İHSAN HACIBEKTAŞOĞLU

DEVLETİN BEKASI


İHSAN HACIBEKTAŞOĞLU
16 Haziran 2015 Salı 15:25

                                                            DEVLETİN BEKASI

 

Seçimler bitti. 7 Haziran gecesi yeni dönemin parlamento aritmetiği ortaya çıktı. Daha ilk saatlerde medya dört partinin aldığı oylar üzerinden yorumlar üretmeye başladı. Hatta bu öylesine abartıldı ki medyayı izleyen halkın kafası karmakarışık oldu. Burjuva siyasetinin kirliliği seçimin ilk gününden bugüne açığa çıktı.

HDP' yi burjuva siyaset denkleminin dışında tutmak istiyorum. İlkeler üzerinden siyaset kurgulaması, ezilenlerin çıkarlarını öne alması ve davaya adanmışlık HDP' yi ayıran etkenler olarak ortaya çıkıyor.

AKP, CHP, MHP ise sermayenin çıkarları üzerinden siyaset yapmaları açısından benzer partilerdir. Aralarında kırmızı çizgi çekecek düzeyde farklılıklar yoktur. Koalisyon seçenekleri tartışılırken yalancı naralar atmalarının pratik bir karşılığı sözkonusu değildir. Kırmızı çizgi olarak ilan edilen politikalar ise sadece pazarlık gücünü artırmaya yönelik hamlelerdir. Komik olan ise tarafların bu gerçeğin bilincinde hareket ediyor oluşudur.

Türkiye'nin burjuva sınıf gerçeği, uluslararası sermaye ile olan sıkı bağları, kapitalist sistemin acil çözüm bekleyen açmazları hükümet kurma zaruretinin arka planını göstermektedir. Bunun kadim burjuva politikacılar nezdinde ifadesi: ''devletin bekası için gerekirse baldıran zehri içmek'' olmaktadır.

Her dönemin adamı Deniz Baykal'ın RTE, ile görüşmesi, D.Bahçeli'nin seçim akşamı çektiği restten geri adım atması, K.Kılıçdaroğlu'nun iktidar olma hevesinin her konuşmasında açıkça sırıtması ''devletin bekası'' için hiza alma girişimleridir.

13 yıllık AKP iktidarı döneminde yaşanan yolsuzluk ,hırsızlık ,cinayetler ,Suriye'de işlenen savaş suçları ,Gezi, Roboski , Reyhanlı gibi listeyi uzatacak suçların sorumluları yeni iktidarın ortakları olarak masada baş aktör olarak yer alabilmektedir. ''Devletin bekası'' yapanın yanına kar kalır deyişini doğrulamaktadır.

Halkın vicdanında suçların yarattığı acılar elbette küllenmeyecektir. Daha da derinleşip büyüyerek burjuva siyasetten kopuşu artıracaktır.

Koalisyon formüllerinin üzerinde durmak ve bu konuda düşünce üretmek çok anlamlı değildir. AKP,CHP yada AKP;MHP yönlü hükümet seçenekleri ülkeyi hükümetsiz bırakmamaya hizmet eder. Kronikleşmiş sorunları çözmeye katkı sunmayacaktır. İlginç olan AKP'ye değenin yandığı böylesi bir dönemde AKP 'siz bir çözüm öngörülememesidir.

CHP,MHP,HDP formülü ise hayal ötesi bir beklentidir. MHP varlık nedenini tümüyle kürt sorununa düşmanlık temelinde ve ırkçı bir söylem üzerinde şekillendirmiştir. ''Bizimle yürü Türkiye'' derken sadece Türkleri esas almaktadır, Anadolu'nun zengin halklar yapısına düşmandır.

Siyasetin parlamento ayağı bilinmeyenli bir denklem gibi dursa da çözümsüz değildir. Burjuvazinin yönetme deneyimi ortak akıl yürüterek sorunu çözecek durumdadır. Sınıfsal çıkarları ortak tavrı yaratacaktır.

İşçi sınıfı ve diğer ezilenlerin bu dönemde temsiliyeti önemlidir.

HDP gerek programı, gerekse içinde barındırdığı sosyalist birikimi ile temsiliyetin bir ayağını oluşturmaktadır. Ancak yeterli değildir. Diğer sol sosyalist, devrimci yapılarla daha yakın bir ilişkiyi zorlayarak diğer ayakları da kurmalıdır. Her yapı kendi bağımsızlığını koruyarak bu cephe örgütlenmesinin içinde yer alabilmelidir. Benzer söylemler ve ilkeler üzerine yükselmeye çalışan haziran hareketi yönünü HDK-HDP 'ye daha çok dönmekle yükümlüdür. 7 Haziran bir kez daha göstermiştir ki Kürt dinamiğini görmezden gelerek bu coğrafyada siyaset yapmak egemen burjuva ideolojisine yaklaşmayı zorlamaktadır.

Parlamento ,fabrikalar ,sokak bizi bekliyor. Her yerde sesimiz ortak ve gür çıkacaksa ve iktidar hedefimiz varsa birlikte hareket etmemiz elzemdir.

Tarih bu görevi önümüze çıkarmıştır.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık