Ana Sayfa Ekonomi Türkiye'ye ,2015 yılında 225 Milyar dolar lazım.

Türkiye'ye ,2015 yılında 225 Milyar dolar lazım.

Türkiye, 2015 yılında, GSYİH’nin % 27’si kadar, 225 milyar dolar bir dış kaynak bulmak zorunda... Nazif Ekzen yazdı 19.12.20

Giriş Tarihi: 20 Aralık 2014 Cumartesi 01:33
Türkiye'ye ,2015 yılında 225 Milyar dolar lazım.

Yılı bitirirken Aralık ayının ilk yarısında açıklanan ekonomik göstergeler çok tedirgin edici oldu. Hükümetin bu göstergelere karşın aşırı rahat-iyimser tavrı ilk bakışta daha da tedirgin edici. Ancak başbakanın dilinden kaçan kimi cümleler, başbakan yardımcısının artık açıklama değil değerlendirme olmaya başlayan söylemleri, sıkıntıların ciddiyetine işaret ediyor.

Türk ekonomisine ilişkin olarak uluslararası kuruluşların ve dış alem karar alıcılarının yaptığı açıklamalarda duyulan tedirginliğin yaygın hale geldiğini gösteriyor. Daha da yeni, yakın çevremizde ortaya çıkan ekonomik gelişmelerde var. Rusya krizi en önemlisi ve bizi kısa dönemde yakından etkileyecek bir gelişme.

Son dönemde bu sayfalarda sıkça, Türkiye’de 1947 sonrasında her on yılda bir tekrarlayan “dış kaynak dar boğazının” tekrarlamakta olduğunu vurguladık. Kimi işaretler ve onların uzantısı olarak resmi söylemler çok benzer.

Ancak “bu sefer farklı”. Bu söylem 2008 krizi sonrası dış dünyada çok tartışıldı.

DIŞ KAYNAK İHTİYACI

Türkiye, 2015 yılında, GSYİH’nin % 27’si kadar, 225 milyar dolar bir dış kaynak bulmak zorunda. Bu tahmin IMF’nin kısa bir süre önce açıklanan, IV. Md. Türkiye İnceleme Raporu’nda yer aldı. Son iki yılda, 2012 ve 2013 inceleme raporlarında, IMF artan dış borç, özellikle kısa vadeli dış borç yükü konusunda ısrarla uyarılar yapmıştı. IMF 2014 Raporu’nda uyarının ötesine geçiyor ve Türkiye'nin “resesyona” gittiğini vurguluyor.

Rapor Ekim sonunda tamamlanmıştı ve o tarih itibariyle, düşük büyüme, yüksek enflasyon ve düşme eğilimi gösterse de, hala yüksek seyreden cari açığa dikkat çekiliyor ve 2.15 seviyesindeki TL’nin %20 oranında yüksek değerde olduğu vurgusu yapılıyordu. Açıklamadan hemen sonra Türkiye, Rusya’daki dalgalanmadan kaynaklandığı söylenen %5-6 oranında TL de bir değer kaybı yaşadı.

2014 Raporu’nun ekinde yer alan “Dış Denge Finansman İhtiyacını”gösteren 4. no’lu tablonun bir bölümünü kullandık. Son altı yıllık AKP iktidarı döneminde dış borç yükünün kaynaklarını göstermek için bunu yaptık. 2014 yılı sonunda Türkiye’nin dış kaynak ihtiyacı 212 milyar dolar olarak gerçekleşecek. 2015 yılında ise 225 milyar dolara ihtiyacı var. 2014 yılındaki 212 milyar dolarlık dış kaynak ihtiyacının % 60’ı “kısa vadeli dış borç”yükünden, % 19’u cari açıktan ve %21’i orta-uzun vadeli dış borç finansmanından kaynaklanmış.

2008 yılında, kriz dönemi sırasında Türkiye’nin dış kaynak ihtiyacı 122 milyar dolar. Bu kaynak %35’i kısa vadeli dış borç, %32’si cari denge finansmanı, %29’u orta-uzun vadeli dış borç finansmanından kaynaklanıyor.

HIZLA YÜKSELEN BORÇLANMANIN KAYNAKLARI

Tablo 2008 krizinden sonra 2012 yılında başlayarak borçlanmanın yükünün çok hızlı arttığını gösteriyor. Kuşkusuz bu yük artışının kaynağına bakmak gerekli. Çok zaman geçmedi, hatırlanacaktır. 2008 krizi sonrasında 2009 yılında yaşanan resesyona bağlı olarak büyümede net %4.8 oranında daralma yaşandı. Takip eden 2010 ve 2011 yıllarında ise %9 ve %8 artış gerçekleşti. Çok konuşuldu, kısa vadeli sıcak para ile finanse edilen bu yılların verdiği finansal tahribatın sonuçları olarak yüksek bedel ödenecekti. Şimdi üç yıldır bu bedeli ödüyoruz ve görüldüğü kadarıyla 2015’te, dördüncü yılda da yaşayacağız.

2010-2011 yıllarından kaynaklanan kısa vadeli dış borç yükü, 2012 yılı ile birlikte, son üç yılda büyümenin düşmesi ile birlikte, yükselen ticaret açıklarının ortaya çıkardığı önlenemez cari açık finansmanı ile birleşerek Türkiye’nin dış kaynak ihtiyacının katlanarak artmasına neden olmuştur.

Türkiye 2011 sonrasında dış kaynak kullanımını piyasalarda zorlayamayacağını görmüş ve istemeyerek düşük büyümeye razı olmuştur. Finans piyasalarından gelen bu baskı devam etmekte ve Türkiye daha fazla borçlanamamaktadır. IMF raporlarının satır aralarında bu dayatmanın izlerini son üç yılın raporlarında görmek mümkün.

ÖZEL KESİMİN BORÇLARI

AKP İktidarı döneminde, son 12-13 yılda, tartışmasız olarak ekonomide, kamu ekonomisinin geçmişteki gücünün yok edilişini izledik. Sanayiden ve tarımdan çok sayıda örnek vermek mümkün. Son örnekler enerji sektöründe yaşanıyor.

Kamu ekonomisi güçsüzleşiyor, yurt-içi tasarruflar düşüyor, yatırımlar, özellikle özel sektörün sanayi yatırımları düşüyor. İşsizlik artıyor. Büyüme düştükçe ortaya çelişik bir durum çıkıyor. Büyümede belirleyici sektör, gücünü yitirmiş olan “kamu sektörü” oluyor artık. Kamu inşaat yatırımlarını, kamuya “saray” ve yeni “bakanlık” binaları yaparak zorluyor. Kamu harcamalarına baktığımız zaman, transfer, personel ve faiz harcamalarından sonra kamu inşaat harcamaları bütçede 4. sıraya çıkıyor. İktidar kamu harcamalarına sarılmış oluyor.

Elindeki kamu araçlarını büyük ölçüde yitirdiği için üretim cephesinde yapabileceği bir şey yok. Öyle olunca kamu devamlı rapor hazırlıyor-plan yapıyor, program yapıyor, strateji belirliyor.

Kamu dışında özel kesim derin bir sessizlik içinde. Risk almak istemiyor. Üç yıldır yeni yatırımları olmadığını biliyoruz. Kısa vadeli dış kaynak ile geçmiş dönemde borçlanmış ve risk almış olanlar yatırımdan uzak duruyor. Kurdan kaynaklanacak kriz bu kez doğrudan özel sektörü etkiyecek. Verdiğimiz ek tabloda ayrıntılı görmek mümkün. Borç artık kısa vadeli ve özel sektör borcu. Geçmişte yurt dışından kamu; hazine, merkez bankası ve diğer kamu aracıları borçlanırdı. Kriz olunca kur farkından kaynaklanan yük de kamuya kalırdı. O nedenle kriz ve devalüasyon sonraları, borçların yeniden yapılandırılması için hep hazine yabancılarla masaya otururdu.

BU SEFER FARKLI

Şimdi tablodan izlediğimiz kadarıyla, kamunun ağır bir dış borç yükü yok. Borçlanmanın kaynağı özel sektör. Özet olarak, diğer sektörler grubundan ayrı tuttuğumuz Türk özel sektörü 110 milyar dolar dış borç ödemesini finanse edebilir mi? Takip eden yıllarda da bu yükü kaldırabilir mi? Bunu büyümenin durduğu bir ortamda taşıyabilir mi?

Evet, bu sefer farklı. Türk özel sektörü buna hazır mı? Yoksa biz bunu gene kamuya yükleriz düşüncesi mi var?

Dış borç, kısa vadeli dış borç-düşük yurtiçi tasarruflar, yüksek cari açıkla birlikte düşük büyüme son üç yılda Türk ekonomisini derin bir dar boğaza sürükledi. Görünen o ki, bu gidiş devam edecek.

AKP iktidarı ise ısrarla “rapor hazırlayarak” bu dar boğazı aşmaya çalışıyor.

Nazif Ekzen 

Odatv.com

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık