MEHMET C.PEKER

DİNLE(N)MEK


MEHMET C.PEKER
15 Kasım 2014 Cumartesi 22:51

Değerli arkadaşlarım merhabalar,

Bu yaz içinde okuduğum (Türkiye İŞ Bankası yayınlarından) İNSANIN EN GÜZEL TARİHİ isimli kitaptan edindiğim bir bilgiyi aklımda kaldığı kadarı ile sizlerle paylaşarak istiyorum. Hiçbir ortak özelliği olmayan bir grup insanın tüm yaşam alanlarına hakim olabilecek bir lehçeyi oluşturmaları için gereken süre yaklaşık 250 ila 300 yıl imiş.

Bu bilgiye sahip olmak beni çok etkilemiş ve ne kadar avantajlı olduğumuzun farkına vardırarak mutlu etmişti.

Birçoğumuzun en az bir buçuk dili vardır, diye düşünüyorum. Hatta benim Türkçe yanında orta derecede Lazca ve iyi derecede sayılacak İngilizce avantajlarım ile iki buçuk dilim var, sayılır. Birçoğumuzun benden daha fazla Lazcası, İngilizcesi veya başka dilleri iyi kullanma becerisi de olabilir.

Ama sanıyorum bir veya birkaç dile hakim olmaktan önemlisi o dili veya dilleri nasıl ve ne amaçla kullanmak isteğimiz, öyle değil mi? Bu girişe rağmen, bugün, dilimizi veya dillerimizi ne kadar iyi kullanabildiğimize dair bir şeyler yazmak yerine DİNLE(N)MEK üzerine yazmak istiyorum.

İster bireysel, ister toplumsal faydalarımızı arttırmak amacı ile olsun, ilişki, iletişim, buluşmak, konuşmak, paylaşmak  önemli ve bence “biz buraya kadarını gayet iyi yapıyoruz”.

Konuşmak sonrasındaki veya paralelindeki süreç normal koşullarda dinle(n)me ile devam ediyor olmalı, değil mi?

Peki; dinle(n)me eyleminin kaç şekli var, hiç düşündünüz mü? Yıllar önce bir eğitimciden öğrendiğim kadarı ile üç şekli varmış; dinliyormuş gibi görünmek, anlatmak için dinlemek ve anlamak için dinlemek.

İlk şekli bir kenara bırakmakta fayda var. Çünkü hiçbirimiz dinliyormuş gibi yapmayız, en azından karşımızdaki kişiye ve kendimize olan saygımızdan dolayı. İkinci şekil olan “anlatmak için dinleme” ifadesini duyduğum gün, ben bir an, iletişim anılarımı düşünmüş bu konuda zafiyetimin olduğunu fark etmiştim ve ne iyi ki bu farkındalık sürekli benim yanımda oldu.

Fark ettim ki; (özelikle iyi bildiğimi düşündüğüm veya beni heyecanlandıran konularda) bana bir şeyler anlatmaya çalışan arkadaşımı dinlerken bir yandan sözlerini tamamlayacağı veya ara vereceği anı kolluyor ve bir yandan da “tüm iyi niyetimle ona konu ile ilgili yeterince yardımcı olabilmek için” onunla hangi birikimimi, deneyimimi veya bilgimi paylaşmamın doğru olacağını düşünüyorum.

Belki sizler de benzer tespitleri yapmışsınızdır, belki de ben bu zafiyeti gösteren ender kişilerdendim, bilemiyorum. Ama hepimiz kabul etmeliyiz ki; dinle(n)mek, iletişim, üretim ve paylaşım süreçlerinde günlük yaşantılarımızda değer verildiğinden daha da önemli.

Bir düşünsenize, eğer benim bir zamanlar daha fazla yaptığım gibi anlatmak için dinlemek alışkanlığı ilişkilerimizde yaygın ise;  sadece bu nedenle bile çok şey kaybediyoruzdur, öyle değil mi? En azından birbirimizi yeterince anlayamıyor, emeklerimizin karşılığı kadar birlikte üretemiyor ve hak ettiğimiz kadar paylaşamıyoruz, diye düşünüyorum.

Eğitimci arkadaşımın üçüncü şekil olarak altını çizdiği “anlamak için dinlemek” eğer yaşam alışkanlıklarımız arasına girer ve biz iletişimlerimizi bununla besleyebilirsek,

 toplumsal heyecanlarımızı ve hedeflerimizi paylaşmak için bir araya geldiğimizde, birbirimizin “neyi” “neden” “hangi duygular ile” ve “hangi anlamlar katarak” anlatmaya çalıştığını anlayabilirsek,

ANLAMAK İÇİN DİNLEMEMİZİN iletişimimize, ilişkilerimize, üretimlerimize, paylaşımlarımıza, mutluluklarımıza KATMA DEĞERLERİ çok fazla olacaktır, sizce de öyle değil mi?

Sevgi ve saygılarımla,

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık