AHMET MÜFİT

İşte bu yüzden CHP hedef


AHMET MÜFİT
21 Mayıs 2013 Salı 23:02

“Türkiye'nin ciddi ve güçlü bir muhalefet partisine ihtiyacı var, her ülkenin böyle bir partiye ihtiyacı var. CHP'nin güçlü bir muhalefet olmasını istiyoruz. Bu bizim tartışacağımız konu olacaktı. Belki de bu tartışmalara devam edebiliriz ilerleyen zamanlarda. Ancak benim tartışma için belirli standartlarım ve seviyelerim var” diyen. CHP’yi anayasa ile ilgili, Kürt sorunu ile ilgili pek çok konuda fikirler üretmemekle suçlayan Hannes Swoboda’nın sıkıntısının, Kılıçdaroğlu’nun, Başbakan ve Esat arasında benzerlik kuran sözlerinden öte anlamlar taşıdığı kanısındayız(http://haber.stargazete.com/politika/hannes-swoboda-kilicdaroglu-ile-gorusmeyi-ben-iptal-ettim/haber-754621)

Çağdışı, milliyetçi, laikçi hatta faşist türü sözlerle sürekli suçlamalarına, değiştirmek için her yolu deniyor olmalarına karşın CHP’yi ulusal kurtuluş savaşından gelen, antiemperyalist köklerinden koparamamış olmak, belli ki Swoboda’yı ve benzerlerini çok fazla rahatsız ediyor.

CHP’nin, solu etnik ve dini kimlik politikalarına hapseden Papandreu’nun, Blair’in, Zapetero’nun, Schröder’in yolundan gitmesini, antiemperyalist köklerinden kopmasını, sol olmanın gereği olan ekonomik ve toplumsal iddialarından vazgeçmesini, kısaca kendilerine benzemesini istiyorlar.

Benzer durum, bu günlerde kendilerini “liberal solcu” olarak tanımlayan bir kısım “eski solcu” için de geçerli. Avrupa ekonomilerinin içine düştüğü acınası durum, sosyal devletin çöküşü, işsizlik, ekonomik sıkıntılar nedeniyle intihar eden insanlar, anlaşılıyor ki Swoboda ve tayfası gibi, bu kesimin de ilgi alanına girmiyor. Her aynaya baktıklarında kendilerindeki bu değişimden rahatsız oluyor olsalar gerek ki, bu denli saldırganlar.

Sağ politikaları savunup da, güçlü bir CHP, güçlü bir muhalefet istiyoruz diyenler ise çok sayıda. Gazeteciler, iş adamları, politikacılar. 12 Eylül darbesinin de büyük katkısıyla, son 30 küsur yılda ülkemizde de büyük ölçüde kurumsallaştırılması başarılan neo-liberal politikalardan yana saf tutan bu kesimler için “güçlü CHP”, ekonomik iddialarından vazgeçmiş, neo-liberalizmle barışık bir CHP anlamına geliyor.

Uluslararası finans kesimi ve büyük sermaye ise sabırsız. Ekonomide ve siyasette kazandıkları pozisyonları kaybetmelerine neden olacak şekilde, yeniden ulusal bağımsızlığı esas alan bağımsız ekonomi politikalarına geri dönüş olmasını istemiyorlar.

Bu kesim, Atatürk’ün talimatları ile 1923’de toplanan İzmir İktisat Kongresi’nin, ekonomik bağımsızlığı ulusal bağımsızlığın temeli sayan anlayışının terkedilmesi gerektiğini düşünen kesimlerce, 1948 yılında İstanbul’da düzenlenen, “1948 Türkiye İktisat Kongresi”* ile başlatılan 65 yıllık mücadelenin artık sonlandırılmasını, özellikle son otuz küsur yılda kazandıkları mevzilerin anayasal güvenceye kavuşturulmasını istiyorlar.

Cumhuriyetin kuruluşundaki iddialarından vazgeçmiş, sol olmayı, kimlikler üzerinden siyaset yapma noktasına indirgeyen, neo-liberal ekonomi politikalarını ve devlet yapısını benimsemiş bir CHP olmaksızın, sürecinin tamamlanamayacağının ise herkes farkında.

Ahmet Müfit

Odatv.com

(*)1923 İzmir İktisat Kongresinin aksine, 1948’de İstanbul’da düzenlenen bu kongreye işçi ve köylü kesimleri, davet edilmemiş, bu kesimlerin görüşlerinin alınmasına ihtiyaç duyulmamıştır.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık