KARDANADAM

CENNETİN KAYIP ÇOCUKLARI-2-... Fırtına(lar) Vadisi-2- ... 13.04.2015


KARDANADAM
13 Nisan 2015 Pazartesi 10:36

         CENNETİN KAYIP ÇOCUKLARI...

         Fırtına(lar) Vadisi …     13.04.2015

 

Tüm ruhların başladığı , varlığın ilk benliği  ve yaratıcının yaşam sürdüğü yer olarak tasvir edilir Pagan inancında Cennet.  Efsanede ‘’ yaratıcı insanlığa toprak dağıtırken Pyrtanis (Fırtına) vadisi havzasında yaşayan,Heniokhi adıyla anılan Kolkha  korsanları,denizin batı uzaklarında fırtınalarla boğuştuklarından,orda olamadıkları için,paylarına  düşen toprağı alamazlar,geldiklerinde yaratıcıdan toprak haklarını talep ederler, yaratıcı , tüm topraklar dağıtıldığı için,adaletini tecelli ettirmek adına,cenneti  inşa edeceği toprakları Kolkha lılara verip asıl cenneti  ondan sonra yaratı denilir.’’

İlk cennetin topraklarına  sahip olan Heniokhi  kralı Ankhialus  ,sarayını  Pyrtanis (fırtına) nehrinin ağzında inşa ettiği o gün,fırtına(lar ) vadisinde yeşilin,mavinin ,suyun ve insanın binlerce yıllık macerası  başlar..

          

 Eski zamanların derinlerinde saklı  köklerimize,büyüklerimizin,ağır geçen kış gecelerinin titrek gaz lambası ışıltısı ve sert gürgen kütüğüyle çıtırdayan ateşin,huzur dolu efsunu eşliğinde, her cümlesi bin yıllık birikimin gizemini keşfetmek tadında bizi  içine çeken hikayelerinde dokunabiliyorduk.

          

Yağmurlardan sonra su kanallarıyla akan karayemiş yaprağı gemilerin güvertelerinin,  eski zaman korsanları  oluyorduk ,pekmezlik armut eziklerinin üzerine tüneyen arıları kanatlarından yakalayıp,ayak tabanından sokturabilen,en cesur savaşçılardan sayılır, en ön saflarda onlar olurdu, ağaç dallarından kılıçlarımızla fethederken bütün burçları .

         

Sonra güneş açardı, savaş biterdi,buhara dönmüş ıslak toprağın ve portakal çiçeği kokularının  karıştığı çimenlerin üstünde kutlardık zaferimizi,erik armut çilek artık ne varsa ağaçta ve yerde.

          

Ağabeylerimizden bilirdik  sarılı morlu orman güllerinin sarılarının zehirli  morlarının çiçeklerinin emilebilir olduğunu

Bir çimen öbeği üstünde kalan o tek dut tanesindeki masum pırıltıyı dakikalarca seyreder, sonra ‘’kim kaparsa onun olur’’  oyununun ödülü yapardık, çünkü bilirdik onun,fidancık dibine  gömük kestaneninki gibi özel bir tadı olduğunu.

          

Karşı kıyının çocuklarından bile sakınırdık yüzdüğümüz göleti ,top koşturduğumuz düzlükleri, mısır bahçelerine sadece biz baskın verelim isterdik

          

Akşamın kızıllığı karanlığın huzuruna karışırken,ateş böceklerinin çağları dolaşıp gelen ışıktan  gösterileri başlardı gecenin dekorunda, kutsal bir ritüeldi bu,büyülenmiş  çocuk gözlerimizle seyrettiğimiz.

          

Hazan mevsimlerinin ,yönsüz rüzgarlarında savrulan,kara üzüm yaprakları gibi  savruldu cennetin çocukları , dikenli sarmaşıktan otobüsler yapıp yolculuklarına  çıktığımız , o uzak kentlere,yaşamak denilen savaşın en sıcak cephelerine.

         

Ateş böcekleri seyircisiz ,akşam kızıllığı seyirsiz  kaldı,yapraktan gemiler tayfasız,dereler balıksız kaldı,düzlükler oyunsuz, mısırlar baskınsız kaldı,bacalar  dumansız,o canım topraklar emeksiz kaldı.

 

Efsane o ki  uzak denizlerde zafer arayan Kolkha korsanları en sert savaşlardan sonra geride hiç kimseyi bırakmazlarmış, düşman gemilerini ve  fırtınalı denizleri aşıp mutlaka eve geri dönerlermiş,ocağa yada toprağa….

 

kardanadam_53@hotmail.com

          

   

 

     

 

    


YORUMLAR
  • yorum2015-04-15 20:02:37selda kutanis

    Firtinada,karadenizde cocuk olmak ancak bu kadar guzel,ancak bu kadar dogru kelimelerle anlatilabilirdi..muhtesem bir yazi..

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık