MEHMET C.PEKER

FAŞİZM, ŞERİAT ve HİTAP


MEHMET C.PEKER
17 Mayıs 2016 Salı 20:26

Değerli arkadaşlarım merhabalar,

Gittikçe daha sık duyulan  “bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete” cümlesindeki “kıyamet” kelimesinin sizin için anlamı nedir bilemiyorum.

Son günlerde içinde bulunduğum sohbet, panel, söyleşi, sempozyum vb paylaşımlarda  ülkemizde yaşananların bizleri sürüklediği yolculuk sonunda, FAŞİZM veya ŞERİAT öngörüsü olanların sayıları hiç de az değil.

Katıldığım söyleşilerde gündeme gelen konuları özetlemeye niyetim yok ancak uzman konukların katılımları ile gerçekleşen nerede ise her söyleşi sonunda, katılımcıların kulaklarında (en azından benim) kalan uzman cümlelerinden son üçünü paylaşmak istiyorum.

Necmi Erdoğan hocamız dedi ki; “imece ve komşuluk kültürlerimizi hatırlayarak gündelik hayatta birlikteliği korumak ve toplumsal yaşantı tarzını yeşertmek gerek”,

Gamze Yücesan Özdemir hocamız dedi ki; “bu memleketten vazgeçmeyeceğiz, gericiliğe karşı, emekten yana, laiklik ve bağımsızlık hedefli kolektif sorumluluk zamanı”,

Mehmet Okyayuz hocamız dedik ki; “farklılıklarımız geri plana alınıp, tüm demokrat, anti faşistler arasında birliktelik oluşturulmalı, şeriat tehlikesi karşısında yaşam alanlarımızın daralmasını engelleyecek bir savunma hattı kurulmalı”.

Geçen hafta katıldığım Yaylaların Kardeşliği Platformu tarafından düzenlenen Sempozyumda birikimlerin paylaşılmasından sonra da benzer şekilde,” yerelden başlayıp yaşam alanlarımıza sahip çıkarak bilgilenme – bilgilendirme – toplumsallaşma – siyasallaşma süreçlerine özen göstererek hayatı planlamalıyız”, dendi.

Yani, SİSTEM’in hedefi ne olursa olsun, aslında hepimizin bildiği ve özellikle GEZİ direnişi sürecinden sonra sıklıkla kurduğumuz benzer cümlelerin gerekleri, bizim kontrol ve etki alanlarımızda yerine getirilmeli, sizce de öyle değil mi?

Artık, üyeleri ve / veya gönüllüleri olduğumuz yapıların amaçları doğrultusunda, daha geniş katılımlar ile bir araya gelmek için “egoları ve geleneksel alışkanlıkları bir kenara bırakmanın” bir keyfiyet değil zorunluluk olduğuna inanıyorum.

Tüm bu yazdıklarım / okuduklarınız / düşündüklerimiz / yaşadıklarımızdan sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aşağıdaki söylevini kendi üstüne alınan(lar)  var mı?

Selam ve sevgilerimle,

Ey Türk gençliği!

Birinci görevin, Türk bağımsızlığını, Türk cumhuriyetini sonsuza kadar korumak ve savunmaktır.

Varlığının ve geleceğinin tek temeli budur. Bu temel senin en değerli hazinendir. Gelecekte bile, seni bu hazineden yoksun bırakmak isteyecek iç ve dış düşmanların olacaktır. Birgün bağımsızlık ve cumhuriyeti savunmak zorunluluğuna düşersen, göreve atılmak için, bulunduğun durumun olanak ve şartlarını düşünmeyeceksin! Bu olanak ve şartlar, çok elverişsiz bir özellikte ortaya çıkabilir. Bağımsızlık ve cumhuriyetini yok etmek isteyecek düşmanlar, bütün dünyada eşi görülmemiş bir galibiyetin temsilcisi olabilirler. Zorla ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri ele geçirilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve ülkenin her köşesi eylemli olarak ele geçirilmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acı ve daha tehlikeli olmak üzere, ülkenin içinde iktidara sahip olanlar duyarsızlık, sapkınlık ve hatta ihanet içinde bulunabilirler. Üstelik bu iktidar sahipleri, kişisel çıkarlarını işgalcilerin siyasi istekleriyle birleştirebilirler. Ulus fakirlik ve çaresizlik içinde yorgun ve bitkin düşmüş olabilir.

Ey Türk geleceğinin evladı! İşte, bu durum ve şartlar içinde bile görevin Türk bağımsızlık ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Gereksinim duyduğun güç damarlarındaki asil kanda bulunmaktadır!

Ey Türk gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık