AHMET MÜFİT

Ekonomiyi bozan Gezi Parkı eylemleri mi


AHMET MÜFİT
24 Haziran 2013 Pazartesi 21:24

Gezi Parkı eylemleri ile başlayan süreçte, ekonomi yönetimi ve finans medyası tarafından en çok dile getirilen konulardan birisi de, eylemlerin 10 yılı aşan süredir yaşandığı söylenen ekonomik gelişmeyi olumsuz etkilemesi riski oldu. Faiz lobisinden, bazı sermaye gruplarının olumsuz tutumundan, yurt içi ve dışından birilerinin bu olumlu/istikrarlı ekonomik büyüme tablosunu baltalamak istediğinden söz edildi.

İktidarın ve piyasacıların söylediği, muhalefetin de sessiz kalarak zımnen desteklediği bu mucize büyüme söylemi ne derece doğru? Son 10 yılda gerçekleşen büyüme rakamları, içeriğinden yani neyin ve nasıl büyüdüğünden bağımsız olarak değerlendirildiğinde, anılan dönemde etkileyici bir büyüme görüntüsü sağlandığını söylemek mümkün. Gerçek durum ise detaylara girildiğinde ortaya çıkıyor.

BORÇLA BÜYÜYORUZ

Nasılın cevabının, borç para olduğunu herkes biliyor artık. Devlet olarak, şirketler olarak, hane halkları/vatandaşlar olarak borçlandıkça büyüyoruz. Bir yandan evlerimizi, arabalarımızı, alış veriş merkezlerimizi, yollarımızı, hava alanlarımızı, statlarımızı büyütüp, yıkıp yeniden yaparken, borcumuz da büyümüş, ne gam.

Gelelim neyin büyüdüğü konusuna. Büyümenin bileşenlerine bakıldığında, özellikle üretici sektörler açısından çok da olumlu bir tablonun olmadığı, tarım, sanayi ve madencilik sektörlerinin büyümeye katkısının son 10 yılda yüzde 29’dan yüzde 25,1’e düştüğü, sağlanan büyümenin esas olarak hizmet sektörü, inşaat ve ithalat kaynaklı olduğu görülüyor.

Artık endüstri sonrası toplum olduk. Üretimin önemi kalmadı. Mühim olan üretmek değil, borçla da olsa, üretilmiş olanı alıp kullanabilecek paraya sahip olmak denilebilir şüphesiz ki.

Denilebilir denmesine de doğru olur mu?

BÖYLE BÜYÜYENLERİN DURUMU

Benzer yoldan gidip, üreterek kalkınmaktan vazgeçen, hizmet sektörüyle, turizmle, altyapı ve konut yatırımlarıyla büyümeyi tercih eden Yunanistan’ın, İspanya’nın, Portekiz’in, İtalya’nın, İrlanda’nın, İzlanda’nın, Macaristan’ın ve daha pek çok ülkenin bu gün içine düşmüş olduğu durum, söylendiğinde kulağa hoş gelen bu iddianın yanlışlığının güncel tanıkları.

Son 4-5 yılda bu ülkelerdeki işsizlik iki-üç kat artmış, toplam işsizlik yüzde 30’lara, genç işsizliği yüzde 50’lere dayanmış, ekonomilerinin yönetimi fiilen uluslararası finans sisteminin kontrolüne geçmiş durumda.

SANKİ BİZ YARATTIK

Borç paraya dayalı tüketimin, neo-liberalizmin moda sözcüklerinden biriyle söylersek, pek de “sürdürülebilir” olmadığını kerhen de olsa herkes kabul ediyor artık. Devletler, hükümetler, uluslar üstü örgütler ne yapacaklarını, bozduklarını nasıl düzelteceklerini bilemiyor, sıkıştıklarında “tembel” diyerek vatandaşı suçluyorlar. Sanki bu sistemi vatandaş yaratmış gibi.

Örnekler ortadayken, benzer ekonomi politikalarını izleyen bir ülke olarak, bu konuları tartışmaktan itinayla kaçınıyor, son dönemde dövizde, faizde yaşanan yükselişleri, borsadaki gerilemeyi Gezi Parkı eylemlerine bağlayarak kolaycılığa kaçıyor, “kedidir kedi” diyerek gerçek nedenleri görmezden gelmeye  devam ediyoruz.

DURUM PARLAK DEĞİL

Televizyonlara çıkan piyasa sözcüleri ve ekonomi yönetimi, sürekli olarak makro göstergelerin iyiliğinden, ekonominin sağlamlığından dem vursa, muhalefet sessizliğini koruyarak bu algıyı destekliyor olsa da, bizde de durumun, en azından küçük sanayici, esnaf ve emeğiyle geçinen sıradan vatandaş açısından pek de parlak olmadığı görülüyor aslında. Şirket ve hane halkı borçları, cari açık, işsizlik, satılamayan konut sayısı artıyor. Büyüme oranları düşüyor. Örnekleri arttırmak mümkün.

Tam da bu aşamada, Harvard Üniversitesi Ekonomi Profesörü Dani Rodrik ile Maliye Bakanı arasında, büyüme rakamlarına ilişkin olarak sosyal medyada yaşanan tartışmanın, ekonominin durumuna ilişkin sunulan başarı tablosunun en azından tartışılır olduğunu ortaya koyması açısından oldukça önemli olduğunu düşünüyoruz. (http://haber.sol.org.tr/ekonomi/rodrikten-maliye-bakanina-tarihi-ayar-haberi-74846).

Ahmet Müfit

Odatv.com

Not: Makro göstergelerin iyi olduğunu tekrar ederek, moral kazanmaya, son günlerde yaşanan oynaklığı Gezi Parkı eylemlerine yormaya çalışan piyasaları, bu gün itibarıyla (19.06.2013) ABD Merkez Bankasının para musluklarını kısma olasılığının korkusu sarmış durumda. Herkes ABD Merkez Bankası Başkanı Bernanke’nin bu gün akşamın geç saatlerinde yapacağı konuşmaya odaklanmış durumda. Bir de para musluklarını kısacağım derse, görün o zaman gümbürtüyü.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık