OSMAN KAYA

DENİZ...BİZİM DENİZ...


OSMAN KAYA
30 Kasım -0001 Çarşamba 00:00

6 Mayıs…darağacına gönderilen üç fidana faşizmin lanetli yüzünün gösterildiği gün….Bütün varlığını Türkiye’nin tam bağımsızlığına adayan bu üç fidan bir dal gibi koparılıp… bir gül gibi düşürüldüler toprağa…. Ne adına….Tanrı Amerika kurban istiyordu… ve bu üç genç çağdaş sunaklarda sunuldular kapitalizmin tanrısına…. Vatan sevgisinin en yükseğini gösterdiler canlarını seve seve bu yurda armağan ederek… neler demediler onların hatıralarını kirletmek, karartmak adına… ama hiç biri tutmadı… çünkü hiçbir insan tarihsel vicdana rağmen yalanları çok uzun müddet yaşatamaz… İnsanlığın yıldızları vardır… Bunlar bir anlamda insanoğlunun kirli yüzlerini yıkayan… Onlara ne olduğunu ya da ne olması gerektiğini hatırlatan yüksek ruhlu varlıklardır… Deniz ve arkadaşları da böyledir….Onlar insanlığın yıldızları arasındadır…onlara selam olsun….6 mayıs 1972 de Deniz GEZMİŞ , Yusuf ARSLAN ve Hüseyin İNAN ..İdam edildiler... Eylemleri ile Türkiye halkının ve Türkiye’nin kaynaklarının emperyalizme peşkeş çekildiğine dikkat çekme mücadelesi veren bu gençler her zaman için Tam bağımsız Türkiye’den yana olduklarını açık bir şekilde deklare etmişlerdir. Anayasayı ihlal etmekle suçlanan bu gençler söylenenin tam aksine anayasanın tüm özelliklerinin eksiksiz uygulanmasını talep etmişler ve bu doğrultuda mücadele vermişlerdir. Ama ısrarla bunlara çamur atılmaya devam edilmiş ama halkın gözünden düşürülememiştir…

Deniz ve arkadaşları bu günü dünden görme ileri görüşlülüğüne sahip olarak Doğu ve Güneydoğudaki temel sorunun yoksulluk, cehalet, ağalık düzeni ve ötekileştirme olduğunu belirttiler ve asla Türkiye’nin bölünmesine pirim vermediler… Mustafa Kemal Atatürkü bir önder olarak kabul ettiler ve onun izinde hareket ettiklerini deklare ettiler…
Ama ısrarla onları anayasa ve Atatürk adına vatan adına mahküm ettiler… Deniz ise haykırarak şunu ifade ederdi daim: ‘’ Ne gülünçtür bu memleketi Amerika’ya satanların bizi vatan düşmanlığı ile suçlamaları…’’
Hümanizmi elden bırakmadılar hiç… Amerikan askerlerini tutsak ettiklerinde bile onların kılına dokunmadılar çünkü evet objektif olarak emperyalizmin askeri olduklarından dolayı suçlulardı ama sübjektif olarak suçları yoktu… Avukatları Halit Çelenk onlara bir avukat gibi değil bir baba şefkatiyle davrandı… Mükemmel bir savunma yapılmasına rağmen bu savunma kale alınmamış ve apar topar idama götürülmüştür Deniz… İdama giderken yolunda asla bir sapma göstermemiş, ölümü de kitlelere gönderilecek evrensel mesajın zemini olarak değerlendirmiştir… Arkadaşları da öyle… Bu kuşak ısrarla birileri tarafından karalanmakta, bu kuşağın verdiği mesaj ısrarla kitlelerin gözünde düşürülmeye çalışılmaktadır…
Belki bu kuşağın şiddete yönelimi eleştiriye açık olabilir.. Belki bu kuşağın eline silah almasının eleştirilmesi gereken yönleri olacaktır… Ama ya anayasadaki hakları bile askıya alan ve her türden demokratik hakkın önüne geçen yöneticiler ya da bürokratik oligarşi hiç mi suçlu değildir?
Bu gençleri anayasayı zorla ele geçirmekle itham eden ama yaptığı darbelerle anayasayı ayaklar altına alan darbeciler hiç mi suçlu değildir?
Baskıyı yapan mı yoksa baskıya karşı tavır koyan mı suçludur sorusuna bile… Elbette ki karşı koyan şeklinde bir cevaba çıkabilecek mantık örgüsü içinde, suçlamalara karşı çıkan anlayış fukarası zihniyetler hiç mi suçlu değildir?
‘’Ben devletim… bu ülkeye komünizm gelecekse de onu ben getiririm… siz kimsiniz?’’ diyebilecek kadar jakoben zihniyetler hiç mi suçlu değildir?
Suçlu iseler bunlar neden adalet önünde hesap vermiyorlar? Neden hep darbeyi yoksul halk çocukları yiyor ve buna rağmen yine onlar suçlanıyor? Kuvvetli olmak mıdır haklı olmanın tek kriteri?

Denizler bu halka çok şey öğretti… Bu gün İslamcıların dillerinden düşürmedikleri Filistin sorununu oradaki halkın yanında bizzat savaşarak gündeme taşıyan ve mazlumların evrensel dayanışmasının çok güzel örneğini ortaya koyan yine onlar olmuştur…Daha yakın dönemde bu gün darbecileri suçlayanlarca basılan General Ali Elverdi nin Deniz ve arkadaşlarını suçlama unsurlarından biri olarak onların filistinde katıldığı çatışmalar gösteriliyordu.. Bu gün bu meseleyi kimselere bırakmayan yine bunlar… bu ne yüzsüzlük…
Denizler bizzat omuzlarında taşıdıkları taşlarla köprü yapmışlardır Güneydoğunun mazlum halkına.. ve burada da bir şey öğretmişlerdir halka… Hepimiz hepimiz için… her şeyde bir arada ve ortak…
Dinleyen oldu mu? heyhat… Onların yerine emperyalist stratejistleri dinlemeyi yeğlediler…
Ve olan oldu…ve bu gidişle daha da olacak…. Ta ki bu halk uyanana kadar…
Sonsuzluğa yönelişlerinin üzerinden 31 yıl geçen bu yiğitleri selamlamak… her mazlumun görevidir… selam olsun onlara…


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık