Ana Sayfa Eğitim Torun,okullar yeni öğretim yılına yeni sorunlarla girdi.

Torun,okullar yeni öğretim yılına yeni sorunlarla girdi.

Türk Eğitim Sen Artvin Şubesi eski Başkanı Nizamettin Torun, 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılı dolayısıyla bir açıklama yaptı.

Giriş Tarihi: 20 Eylül 2014 Cumartesi 14:12
Torun,okullar yeni öğretim yılına yeni sorunlarla girdi.

Hayati Akbaş

ARTVİN-Torun açıklamasında bu iktidarın en başarısız olduğu Bakanlığın Milli Eğitim Bakanlığı olduğunu belirterek; “Okullar yeni öğretim yılına yeni sorunlarla girdi. MEB sorun çözen değil, sorun üreten bir bakanlığa dönüştü. Bu iktidarın en başarısız olduğu alanın Milli Eğitim Bakanlığı olması tesadüf değildir. İktidarın eğitimin temel felsefesiyle kavgalı halde olması, eğitim sistemimize, eğitim çalışanlarına ve çocuklarımıza çok pahalıya mal olmaktadır.

Eğitim sistemimiz gençleri üretici yapamıyor. Liselerin mesleki ve teknik okullara oranı değiştirilememiştir. MEB, okulların tabelalarını değiştirerek sorunu çözdüğünü sanmaktadır. Liselerin önüne “Anadolu” eklemekle sistemi değiştirmiş olmazsınız. ÇPL’ler işlevini kaybetmiştir. Fen liseleri her kasabaya açılmak suretiyle amacından uzaklaşmıştır.

Eğitim sistemimizin (eğer sistem denirse) en büyük sorunu nitelik sorunudur. Bu hastalık eğitimin bütün kademelerinde mevcuttur. Dünyada ilk 250’ye giren üniversitemiz yoktur. Yüksekokullar yüksek liseye dönüşmüştür. Eğitimin her kademesinde nitelik yerine nicelik tercih edilmiştir. PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) gibi uluslararası değerlendirmelerde Türkiye son sıralarda yer almaktadır.

PISA’da ilk sıralarda yer alan ülkelerden Finlandiya’da yüksek lisans yapmayan öğretmen hemen hemen yoktur. PISA’da başarının sırrı öğretmene yatırımdır. Bununla beraber MEB bunun tam tersine bir politika izlemektedir. Türkiye’de öğretmenlerin yüksek lisans yapmasının önüne geçilmiştir. Yüksek lisans ve doktoralı olanların aldıkları ek ders ücret farkı 2006 yılında (yüzde 25, yüzde 40) kesilmekle kalınmamış, öğretmenlerin yüksek lisansa bağlı özür ataması hakkı elinden alınmıştır.

En büyük servetimiz olan insanı israf ediyoruz. Her 5 üniversite mezunundan biri işsizdir. Yüksekokul mezununun lise mezununun işini yapması, lise mezunlarının işsiz dolaşması, bir kişinin aldığı eğitiminin dışında çalışması insan israfıdır. Yüz binlerce öğretmen adayının atanmayı beklemesi, bir yanda o iş kolunda ihtiyacın on misli fazlalık, öbür yanda ihtiyacın çok çok altında diplomalı insan bulunması israftır. İsraf derken, Almanya gibi zengin ülkelerin 4-5 yıl kullandığı ders kitaplarını ders yılı sonunda çöpe atıp –birilerine rant sağlayacağım diye- her yıl yeniden kitap dağıtmak da bir başka israftır.

62. Hükümet Eğitim sistemini bitirildiğini düşünmüş olacak ki Programında, “Gençlerimizi toplumun  değerlerine yabancılaşmadan, bilgi ve tecrübe  ile donatarak meslek sahibi ve rekabet gücü yüksek bireyler olarak  yetişmeleri  için eğitimden istihdama kadar  her alanda gerekli tedbirleri  alacağız” şeklindeki yuvarlak bir ifadenin dışında eğitim ile ilgili bir konu bulunmamaktadır.

Son 12 yılın beş Milli Eğitim Bakanından her birinin yaptığını bir sonraki bozdu. Her gelen yeni bakan bir öncekini arattı. MEB’in son buluşu ise, “bizden olmayan” yöneticilerin görevlerine son veren yönetici kıyımı yönetmeliği..

Türkiye’de 8 bin müdür MEB’in bu son buluşunun kurbanı oldu. Öyle bir uygulama ki, Bakanın tebrik ettiği, ödüllendirdiği, yüksek lisans ve doktoralı, müdürler, yandaş milli eğitim ve şube müdürlerinin verdiği 75 puanın altında kalarak görevden alındı. Şimdi müdür yardımcıları ayni akıbetle karşı karşıya bulunmaktadır. MEB özellikle milli gördüğü bütün kadroları tasfiye etmeye ahdetmiş görülüyor. Gelecek öğretim yılında ise muhtemelen öğretmenler/memurlar için rotasyon tartışılacak, memurluk güvencesinin kaldırılmasıyla memura son darbe vurulacaktır.

MEB 12 yıldır, Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş sistemini (TEOG) kurmayı başaramadı. 2005 yılında OKS getirildi. Çelik 2007’de, sınav sayısını 3’e çıkararak SBS’yi getirdi. N. Baş, sınav sayısını 1’e indirdi. Ö. Dinçer sınavın tamamen kaldırılmasına karar verdi. Nabi Avcı sınav sayısını 36’ya çıkardı. 2014-2015 öğretim yılına girerken TEOG (yap-boz sistemi) tam bir işkence ve komediye dönüştü.

İHL üzerinden adeta toplum ikiye bölündü. Bu ülkedeki bütün okullar bizim okullarımız değil mi ve hangi okula ne kadar ihtiyacımızın olduğuna dair bir planlama gerekmiyor mu?

Siyasi iktidar, eğitim bilimini kafasındaki eğitim anlayışına uydurmaya çalışmaktadır. 4+4+4 sisteminde, öğrencilere seçmeli ders havuzu oluşturuyoruz dediler. Aslında öğretmensiz ve derslik olmadan seçmeli ders olamayacağı daha önce tecrübe edilmişti. Bir sorun daha çıktı; sınıfların haftalık ders saati sayısı fazla seçmeli derse imkân vermiyordu. Bu anlayışla ders saatleri ortaokulda haftada 30 saatten 36- 37 saate, liselerde haftada 30 saatten 37- 40 saate çıkarıldı. Bu uygulama her hangi bir araştırma veya bilimsel-pedagojik veriye dayanmıyordu. Nitekim 2012-13 ders yılı sonunda, haftalık ders saati sayısı tüm ortaokul sınıflarında 35’e indirildi. Bakanlık muhtemelen çocuklarımızı bir süre daha kobay olarak kullandıktan sonra ortaokul ve liselerde bu ders saatlerini daha da azaltacaktır.

Bir ileri iki geri, yap-bozlarla birlikte, iktidar milli eğitimde eğitimin özelleştirilmesine giden yolun taşlarını döşemektedir.

İnsan yetiştirme düzeni bozuk olan bir ülkede hiçbir şey düzenli değildir.

Yeni öğretim yılında bütün eğitim çalışanları ve öğrencilerimize sağlık ve başarılar diliyorum

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz PISA testi 2018 sonuçları açıklandı: Türkiye yine tüm alanlarda OECD ortalamasının altında

PISA testi 2018 sonuçları açıklandı: Türkiye yine tüm alanlarda OECD ortalamasının altında

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık