AHMET MÜFİT

BABACAN'IN"BAŞARILIYIZ,TAKDİR EDİLİYORUZ" DEDİĞİ MODEL İKİ AYDA ÇÖKTÜ.


AHMET MÜFİT
28 Nisan 2014 Pazartesi 17:26

Bu yılın Şubat ayı sonunda Sydney’de düzenlenen ve altyapı yatırımlarının tartışıldığı G20 toplantısında konuşan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan; "Bizim Türkiye'de başarı ile uyguladığımız kamu özel ortaklığı modelleri tabii pek çok ülkenin dikkatini çekiyor. Gelişmiş ülkelerde dahi kamu özel ortaklığı modelleri çok yeni. Onlar işin çok başlangıç aşamasındalar. Bizim başarılı uygulamalarımız hem takdir ediliyor, hem dikkati çekiyor"demişti.

ÜZERİNDEN İKİ AY GEÇTİ DEVLET GARANTİSİNE İHTİYAÇ DUYULUR HALE GELDİ

Bu konuşmanın üzerinden henüz iki ay geçti, “başarılı model”devlet garantisine ihtiyaç duyar hale geldi. ABD Merkez Bankası kaynaklı para bolluğu bitip, paraya ulaşmak zorlaşıp, bulunan paranın maliyeti artınca, TL’nin değeri düştü, döviz borcu yüksek, borç parayla altyapı yatırımına talip olan firmalar açısından beklenen gerçekleşti. 3. köprü, 3. havalimanı, Kanal İstanbul, şehir hastaneleri, körfez geçişi, hızlı tren gibi; plansız, programsız, dış borçla finanse edilmek üzere gündeme getirilen ve maliyeti en az 500 milyon olan projelerle ilgili olarak, söz konusu şirketlerin borçları 'hazine garantisi' altına alındı.

VATANDAŞIN VERGİSİ İLE ŞİRKET KURTARIYORLAR

Vatandaşa yönelik sosyal harcamalara, "bütçe dengeleri bozuluyor, serbest piyasada her koyun kendi bacağından asılır, devlet bu işlere karışmaz, Demokrasi konuşmak, piyasa ekonomisini konuşmak demek aynı zamanda” diyerek, piyasa ekonomisini savunmayanları demokrasi düşmanı ilan eden aracısı, spekülatörü, akademisyeni, iş adamı/kadını ve siyasetçisi ile piyasacı korosu vatandaşın vergisinin şirket kurtarma amaçlı kullanılmasından rahatsız olmadı.

Doğrudan emeğiyle geçinenleri, geçinmeye çalışanları ilgilendiren her konuda olduğu gibi, bu konu daiddialısiyasi sözler söylemek dışında, ekonomiye ilişkin gelişmelerle pek de alakadar olmayan sendikaların, Kopenhag demokratlarının, piyasa solcularının, etnik ve dini kimlik sosyalistlerinin pek deilgisini çekmedi. 

Bu noktada, sorunun temel nedenininyaklaşık 35 yıldır uygulanmakta olan, tüm halkın ortak malı olan varlıkların, kamu hizmet tekellerinin özelleştirilmesi yoluyla zengin yaratma, mevcut zenginleri daha zengin etme sistemi olduğunu görmezden gelse de, CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak ve MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun açıklama ve eleştirilerini önemli bulduğumuzu belirtmeliyiz.

Konunun, onlar tarafından da tartışılmayan ancak bizce en önemli yanı ise bu kararın uygulanan ekonomik politikalar ve ekonominin geleceği açısından taşıdığı önem.

Sürekli tekrar edilirse, en bariz yanlışın dahi doğru olarak algılanmasının sağlanabileceğinin farkında olan piyasacılar, bıkmaksızın aksini söyleseler de, yaklaşık 35 yıldır söylenen, “devlet hantaldır, özel sektör daha verimli çalışır, vatandaşın vergisinin çarçur olmasını engeller” sözünün doğru olmadığı, söz konusu kararla tüm açıklığıyla ortaya çıkmış durumda.

Kamu hizmet tekellerinin özelleştirilme/piyasalaştırılma aracı olarak gündeme getirilen, Kamu Özel İşbirliği (yap işlet, yap işlet devret) yöntemleri uygulanarak kamu maliyesinin disipline edileceği, kamu kesiminin borç yükünün azalacağı, üstüne üstlük hizmet kalitesinin artıp fiyatların düşeceği iddialarının en hafif tabirle gerçeği yansıtmadığını görmek için İspanya, Yunanistan, Polonya, vb. birçok ülkede son yıllarda yaşanan dramlara bakmak yeterliydi.

"Başkalarının hayatından ders alın. İnsan bütün hataları kendi yapacak kadar uzun yaşamıyor" demiş Eleanor Roosevelt. Bırakın ders almayı, ne oluyor diye bakmadık. Bakmamayı, görmemeyi, görmezden gelmeyi tercih ettik. Bu günlere geldik.

FATURA YİNE VATANDAŞA

Sonuç olarak, söz konusu kararın, ülkemiz ekonomisinin borç ödeme kapasitesini, borç verenler adına izlemekle görevli kredi derecelendirme kuruluşlarını; kamu borç yükünün Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya oranının düşüklüğü ve bütçe disiplinin, olası şokları hafifleteceği yönündeki söylemlerini yeniden gözden geçirmek zorunda bırakacağını varsaymak, böyle bir durumda, faturanın, sistemin kazananı piyasacılara değil, bu güne kadar tüm krizlerin faturasını ödemek zorunda kalan sıradan vatandaşa çıkacağını söylemek yanlış olmayacaktır.

Başbakan yardımcısı Ali Babacan’ın, “devlet az vergi toplamalı, az harcama yapmalı” şeklindeki sözlerini, faturanın adresi konusundaki açık bir mesaj olarak değerlendirmek de mümkün.

Ahmet Müfit

Odatv.com

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık