Ana Sayfa Söyleşi Yeni-liberalizm - Suların özelleştirilmesi - Uluslararası mücadele

Yeni-liberalizm - Suların özelleştirilmesi - Uluslararası mücadele

Artık ezilenlere dayattıkları o yüce devlet anlayışı kalmıyor. Ne başkaldıran devlete başkaldırmış oluyor, ne de boyun eğen devlete boyun eğmiş oluyor.

Giriş Tarihi: 3 Temmuz 2014 Perşembe 19:51
Yeni-liberalizm - Suların özelleştirilmesi - Uluslararası mücadele

Yeni-liberalizm:


Bugün yaşadığımız ve mücadelesini verdiğimiz gerek sularımıza ve gerekse yaşam alanlarımıza birer saldırı olarak tecrübe edindiğimiz, doğal alanlara ve yaşayanlarına, karşı geliştirilmiş sermaye odaklı tüm bu atakları daha sağlıklı anlayabilmek için, bunları tetikleyen gelişmelere hâkim yeni-liberalizm anlayış ve işleyişini de kısaca-kabaca özetlemekte fayda var.


Yeni-liberalizm,  kavram olarak II. Dünya Savaşı'nı takiben ilk Fransa'da kullanılmış ve ardından Almanya'da benimsenmeye başlayıp ezen güçlerce geliştirilerek uygulanmıştır. 20. yüzyıl ortalarından itibaren yoğun uygulanagelerek günümüze kadarki sürece damgasını vurmaya devam etmektedir. Amaç, sosyal ve ekonomik alanlarda yeni bir liberal canlanma yaratmaktır. Temel felsefesi özet olarak: devletler serbest rekabete müdahale etmemeli, sadece rekabeti teşvik etmekte gerekli olan yasal ve politik düzenlemeleri uygulamalıdır.


Klasik liberalizmden farklı olarak, yeni liberalizm anlayışıyla:

Sadece kendi ülkeleri içinde değil, diğer gelişmemiş, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin de piyasa ekonomisine yeni müdahale stratejileri geliştiriliyordu. Bu stratejiler ‘'kalkınma-gelişim modeli'' olarak paketleniyor ve özellikle yıkımdan önceki sosyalist bloklara karşı daha güçlü bir serbest piyasa ekonomisini hâkim kılmak amacıyla ezen güçleri de merkezileşmeye götüren bir yöntemle uygulanıyordu.

Bir diğer önemli özelliği ve bugün yeni-liberalizm denince hemen akla gelmesi gereken unsurlardan biri, kamu malları olarak bilinen, devlete ait tüm işletmelerin özel şirketlere devredilmesidir. Bir diğer özelliği de doğal yaşam alanlarına saldırılarıyla doğada hazır halde bulunan ve halkın kullanımında olan varlıklara saldırı: Yani özelleştirmeler.

Küresel ekonomiye (global ekonomi) geçiş yeni-liberal ataklarla uluslararası politikaların belirlenmesi ve uygulanmasıyla başlar. 1989 Washington Uzlaşması bu bakımdan çok önemlidir. Merkezi Washington'da olan Dünya Bankası ve IMF'nin gelişmekte olan ülkelere karşı uygulayacağı politikaların temel ilkeleri olarak bilinen asal politikalar bu uzlaşma ile belirlenmiştir. Yeni-liberal ekonomik açılım tüm sorunları çözmenin temel çaresi olarak kabul edilmiştir. 10 Emir de denilen (adını hıristiyanlık inancındaki 10 Emirden almıştır) 10 maddelik vazgeçilmez temel güzergâh ilkeleri belirlenerek kabul edilmiştir. Adeta herkes herkese karşı (sınırsız rekabet) prensibi hâkimdir.

1989 Uluslararası Washington Uzalşması; 10 Emir:

1) Küreselleşme 2) Liberalleşme 3) Özelleştirme 4) Ekonomik büyüme 5) Özel mülkiyet haklarını güçlendirme (şirketler için. mesela özel mülk edindiği doğayı özel ordusuyla koruma hakkı da dahil) 6) Vergi reformu-Mali Disiplin 7) Devlet müdahalesinde sınırlama (ekonomiye) 8) Devlet harcamalarında sınırlama (eğitim, sağlık vb. sosyal alanlarda) 9) Küresel serbest piyasa (ülkeler ticarete sınırlarını açmalı) 10) Serbest piyasa kanunları oluşturma.

Bazı kavramları önemi açısından açmakta fayda var. Sonraki yazılarımızda ayrıntılarıyla bu başlıkları açmak üzere şimdilik kısaca ve basitçe anlaşılacak manalarıyla bir açılış yapıyoruz.

Mali Disiplin: Bu kavramla yeni liberallerin kastı önemlidir. Önceki yıllarda yaşanan süreçten sezinlediğimiz kadarıyla yaptığımız tespitlerden biri de; sermaye güçlerinin artık bir şekilde devletleri de aradan çıkarmaya çalıştığıydı. Yeni-liberallerin 1989'da aldığı ilke kararlar doğrultusunda uyguladığı şey resmen budur: ‘'Fonksiyonlarını sınırlayarak devletleri aradan çıkarmak''. Onlara göre; sosyal devletler artık bir yük olmaya başlamıştır. Devletlerin borçlanmaları, yeni borç yapmaları sınırlanmalıdır. İşletme ve gelir vergileri düşürülmelidir. (vergi reformu). Devletin eğitim, sağlık ve alt yapı temini gibi hizmetleri sınırlanırsa sosyal harcamaları da azalır. Bu yüzden işletme ve gelir vergilerinde indirime gidilmelidir.

(Böylece çıplak mücadelede devri başlamıştır. Sermaye güçleriyle ezilenler artık direkt yüz yüze, direkt göz gözedir! Artık ezilenlere dayattıkları o yüce devlet anlayışı kalmıyor. Ne başkaldıran devlete başkaldırmış oluyor, ne de boyun eğen devlete boyun eğmiş oluyor. Ne mücadele eden devletini koruduğu söylemine saklanabilir, ne de mücadele etmeyen devletinin istediği gibi uysal kulu olduğu söylemine saklanabilir! Mücadele devlete karşı gelişmişlik olarak algılanırsa herkes yanılır!Burada artık hangi ulustan olursanız olun, hangi halktan, dinden, dilden olursanız olun ve dahi hangi siyasi görüşten, partiden olursanız olun bir tek şey kalıyor: SINIFLARIN AÇIK

MEYDAN SAVAŞI!!! İşinize gelse de gelmese de bir şeyi çok iyi belirlemeniz gerekiyor: Durumunuza bakın; ezenlerden misiniz yoksa ezilenlerden mi? Artık safların en kaba hatlarıyla barizleştiği tarihsel süreç budur! Bunu en başta ezilenlerin kafasına iyice yerleştirmesi gerekir!)

Bu doğrultuda AB ülkeleri ise adım adım liberalleşme, prensibini esas alıyor. 10 yıllık periyodlar halinde liberalleşme programı oluşturuyor. Böylece ilkini Mart 2000 yılında yaptıkları Lizbon zirvesinde Lizbon Stratejisi'ni belirlediler. Özellikle ABD ve Japonya karşısında rekabeti güçlendirmek amacını da güden 10 yıllık periyotlar halindeki programda 3 stratejik alan belirlenmiş ve uygulamaya alınmıştır: 1) Eğitim-Bilgi toplumu oluşturma 2) Yenileme-Ekonomik büyümeyi hedefleyen motor gücü olma 3) Çevre koruma-Sosyal uyum...

Böylece dünyanın en rekabetçi, en dinamik plan ve programlarıyla stratejiler belirlenmiş oluyordu. Amacı ise özetle: ‘'Sürdürülebilir! küresel kalkınma'' ve ‘'tüm dünya genelinde sosyal, ekonomik, ekolojik ilerleme''...

 2000 yılından 2010 yılına kadar uygulamaya konan Lizbon stratejisi ilk uygulama periyodu olarak tamamlandıktan sonra yerini 2010 yılında yapılan ve aynı doğrultuda 2020 yılına kadarki ikinci 10 yıllık periyodu belirleyen Avrupa 2020 stratejisine bırakmıştır...
 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık