Ana Sayfa Referandum Yurttaşa Mektup..

Yurttaşa Mektup..

2017 yılında Demokrasi Tek Kişilik bir oyun olamaz

Giriş Tarihi: 7 Nisan 2017 Cuma 09:34
Yurttaşa Mektup..

Mehmet C. Peker
Sinan Kayalıgil

 

Değerli yurttaşımız merhabalar,

 

Bugünlerde hepimizin gündemi, ülkemizin  yıllardır içinde bulunduğu karanlık sürecin bizleri getirdiği durum ve yarınlarımıza dair oluşan karamsarlık.

Bizce bu sıkıntılı günlerin nedeni de, çözüm anahtarı da toplumsal yaşamımızı nasıl yönettiğimiz ile ilgili.

Hepimizin evde, sokakta, işyerlerimizde, kentlerimiz, kasaba ya da köylerimizde günlük yaşantılarımız sürüyor.  Orada olup bitenlerin asıl kaynağına, yani toplum olarak yürüdüğümüz yollara nasıl karar verilmekte olduğuna şöyle bir bakalım.

Ataerkil aile yapımız, hacıyatmaz becerisi ile sürekli ayakta kalmayı başarabilen feodal bağlarımız ve sorgulamadan itaat (yani biat) kültürümüzün üstüne eğitim eksikliğimiz de eklenince, hiyerarşik yani kademe kademe yapılar yaşam alanlarımızın tümünde gittikçe derinleşiyor.

Kararları verenler ile sonuçları yaşayanların arasına sanki sıradağlar dizili. Bırakın empati yapabilmeyi, dağın bir yanındaki, öteki taraftakinin elini kolunu salladığını, “Olmaz, yapma!” veya “Harika, devam et!” demek istediğini göremiyor, sesini duyamıyor.

İyi niyetlisi olsun kötü niyetlisi olsun, hep bizim için ama bize rağmen kararlar alıp bizim adımıza uyguluyorlar, bizim yerimize kendilerini (-mış gibi yapıp) denetliyorlar.

Ülkemizin dışına göz atarsak; dünyanın refah içinde yaşanan ülkelerinde kararları verenlerin, sonuçlardan etkilenecek olanların nefeslerini hep enselerinde hissettiklerini görüyoruz. Hem de öyle 4-5 yılda bir oy verilirken değil, karar alınan ve uygulanan her an.

Sorgulama alışkanlığı yerleşmemiş, bu yüzden “Seçenek yok ki!” lafına inanmış, tüketim alışkanlıkları sürekli kışkırtılan, bireysel kredi borçlarının kelepçeleri altında kendi yarınından vazgeçtik, bugününü  dahi değerlendirmesi engellenen yurttaşlarımız, yani bizler, karar süreçlerine katılmadığımız için sorumluluğumuz olmadığını düşünüyoruz.

İyi ama faturayı ödeyen hep biz oluyoruz.

Bunca sıkıntıya, “daha iyiye gidiyoruz. Azzz sonra mutlu olacaksınız” diye razı olmamız bekleniyor. Her şeyin sözde çok iyiye doğru gidişindeki yeni hamlemiz ise, “ANAYASADA DEĞİŞİKLİK ve BAŞKANLIK rejimi”.

Henüz 97 yıl önce açılan genç Meclisimizi işlevsizleştirip demokrasiyi tam içselleştirememişken ondan daha da uzaklaşmayı oylayacağız.  Adeta herkes giderken Mersin’e, habire uğraşıyoruz gitmek için tersine.

Bırakın karar verenlerle yaşayanlar arasındaki sıradağları düz etmeyi, daha da sarp, aşılmaz uçurumlarla donatmak peşinde bir hamle bu, sevgili yurttaşım, yazgı arkadaşım.

Buraya kadar dile getirdiklerimizi en açık biçimde aslında sizler de biliyorsunuz, rejim değişikliğini önerenler de.

Bu mektubumuzda bilindik başka bir konuyu daha hatırlatmak istiyoruz.

DEMOKRASİ TEK KİŞİLİK BİR OYUN DEĞİLDİR, OLAMAZ, nokta! Öyle değil mi?

O zaman, demokrasinin diğer oyuncularını hep birlikte hatırlamaya çalışalım.

1 – Sorumluluklarına ve değerlerine duyarlı olması yanında ilgili süreçlere katılan AKTİF YURTTAŞ,

2 – Mahallesinin temel sorunlarından en az birinin çözümlenmesine katkı koyabilecek birikime sahip MUHTARLIK (İHTİYAR) HEYETİNDEKİ YETKİN AZA,

3 – Yetki alanında gerekli ilişki ve dayanışma süreçlerini yönetme becerisi olan ETKİN MUHTAR,

4 – Semt sakinleri ile düzenli toplanarak önceliklerin ve olası çözüm önerilerinin belirlenmesine katkı koyan ve Meclis gündemine getirip süreci hemşerileri ile PAYLAŞAN BELEDİYE MECLİSİ ÜYESİ,

5 – İl veya ilçe sınırları içinde yaşam kalitesini arttırmak amacı ile Belediye Meclisinde alınan kararlar doğrultusunda organizasyon ve uygulama ÜRETEN BELEDİYE BAŞKANI,

6 – Hem seçim bölgesi hem de ülkemiz stratejik ihtiyaçlarına uygun yasa yapma ve denetleme faaliyetlerinde yurttaştan onay aldığı siyasi ilkeleri çerçevesinde tüm YURTTAŞLARI TEMSİL EDEN MİLLETVEKİLİ,

7 – Sorumluluk alanında projelendirme ve uygulama süreçlerini uzmanlar aracılığı ile yönetebilecek birikime sahip, parti siyaseti ile kamu yararı dengesini yetkin bürokratına danışarak kurabilen VERİMLİ BAKAN,

8 – Ülkemizin ulusal stratejik hedeflerine ulaşabilmesi sürecini, uluslararası siyaset, evrensel hukuk ve etik kuralları çerçevesinde YÖNETEN BAŞBAKAN,

9 – Laik, Demokratik, Sosyal, Hukuk devletimizin parlamenter sistem tarafından yönetilmesi sürecindeki hassasiyetleri koruyabilen ve demokratik değerleri geliştiren TARAFSIZ CUMHURBAŞKANI.

Yukarıdaki listeden de görüldüğü üzere; demokrasi oyuncularının ülkemiz için geçerli sayısı -kendini ifade edemeyecek kadar küçüklerimizi saymazsak- yaklaşık 70 milyon kişidir. Yani her birimiziz.

Önemli olduğunu düşündüğümüz bir soru şudur: acaba bunca insanın seçenekleri tartıp kararlarını verebileceği oyun alanı, toplumsal yaşama etki zemini var ve bu alanlar geliştirilebilir mi; bu olanaklar henüz yok ise, yaratmak olası mıdır?

Mevcut kurullar, birlikler, heyetler, konseyler, meclisler vb. zeminleri düşünürsek; apartman ve sitelerde genel kurullarımız, Okul-Aile birliklerimiz,  mahallelerimizde ihtiyar (çokça sanıldığı gibi yaşlılar değil, istekliler, gönüllüler anlamında ihtiyar-i)  heyetleri, semt meclislerimiz, kent konseylerimiz, belediye meclislerimiz, meslek odaları meclislerimiz ve nihayet Türkiye Büyük Millet Meclisimiz, hemen aklımıza gelenler.

Bunlar, aile ve özel hayatlarımızdan başlayarak, yerel mekânlarımızdan geçip ülke geneline hatta uluslararası bağlantılarımıza kadar adım adım toplum yaşamımıza etki  edilebilecek zeminlerdir. Söz konusu kurumlar, özgün ve şeffaflığı zorunlu kılan kuralları, hakları ve yetki sınırları içinde her birimizin izlemesine, anlamasına, yorum yapıp etkilemesine şu ya da bu ölçüde açıktırlar.
 
Yani, yeteri kadar çok oyuncumuz, hatırı sayılır ölçekte de katılımcı süreç fırsatlarımız var. Ancak sanıyoruz pek azımız dışında kimse kendi rolünün, değerinin farkında değil; onun için bu rolü oynayabileceği zeminleri bilmesine rağmen pek rağbet etmiyor.

SİZE SESLENİYORUZ.  SÖZLERİMİZE KULAK VERİN DEĞERLİ YURTTAŞIMIZ!

UNUTMAYALIM, hepimizin sorumluluklarının yanında hakları ve yetkileri de var.

YETKİLERİMİZE VE İLGİLİ ETKİ ZEMİNLERİNE SAHİP ÇIKALIM.

 YETKİLERİMİZİ YERLİ YERİNDE VE TAM KULLANMADA SORUMLULUKLARIMIZI YERİNE GETİRELİM.

Ne dersiniz, anlaştık mı?

Peki, anlaştıklarımızı diğer yurttaşlara anlatmaya, onları da razı etmeye var mısınız?

Selam ve sevgilerimizle,

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz Referandum sonrası nasıl örgütleneceğiz ?

Referandum sonrası nasıl örgütleneceğiz ?

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık