ÜNAL UZUNALİ

BÜYÜK GARBİS ; SAKLI EFSANE


ÜNAL UZUNALİ
23 Haziran 2015 Salı 00:16

‘’Boks sporsa savaş olimpiyattır.’’ Bu cümle zamanının popüler bir duvar yazısıdır.Gözümüzün önüne Amerikan boks filmlerini getirirsek doğruluk payı da yok değil ama ben zamanında boksla haşır neşir olmuş biri olarak bu üsten elit bakışı bir kenara koyarak bu sporun yetiştirmiş olduğu bir değerden size bahsedeceğim.

 Büyük Garbis kimine göre efsanedir,  bende efsane olarak nitelendiriyorum, fakat benim efsane anlayışım salt başarıyı referans almıyor.Bana göre efsane kısıtlı imkanlarla olan başarıdır ve Garbis bunun en güzel örneğidir.

Tam adıyla Garbis Zakaryan İstanbullu bir Ermeni, yani bin yıllık komşumuz. Öteki oluşu mu bugün adından pek bahsettirmez yoksa ülkenin ilk boksörlerinden olduğu için zamanın acımasızlığı mı bu takdiri size bırakıyorum. Bana soracak olursanız; ülkenin ilk profesyonel boksörü olması, zamanında Arjantin şampiyonu ile yaptığı maçı otuz bin kişinin izlemesi, ringlere veda ettiği zaman ise gerisinde251 maçta 226 galibiyet bırakmasıyla hiç unutulmaması gereken bir değer.Bunların yanında Ortadoğu şampiyonluğu ve Türkiye’nin ilk Avrupa şampiyonu Trabzonlu Cemal Kamacı’nın hocası olmasını ekleyebiliriz.Fakat Büyük Garbis’in hayatına baktığımızda bunlardan daha fazlası olduğunu görüyoruz.Öyle anıları var ki boks dünyasında pek eşine rastlayamayacağımız durumlar.          

Mesela; Garbis bir maçında rakibini fena hırpalar,rakip ha düştü ha düşecek,Garbis nakavt için bir kez daha yumruğunu kaldırır fakat vuramaz.Sebebini ise yıllar sonra bir gazeteye verdiği röportajda şöyle açıklar; ‘’…..ancak vuramadım.Çünkü nakavt etmiş olsaydım 3 ay ringe çıkamayacak ve benimle yaptığı maçtan sonra bir başka şampiyonla dövüşemeyecekti.’’Bu hatıra  bana bir an Ali Kemal Denizci’yi hatırlattı ama malumunuz boksör olmadığı için değinmeyeceğim.

   Efsanenin boksa başlamasıda bir hayli ilginç. Aslında başlaması değil kendini kabul ettirmesi desek daha doğru olur. Çünkü Garbis daha 14 yaşındayken çalar boks salonunun kapısını fakat zayıf olduğu için kabul edilmez, usanmadan kapıyı çalmaya devam eder ve sonunda kabul edilir.Benim ortaokul yıllarımda ders çalışmaya gidiyorum diyerek gizlice antrenmana gitmeme benzemiyor ama tutku aynı gibi duruyor.

  Yazıyı bitirirken Büyük Garbis’in bugünlerde 80’li yaşlarda olduğunu ve boks üzerine bir kitap yazdığını da söylemek isterim. Bu kitabında gençlere boks sporu yapın diyemediğini ifade ediyor ama başka söyleşilerinde Türkiye’de boksa ilginin az oluşundan ve iyi boksörler yetişememesinden yakınıyor. Bu durumda boksun Büyük Garbis’de hala bir tutku olduğunu gösteriyor.Sözü daha fazla uzatmadan HrantDink’in katillerinin çıktığı Türkiye’nin Küba’sı olan bu topraklardan Büyük Garbis’i sizlere anlatmak benim için onur verici oldu.BurdanGarbis amcaya selamlarımı yolluyorum.


YORUMLAR
  • yorum2015-06-28 00:42:42özgür

    Bir anlamıyla faşizmi ötekileştirme diye tanımlayabiliriz sanırım

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık