İHSAN HACIBEKTAŞOĞLU

ÇEVRE MÜCADELELERİNDE SİVİL TOPLUM TEHDİDİ.


İHSAN HACIBEKTAŞOĞLU
2 Mart 2015 Pazartesi 13:11

                    ÇEVRE MÜCADELELERİNDE SİVİL TOPLUM TEHDİDİ.

Sivil toplum, emperyalist kapitalist sistemin vazgeçilmezidir. Hükümetler, şirketler ve sistemin uluslararası kurumları emek düşmanı politikaları rahatça uygulayabilmek için sivil toplum örgütlerine ihtiyaç duyarlar. Bunun böyle olmasının geçerli nedenleri vardır.

Dünyanın neredeyse her coğrafyasında yaşanan emperyalist yağma ve sonucunda halkların çektiği zulüm kaba bir saldırı ile gerçekleştirilemez.  Sömürünün üzerinin örtülmesi için mutlaka yardımcı yapılanmaları devreye sokmak gerekir.

Sömürünün haklı gösterilmesi ve oluşacak tepkilerin boşa çıkarılması için yağmanın süslenmesi önem kazanır. Buna birçok kez şahit olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Çağımız, emperyalist sistemin dünyayı bir ahtapot gibi sarmaladığı gerçeği ile karşı karşıyadır. Ancak bu rezilce başarısını salt kaba kuvvete borçlu değildir. Salt kaba bir saldırı ile donatılmış yol izlenmiş olsa başarı ve yağma bu denli yaygınlaşamazdı.

İşte tam da bu noktada hükümet-şirket ortaklığının üçüncü ayağını bunların desteklediği ve her coğrafyada mantar gibi çoğaltılan sivil toplum örgütleri tamamlamaktadır. Büyük meblağlar tutan projeler ile güçlendirilen bu kurumlar gerçeğin üstünü ustaca örtmektedir. Bu örgütler yıllar içerisinde ezilen halkların gözünde sözde mücadele örgütleri olarak da meşruluk kazanmıştır.

Çevre mücadelesi açısından baktığımızda adı geçen sivil toplum örgütlerinin bolluğu rahatlıkla göze çarpmaktadır. TEMA bunlardan biri, belki de birincisi olarak öne çıkmaktadır. TEMA açısından bakıldığında doğayı kirleten, yağmalayan ve geri dönüşü imkânsız zararlar veren şirketlerin bünyesinde ve şirketlerin yaptığı bağışlarla çevre mücadelesi yürütmek ne kadar manidardır.

Birleşmiş Milletler’e bağlı olarak çalışan Dünya Su Konseyi’nin gerçek amacının tüm dünyadaki suyun ticari bir metaya dönüştürülmesi olduğunu biliyoruz. Konseyin kurucu üyelerinden olan Uluslararası Su Kaynakları Birliği’nin (IWRA) bizler için farklı bir anlamı da vardır. TEMA mütevelli heyeti üyesi olan Doğan Altınbilek IWRA'nın başkanı olmuştur. Bizlere büyük bir başarı hikâyesi olarak yutturulan bu görevlendirmenin derin anlamını kavramamak safdillik olur.

Evet, ortada bir başarı vardır. Ancak bu başarı şirketlerin yağma politikalarını kolaylaştırmaya dönük bir başarıdır. Şirketler “başarılı” bir bilim insanını kazanmışlardır. Diğer taraftan bakıldığında ise Türkiye'de nerede bir dere, akarsu, nehir var ise şirketlere satışının yapılmasının manipülasyonu söz konusudur.

TEMA ve Dünya Su Konseyi’nin bu açık bağının Türkiye'deki su mücadelesine katkısının hangi yönde olacağını anlamak hiç de zor değildir. Ortada duran bu örnek şirketler ile sivil toplumun nasılda paslaştığının en çarpıcı örneğini oluşturmaktadır. Suyu piyasalaştırmak için çalışan uluslararası bir kurum ve sözde buna karşı gibi duran yerli ayağı.

Örnekler çoğaltılabilir. Karadeniz’i 2000 kottan geçerek yağmaya açan Yeşil Yol Projesi’nin yakın zamanda bölge halkı nezdinde tartıştırıldığını ve bu kutsal görevi Helsinki Yurttaşlar Derneği’nin üstlendiğini de biliyoruz. Derneğin göz kamaştıran görevleri arasında " çevreyi tahrip etmeyen bir ekonomi" yi gözetmek de var. Ne hikmetse uluslararası kurumlardan nemalanan bu dernek yeşil yol gibi yağma projesine cepheden karşı çıkmak yerine bölgede tartıştırmayı görev edinmiştir. Elbette yağmacıların sözcülerini de oyuna sokacaklar. Murat edilenin, yaratacakları bol yalanlı sözde bilimsel sunumlara alan açmak temel amacını güden ve yeşil yolu bölge halkına ekonomik ve sosyal değer üreten bir proje olarak yutturmaktır. Derelerin kardeşliği platformu yapmış olduğu açıklama ile Helsinki yurttaşlar derneğinin bu oyununu şimdilik bozmuştur.

Yaşam alanlarını savunmak,  gizli açık çok yönlü saldırıları püskürtmek giderek karmaşıklaşmaktadır. Ak ile karanın, dost ile düşmanın ayırt edilmesi giderek güçleşmekte ve mücadeleleri zaman zaman zayıf düşürmektedir.

Tam da bu nedenle ülke genelinde ortak bir anlayışın yaratılması, çevre örgütlenmelerinin bir araya toparlanması acil görevdir. Şirketlerin uzantısı olan sivil toplum örgütlerinin mücadelelerden uzak tutulması ancak bu adımın atılmasına bağlıdır.

 

 

İhsan Hacıbektaşoğlu

ihsanhacibektas@hotmail.com


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık