MEHMET C.PEKER

HALA'nın Evi


MEHMET C.PEKER
4 Ekim 2017 Çarşamba 20:26

Değerli yurttaşlarım merhabalar,

Bugün sizlerle bir hayali paylaşmak istiyorum, benim ve kardeşlerimin hayali yani bizim hayalimiz  :)

Yazının başlığında sözü edilen HALA, babaannemiz, namı diğer “Fadime Dadi / Hala”.

(Anlaşılmıştır ama yine de, “dadi”nin Lazca da “hala” demek olduğunu yazmakta yarar var.)

Birkaç kuşak öncesinden bir “Memetaloğlu (soyadı kanunu sonrası Peker) delikanlısı”, Arılı (eski ismi ile Pixala) köyünden içgüveysi olarak Manavoğlu (soyadı kanunu sonrası Aksoy) sülalesine enişte gelince, Fındıklı’nın en merkezi yerindeki arazilere ortak olmuş, onun sayesinde bizler de.

Öncü Peker delikanlısından birkaç nesil sonra doğan dedem Mehmet, evlenme yaşı gelmeden henüz sadece 16 yaşında iken, kendinden küçük dört kardeşi ile yetim kalınca, yukarı Aksu (eski ismi ile Abu sufla) köyünde yaşayan, kendinden altı yaş büyük, Ogooğlu (soyadı kanunu sonrası Güven) sülalesinden akıllı bir genç kadın olan dayısının kızı Fatma (Fadime) ile evlendirilmiş.

Babaannem kocasına eşlik, çocuklarına analık, kocasının kardeşlerine ablalık yaparken, ahırdaki hayvanlar ile fındık ve çay bahçelerine sahip çıkarak ailesinin ayakta durmasını da sağlamış, daha önemlisi saygın duruşu ve yardımseverliği ile mahallelilere halalık da yapmış.

Erken yaşta dedemin ve birkaç çocuğunun vefat etmesi şoklarına rağmen, babam ile amcamın İstanbul Teknik Üniversitesinden mezun olmalarını desteklemeyi başarmış, velhasıl Fadime HALA becerikli kadın imiş.

Bizleri çok sevdiğini sözlerinden de, gözlerinden de anlamak her zaman mümkün idi, ışıklar içinde yatsın.

O sıcacık masmavi gözlerinden yaydığı sevgi ile bizleri kutsar, iyi dileklerinin unutulmaz finali ise hep; “yüz yaşına kadar yaşa” (oşi scaneyi iwi) olurdu.

Avuç içlerindeki emek izlerine sırtımızı kaşıtmanın ayrı bir keyfi vardı, yaz aylarını Fındıklı’da geçiren torunlar babaannelerinin dizlerine başını koymak için sıraya girerken, babam ve amcam da heyecan dolu gözler ve umut ile beklerlerdi.

Doksan yaşının üzerinde iken vefat eden “o muhteşem kadına” çok şey borçluyum/z, yani.

Birkaç yıl düşünüp konuştuktan sonra; babaannem dahil tüm büyüklerimize borcumuzu ödemek ve onlara olan minnetimizi ölümsüzleştirmek adına, dede ocağımızı yani babaannemin gelin geldiği ve komşularına “halalık” yaptığı evimizin onarımını başlatmaya karar verdik.

Niyetimiz; öncelikle dışını toparlayıp evi koruma altına almak; çatı ve pencereler ile dış kapı doğramalarının aslına uygun yenilenmesi sonrasında ilgili ek bütçe hazır olabilince de, iç mekanları aslına uygun şekilde elden geçirip evi yaşanabilir hale getirmek.

Yaşanabilir olması yetmez üretilebilir hale getirmek ve bir kenarına “DADİŞİ OXOYİ / HALANIN EVİ” levhasını yerleştirmek  J

Hayal bu ya; belki birkaç seneye kadar, en alt kattaki ahırın depo olarak, orta katın idari ofis ve toplantı odası olarak, en üst katın da mutfak, kıraathane, kütüphane, bilgi teknolojileri odası olarak birkaç tane Demokratik Kitle Örgütü tarafından ortaklaşa kullanılmalarının mümkün olabileceğini umuyoruz.

Düşünsenize;  her yaştan gençlerin ortak mekanları arkadaşları ile birlikte kullanmayı öğrenmeleri ile başlayacak dayanışmak kültürünün genişlediğini,

Düşünsenize; toplantı salonunun haftanın her günü farklı birbirinden öğrenme seanslarına şahit olduğunu,

Düşünsenize; idari ofiste uzun bir masanın ortak olarak kullanıldığını, duvarlara yaslanmış dolapların ise bina içinde örgütlerin özel kullanımlarına tahsis edilmiş biricik şeyler olduklarını,

Düşünsenize; bilgi teknolojileri odası ve kütüphanenin öğrenmeye aşık gençler tarafından yeni bilgiler ve ilişkiler peşinden koşarlarken coşku ile kullanıldığını,

Düşünsenize;  kıraathanede günün her saatinde sıcak çay içmek ve her yaştan genç arasında da sıcak sohbete ortak olmanın mümkün olduğunu...

Ben birkaç yıldır düşünüyor ve çok heyecanlanıyorum.

Hiç kuşkum yok, birkaç yıl sonra, “Halanın Evi”nin üretmelere, paylaşmalara açılış gününde, giriş kapısı önündeki küçük düzlükte, aile mezarlığımızdan gurur ile bakan gözler ışığında, mavi ve pembe ortancaların önünde, yeşil kokular altında, mavi huzura dokunurken, nar kırmızısı çayı dostlarla yudumlamak ayrı bir keyif olacak  :)

Bir hafta önce çatı yenilenilmesi ile başlayan ve beni / bizi çook heyecanlandıran projemiz sizlerin kulağınıza ve yüreğinize nasıl geldi?

Selam ve sevgilerimle,


YORUMLAR
  • yorum2017-10-05 23:39:41Ergül Ataktürk

    Ne kadar şanslı ki aynı yürek torunlarına da geçmiş....

  • yorum2017-10-05 18:59:26Sema Türkili

    Çok anlamlı geldi... Bravo Peker

  • yorum2017-10-04 21:06:47Alev Atılgan

    Çok güzel çok heyecan verici( çok da duygusal). Sizi kutluyorum, her satırında duygulandım.

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık