ORHAN ÇAKIR

HAYDİ 1 MAYIS'A


ORHAN ÇAKIR
30 Nisan 2015 Perşembe 21:46

                                                            HAYDİ 1 MAYIS'A
     1 Mayıs işçi ve emekçilerin bayramı,  işçi ve emekçiler tarafından dünya çapında kutlanan , birlik , dayanışma ve haksızlıklara karşı mücadele günüdür. Bu değerli bayram dünya üzerinde pek çok ülkede resmi tatil olarak kabul edilmiştir. Kabul edilmesi de gerekliydi.
     İlk kez 1856'da Avusturalya'nın Melbourne kentinde taş ve inşaat işçileri , günde sekiz saatlik iş günü için Melbourne Üniversitesi'nden Parlamento Evi'ne kadar bir yürüyüş düzenlediler. Örgüt güçtür edası ile...
Hepimiz işçi olmasak bile bir emekçiyiz. Tüm işçi ve emekçileri kapsamlayan bu güzide bayramın katılım sayısınin düşüklüğü pekte hoş bir durum değil. Bu durum özgürlüğün çelişik şeklidir. Kişiler hâlâ 1 Mayıs'ın bir propaganda olduğunu düşünüyor. Evet bir baş kaldırış , bir hak talep bayramı ancak illegal değil , gayet legal bir oluşum. Resmiyet kazandırılmış bir bayrama legal oluşum diyememek akıl kârı olmasa gerek. Hele hakların savunuculuğunu üstlenen bu bayram için bu düşünceleri icra etmek kendine haksızlık yapmakla bilmukabeledir.

     Bu spekülasyonları bir kenara bırakalım şimdi. 13 Mayıs 2014 yılına gidelim. 301 Maden işçimizin , emekçimizin yaşamlarının sorumsuz yöneticiler tarafından gasp edilmesine gelelim. Bu günlerde mahkemeleri devam ediyor. Ancak ortada yargılanan ne bir suçlu ne de bir güçlü var! Hatta tüm hatanın ölen bir mühendise devredildiğini de bilirsiniz şimdi değerli okur. İşçilerimizin ülkemiz için ne kadar değer arz ettiğini de bu vesile ile öğrenmiş olduk bir kez daha. Bunun daha hiçbir şey olmadığını da bilirsiniz...

     Gün hesap sorma günüdür , gün hayatını kaybeden masum işçilerimizin , ezilen emekçilerimizin , hakkının karşılığını alamayan halkımızın hesabını sorma günüdür. Hak talep etmek , özgürlük çemberi oluşturmak , gökkuşağı renklerindeki kardeşliğe bürünerek hesap sormak suç oldu fakat. Nasıl olurda resmi bir hak suç olabilir ? Nasıl olurda sesimizi duyurmak , Taksim'e girmek SUÇ OLABİLİR ! ? ... Taksim, hükümeti neden bu kadar tedirgin edebiliyor ? Birleşen , örgütleşen halkın ayak sesleri hükümet aleyhine ürkütücü olsa gerek. Bilinçli tüm halklar bunu başarabilmeyi bir amaç edinmiştir bunu da unutmamak kaydı ile not alalım.         Örgütleşebilen halkların başarısızlık öyküsünü hiçbir tarih kitabında göremezsiniz.
     Değerli okur tabiki ben bu satırları keyfimden üretip dökmüyorum buraya. Bende işçi ve emekçi bir ailenin evladıyım. Bende toprağa çapa vurdum , bende tekstil fabrikasında işçi olarak görev yaptım bir zaman. İş , emek , özgürlük susuzluğu nedir bilirim. Sadece toprak çapalamak değil veyahut bir fabrikada çalışmak da değildir emekçilik. Emekçilik ; halkın için , özgürlük için ter dökmektir. Buna binaen bir öğretmen de emekçidir... Yani bu bayram hepimizin bayramıdır. Bu kutsal hak tüm halkındır!
     Hadi okur ! 1 Mayıs'a ! İş , aş , özgürlük için birlik olalım. Bu kutsal vazifeden korkmayın , çekinmeyin! Hakkınızı , hakkımızı arayalım. Örgüt kuvvettir...


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık