasasıyla birlikte tüm çalışma yasasının çatısı ortadan kaldırıldı. Emeğin kazanılmış tüm hakları ortadan kaldırılıyor. Aslında bu iktidar gücünü nereden alıyor diye baktığımızda neoliberal programları görüyoruz. Aynı zamanda bu güçsüzlüğüdür. Baskıyla şiddetle savaş politikalarıyla diktatörlükle bu programı hayata geçirmek zorundadır. Irkçı şoven politikalarla çeşitli biçimlerde işçi sınıfını bölerek bu politikaları hayata geçiriyor AKP.

Artık her şey apaçık ortada. Herhangi bir hak mücadelesi için sokağa çıktığımızda savaş politikalarına yani faşizme karşı mücadele perspektifi olmadan yürütmek mümkündür. Öğretmenlik, akademisyenlik, gazetecilik, tiyatroculuk sendikacılık, milletvekilliği faşizmden ayrı düşünülemez.

AKP’nin oy aldığı kitleler haklarının bilincinde değildir. Ama AKP’nin karşısındaki kitleler canı pahasına mücadele edenlerdir. Bu ülkenin değişim umudu mücadele edenlerdedir. Gezi Direnişi bunu gösterdi.

Ve mücadele bir bütün. Emek düşmanı siyasi iktidarı karşısında, kadın düşmanı siyasi iktidarın karşısında mücadeleyi hep birlikte yürütmek zorundayız. Eşitlik özgürlük adalet mücadelesi gelişmeden işçi sınıfı mücadelesi de büyüyemez. Biz DİSK olarak biliyoruz ki Halkevleri, direniş çadırına gelen çorbadır. Evet Halkevleri aydınlanma mücadelesinde bir arada yürüdüğümüz yol arkadaşıdır.

AKP’nin bütün yaldızları döküldü. Dün “Ali İsmail’in mi Saray’ın mı yanındasın?” diye soruyordu tarih. “Madende ölüme yatan emekçinin yanında mısın Saray’ın mı?” diye soruyor şimdi de. Emeğin mi yanındayız yoksa sömürünün mü? And olsun ki emeğin, barışın, kardeşliğin, özgürlüğün ülkesini kuracağız. Hepimizin yolu açık olsun.

CHP adına Necati Yılmaz Kemal Kılıçdaroğlu’nun selamlarını getirdi. “Çocukluğumdan beri dahil olduğum bir büyük davayı sizlerle birlikte hatırlıyorum. Hayatın her alanında yürütülen mücadele o diktatöre geçit vermeyecek” dedi. Kürkçü’ye katılan Yılmaz Türkiye’nin ilk sorununun “kuralsızlık” olduğunu söyledi. Daha fazla örgütlü olmak gerektiğini söyleyen Yılmaz, Halkevleri’nin sokaktaki mücadelesini selamladı.

Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Fevzi Ayber konuşmasına salonu selamlayarak başlayarak,“Umutsuzluğu kırarak, yoksul işçi ve emekçileri, din afyonu etkisi altındaki AKP yandaşlığını bertaraf ettiğimiz sürece bu diktatörlüğü alaşağı edeceğiz” dedi.

EHP Genel Başkanı Sibel Uzun, “Gerçekten tam bağımsız ve demokratik ülkeyi birlikte kazanacağız” sözleriyle salonu selamlayarak konuşmasına başladı. Türkiye topraklarında görülmemiş bir diktatörlük rejimi ile karşı karşıyayız” diye başladığı konuşmada, iç savaşın bile göze alındığını söyleyerek Sur’da Cizre’de yaşananları hatırlattı. Dokunulmazlık konusunda CHP’yi eleştiren Uzun, “Hayır dememelerini hayretle karşılıyoruz” diye konuştu. Kürt sorununun bir turnusol kağıdı olduğunu söyleyen Uzun, “Muhalefet olarak Gezi’ye nasıl kalıcılaştırmalıydık, bunu düşünmeliyiz” dedi. Demokrasi Cephesi çağrısına buradan bir yanıt istediğini belirten Uzun, “Türkiye yeniden ayağa kalkmaya gebedir” dedi. “Ben de sözünüze katılıyorum. ‘Biz varız’ diyorum” diyerek sözlerini sonlandırdı.

“Gençlik kazanacak!”

halkevleri-24-olagan-genel-kurulu-3

SGDF Eş Başkanı ve Suruç Katliamı’nda hayatını kaybeden Ezgi Sadet’in ablası Özgen Sadet salonu selamlayarak konuşmasına başladı. Sadet şöyle konuştu:

Bizler dün Gezi komününde bugün de Suruç’ta arkadaşlarımızın cenazelerinde bir aradaydık. Darbeye ve savaşa inat halkların ailelerin adalet ve eşitlik mücadelesi için bir aradayız. Biz Suruç’tan çıktıktan sonra bir tek şey söyledik. ‘Patlamada yitirdiğimiz arkadaşlarımız bizlere siper olduğu için bugün biz hayattayız’ dedik. Haykırdığımız sloganlar Suruç’ta, Ankara’da, Mardin’de, Hopa’da şehit düşen yoldaşlarımızın sesiyle karışarak yükseliyor. Bir tane söz veriyoruz: Diktatör yenilecek. Adalet kazanacak. Gençlik kazanacak!

Sadet’in ardından ÖDP MYK üyesi Hasan Hayır söz aldı. “Devletin bürokratları bir partinin doğrudan temsilcisi gibi faaliyet yürütüyor. Cemaat ve tarikatlar keza öyle… Ensar Vakfı olayı nasıl bir yaklaşım içinde olduklarını da özetliyor” diyen Hayır Ortadoğu’dan örnekler vererek siyasal İslam’ın artık bir seçenek olmadığının açık olduğunu vurguladı. “Eski rejimin kurumlarına dayanarak ve değer yargılarını koruyarak bir mücadele yaratabilir miyiz?” diye soran Hayır, “Bence bu kısmı artık geçmeliyiz.” Dedi. Ve artık seçimlerle kendisini hukukdışı anayasa üstü sayan iktidarı alt etmen fikrinin önemsiz olmamakla birlikte aşılması gerektiğini söyledi. Hayır 3 yıldır bir Anti-Gezi programı uygulandığını belirten Hayır, “Gezi’ye bakmak lazım” dedi. Hayır Halkevleri’nin de dahil olduğu birleşik mücadeleyi teklif etti.

Konuşmanın ardından ismini vermek istemeyen bir kadın divana papatya sundu. Salondakiler çiçeğin, ömrünün çoğunu devrimci mücadeleye adayan Ankaralıların Sümer Anne’si, Sümer Demirel’den geldiğini anlayarak, alkışladı.

Hayır’ın ardından Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nden Çağdaş Küpeli söz aldı. Küpeli, “Söyleyecek sözümüz tarihten geliyor. Söz yetki karar iktidar halka! Hep birlikte mücadele edip bu sözü yerine getireceğiz” dedi.

“Ayakta olmaya devam edeceğiz”

Küpeli’nin sonrasından CHP Ankara milletvekili Şenal Sarıhan kürsüden konuşmasını gerçekleştirdi. Sarıhan konuşmasına “Bu kürsüden Şenal olarak konuşuyorum” diyerek başladı. Mücadele arkadaşlarıyla aynı salonda olmanın mutluluğunu paylaştığını ifade eden Sarıhan şöyle konuştu:

Oya ile bir tarih paylaştık. Benim hukuk büromda staj gördük. Metin’de 12 Eylül’de karşılaştık. O zindandaydı ben avukatıydım. Sümer Abla oturuyor, Mamak kapılarının yılmaz savunucularından biriydi. Birlikteydik. Biz çok zulüm gördük. Ama Halkevleri olarak buradayız. Halkevlerinde büyümüş bir çocuktum ben babam da Halkevciydi. Ayakta olmaya devam edeceğiz.

CHP’li milletvekili Niyazi Nefi Kara şöyle konuştu:

Nerede olursak olalım söylediğimiz tek şey vardı: Söz yetki iktidar halkın olacak” CHP aday adayı olduğumuzda… Bunları söylediğimiz için kendi oy bölgemizde seçim kazandık. Bu sloganlarla, bu yürekle Halkevci olarak geldik bugüne. CHP’yi eleştirmeye devam ediyorsunuz, etmelisiniz, gerekirse yerden yere vurmalısınız. Hayır derken 110 milletvekili örgütleyebildik. Sokağa da çıkabildik. Suruç’ta şehit edilen arkadaşlarımız öldürüldüğünü söylediğim zaman 9 yaşındaki çocuğumu ikna edip milletvekili oldum. Yeniden ölüm olduğunda “Defol baba, hiçbir şey yapamıyorsunuz” dedi. Ama biz nerede kazanacağımızı biliyoruz: Halkevleri var!

“Kadın kadındır, yarım olan aklındır”

Ankara bağımsız milletvekili Aylin Nazlıaka, konuşmasında uyuşturucu kullanımı, depresyon ilacının kullanımının arttığını, kadına yönelik şiddetin arttığını ve karanlıklar içerisinde kutuplaştırmanın olduğunu söyledi. “Aydınlığa nasıl çıkacağız” sorusunun cevabının Halkevleri tarihinde bulunabileceğini söyleyen Nazlıaka, “Halkevleri tarihi ‘daha iyi bir yaşam mümkün diyen idealist devrimci insanların öyküleri ile doludur” dedi. Birleşik bir güç oluşturmanın gerekliliğine dikkat çeken Nazlıaka, kadını annelik ile tarif etmeye çalışan Ortaçağ aklına seslenerek “Kadın kadındır, yarım olan aklındır” dedi. Gezinin üçüncü yıldönümünde duyarlı, insan hakları savunucusu olan insanların bir araya geldiğinde nasıl güçlü olduğunu hatırlamaya çağırdı. Cerattepe’ye ve kürtaj eylemlerine de göndermeler yapan Nazlıaka, Gezi’de yitirilenleri sayarak, özlemle andığını söyledi.

Maraş Yaşam Platformu Sözcüsü Mehmet Ercoşman söz alarak Maraş’taki AFAD kampının devam ettiğini, bunun asimilasyon olduğunu düşündüğünü söyledi. Bunun bir paranoya olduğu eleştirilerine karşı “Mülteciliği biz içimizde gördük. Abimi 78’den sonra 21 sene sonra gördüm. Kimse bize mülteci karşıtısınız diyemez” diye yanıt verdi. Halkevleri’nin desteğini vurgulayan Elçi, “Onlardan öğrenecek çok şey var” dedi.

Gündem Çocuk’tan Esin Koman, Halkevleri’nin çocuk hakları konusunda kendilerinin yol arkadaşı olduğunu vurgulayarak “Çocuklar da kötü günlerden muaf değil ne yazık ki. Bugün bu salonda bu heyecanla bu moral bozukluğunu, karanlık günleri aşacağımıza inanıyorum” dedi. 875 çocuğun katledildiğini ifade eden Koman, devletin çocuk algısına değindi. Çocukların da kadınlar gibi, ötekiler gibi nesneleştirildiğini söyleyen Koman, şöyle dedi:

Bir çocuk gittiği okulda okul müdürünün camından atarak intihar ettiğini duyuyoruz. Ensar’ın haberlerini okuyoruz. Halkevleri’nin çalışmalarını bu yüzden önemsedik. Beraber hazırladığımız programlarda çocukları özgürleştirmek için elimizden geleni yaptık. Bu çok kıymetli. Eğitim Hakkı Meclisleri’nin çalışması, istismarı ortaya çıkarmak, verilen mücadele çok kıymetli.

Uçurtma Çocuk Dergisi’ne de değinen Koman, “Uçurtma hepimize çok iyi geldi” dedi. Koman son olarak “Beraber yürümek üzere yolumuz açık olsun” ifadelerini kullandı.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Derneği’nden Bülent Gültekin, “Kızılbaşlar nerede? demeyin diye buradayım” diyerek konuşmasına başladı. Hacı Bektaş Veli’nin bir sözü ile birlik çağrısı yaptı.

Divriği Kültür Derneği Başkanı Metin Aktan “Yan yana birlikte, omuz omuza olmak dışında başka çaremiz yok” ifadelerini kullandı.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz CHP'den Alman Dergisine yalanlama

CHP'den Alman Dergisine yalanlama

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık