MEHMET C.PEKER

DELEGE(LER)  KİM(LER)İN?


MEHMET C.PEKER
7 Temmuz 2017 Cuma 16:53

Değerli yurttaşlarım merhabalar,

Coşku ve kararlılık yanında yerel destekleri ile çok daha anlamlı hale gelen ve geniş katılımlar ile 15 Haziran Perşembe gününden bugüne devam eden ADALET yürüyüşünün son günündeyiz, 9 Temmuz Pazar günü saat 18 de Maltepe’de yapılacak toplantı ile de büyük yürüyüşe bir “virgül” konacak.

Bu süreçte kimsenin gündeme getirmemeye özen gösterdiği, 24 Aralıkta tamamlanacak İl Kongrelerini takiben yapılacak CHP Olağan Kurultay takvimi de bir yandan işliyor, hayırlara vesile olsun ...

Kurultay takviminde belirlendiği üzere, 26 Ağustos Cumartesi gününden başlayarak Eylül ayı içinde atılacak ilk adımlar; yaklaşık 53.000 mahalle ve köydeki delegelerin seçilmeleri olacak.

Bence ilk soru; bu delegeler CHP’nin mi yoksa mahallenin veya köyün mü olacak / olmalı?

Acele edip, “CHP’nin” demeden önce biraz düşünmeye ne dersiniz?

Siyasi Partilerin amacı yerelde ve genelde iktidar olmak, değil mi?

İktidar olabilmek için “güncel doğru” politikalar üretilmesi etkili olmaz mı, acaba?

Söz konusu Politikaların somutlaştırılacağı, Parti Programı ve Projelerinin muhatapları kimler?

Genelde Programı, yerelde projeleri ve Parti adına uygulayıcıları olacak tüm adayları desteklemelerini beklediklerimiz sadece Parti üyelerimiz mi?

Yurttaşlarımız,  ihtiyaçlarına uygun olduğu için gönülden destekleyecekleri bir programı, UMUT’a dair siyaseti içinde barındıran çalışmaları duymak için sabırsızlık ile bekliyor olabilirler mi?

Sizce, tam yirmi beş gündür yoğun sıcak altında yapılan ADALET yürüyüşünü güzelleştiren içerik miydi, süreci sahiplenenler mi yoksa her ikisi de olabilir mi?

İçerik de, içeriğin sahiplenilmesi de, hatta içeriğin uzlaşılar ile hep birlikte belirlenip, hep birlikte sahiplenilmesi üretilenleri çok daha değerli kılabilir mi?

Yani; meşhur kavramlar ile nitelik veya nitelik yerine ikisinin özlenen buluşmasına bir örnek yaşıyor olamaz mıyız?

Diyorum ki; bugüne kadar tüm siyasi partilerde yapıldığının aksine,  CHP olağan genel kurul sürecine sadece üyeler yerine tüm “demokrat” mahalleliler / köylüler sahip çıkamaz mı?

26 Ağustos 24 Eylül tarihleri arasında seçilecek delegeler MAHALLE ve KÖY DELEGELERİ olamazlar mı?

Nasıl mı?

Hangi partiye yakın olursa olsun LAİK DEMOKRATİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ne ve PARLAMENTER DEMOKRASİ’ye inanan herkesin katılımlarına açık “MAHALLE ve DELEGELİK” konulu toplantılar / forumlar için pankartlar, afişler, sosyal medya kullanılarak davetler temmuz ayı içinde gerçekleştirilemez mi?

Bu toplantılarda –herkesin şikayetçi olduğu siyasi partiler ve seçim yasasının zafiyetlerini konuşmak yerine- yurttaşların yani partili, partisiz hepimiz iktidara ortak olabilmemiz için, mahallemizdeki / köyümüzdeki delegelerden neler bekleyebileceğimizi –birbirimizi dinlemeyi ihmal etmeden- konuşamaz mıyız?

Birkaç toplantı sonrasında, Ağustos ayı sonuna doğru istek ve önceliklerimize uygun davranabilecek olanlar ellerini kaldırıp bu sorumluluğa aday olduklarını ve kendilerini nasıl denetlememizi önerdiklerini gözlerimizin içine bakarak söyleyemezler mi?

Toplantıya katılan partili partisiz herkesin güvenini kazanabilecek –CHP üyelerinden- birkaç kişiyi MAHALLE / KÖY'ün DELEGELERİ olarak seçemez miyiz?

Bunun için her mahalle ve köye iki sandık koyup birinde üyelerin, diğerinde ise üye olmayan “aktif yani süreçte yapılan toplantıların en az yarısına katılmış olan seçmelerin” oy kullanmalarını sağlayamaz mıyız?

İki sandık arasında öne çıkan isimler çok farklı olur ise, hep birlikte aday arkadaşlarımızı tekrar değerlendireceğimiz bir toplantıyı aynı akşam veya ertesi gün yaparak, mümkün olduğu kadar uzlaşı ile delegelerimizi belirleyemez miyiz?

Hatta, istemelerine rağmen parti üyesi olmadığı için resmen delege olamayan –bu sürece zaman ayırıp emek verebilecek olan-  birikimli hemşerilerimiz / komşularımızdan birkaçını da delegelerimiz ile çok yakın çalışmak üzere görevlendiremez miyiz?

Ondan sonraki süreçler ile ilgili ilkelerimizi hep birlikte belirleyemez miyiz?

Biz, sıradan mahalleli ve köylüler, “bilgilendirilmek ve görüşlerimizi seslendirmek istiyoruz diyerek” en az ayda bir kez mahalle ve köyümüzde delegelerimiz ile bir araya gelmeyi karar altına alamaz mıyız?

Temsili demokrasiden yeteri kadar mağdur olmuş kişiler olarak, ARTIK AKTİF YURTTAŞ OLMA ZAMANI deyip katılımcı demokrasi için ciddi bir adım daha atamaz mıyız?

Eee, ne duruyoruz?

Selam ve sevgilerimle,


YORUMLAR
  • yorum2017-07-08 14:10:17Sinan Kayalıgil

    Delege, "Görevi devir ettiğin kimse" demektir.
    Siyasi partide yer alan insanlar arzu ettikleri bir toplum yaşantısı için görev alırlar.
    "Delege" bu görevlerin bir kısmını bir süreliğine devir alan kimseler.
    Parti üyeliği yapmayan yurttaş, delege üzerinde hak iddia etmemelidir. Çünkü partili görevleri bulunmaz.
    En doğrusu, bence, partili olmayan yurttaşın delegeleri seçmesi değil, taleplerini ve parti tavrını değerlendirmesidni iletmesidir. Delege, dinleme ve etkilenme görevini devr alacak.

  • yorum2017-07-07 22:00:43ALEV ATILGAN

    Benim hep düşündüğüm ve eksikliğini duyduğum konuyu dile getirmiş olmanıza memnun oldum. Delegelerin konu mankenliğinden çıkıp fikirlerini söyleyen, fikir üreten siyasete gerçekten dahil olan hatta ileri gideceğim yaşayan varlıklar haline gelmesi parti için bir kazanım olmalı. Niye delege olduğunu, varlığının neye hizmet ettiğini bilmeyen delegelere şahit olmadık değil. Her satırını dikkatle okuduğum metninizdeki düşünce ve projelerinizin gerçekleşmesini dilerim.

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık