NİHAT GENÇ

KALDIRAMIYON KOLLARI


NİHAT GENÇ
9 Haziran 2013 Pazar 23:34

1) Meclis yıllar boyu ne güzeldi yasa maddesi okunur sonra onaylayan onaylamayan ‘kaldır kolları’ ohh mis gibi geçsin..

  Gezi Parkı direnişine karşı da hadi kaldırın kolları bitsin olaylar..

  İki gün de ne değişti ki hükümetten gelen her yasayı onaylayan o kollarınızın gücü güçtü..

  Neydi o Ankara türküsü ‘ne zaman sarhoş oldu da kaldıramıyon kolları’

  Oysa içki de içmezsiniz ama niyeyse kolları da kaldıracak güç dermanınız kalmadı.

  İki arkadaş köpekten biri sıcacık ev bulur diğeri sokakta yağmur soğuğun içinde aç perişan kalır. Aç perişan olan dışarıdan evin camına burnunu dayamış arkadaşına yaklaşır, camın arkasında tüyleri kalkmış sıcacık keyfi yerinde. Yahu arkadaş anlamadım gitti niye senin keyfin yerinde niye ben gaz yiyor sokakta sürünüyorum.. Keyfi yerinde kedi, çok kolay demiş, ben bu eve girdiğim günden beri arka ayaklarımla yürürüm, öndekileri hep üstüne kırarım, sen de dene, kurtul bu perişanlıktan..

2) 19. yüzyıl toplumsal isyanların tarihidir, kaldığı yerden 20. yüzyılda devam etmiştir. Son otuz kırk yılda toplumsal olayların azalma sebebi polisin teknolojik gücüdür. Jop, tank, gaz bombaları, önceleyici tedbirler dinlemeler, istihbarat.. Küçük kalabalıklar küçük gösteriler için polisin jobu gaz’ı gerçekten dağıtmak için iş görür. Ancak yüzbinler milyonlar devreye girince Gezi Parkı olayında gördüğümüz gibi devletin tek sığınağı gaz ve job’u iş görmez hale gelir..

  Gezi Parkı Olayı’nda olan budur, milyonlar devreye girince ‘gaz bombaları’nın caydırıcı gücü sona erdi ve devleti iktidarı bir korku saldı..

  Tayyip Erdoğan bey Amerika’da Wall Street direnişini ve bastırılmasını örnek gösterdiğine göre önümüzdeki günlerde herkes büyük bir ‘baskın’ bekliyor.. İç İşleri Bakanı’nın da açıklaması bu yöndedir, üç gün daha müsaade ederiz, dedi..  Şah’ın İran’ı terk etmesine yol açan olaylar sokakta halkın üstüne attığı bomba ve halkın üstüne açtığı ateş’tir. Yüzlerce insan öldü, Şah tam da o gece tüydü, ölen insanların sayısının çok olmasından değil, çok güvendiği ‘bombaların’ işe yaramadığını gördüğünden..

   Peki milyonlar yine sokağa dökülürse işte hükümeti kara kara düşündüren bu.

   Bu tür işgal eylemlerinde polisin diğer yöntemi, sabırla beklemek ve işgalcilerin zaman içinde dağılıp azalması ya da kamuoyu ilgisinin düşürülmesini beklemek..

  On yılın birikimi ve bu birikimin altında çok sert ‘artık yetsin’ isyanı olduğu için, gaz bombaları uçup gider ama bu isyanın kitlesel inadından zerre geri adım atacağını  kimse beklemiyor..

  Bu iki yöntem, ani saldırı dağıtma ve bekleyip kamuoyunda soğutma dışında devletin bir çözümü olmadığı da açık..

  Tayyip Bey’e söyleyeceğim şu, Türkler İstanbul’u bir günde birkaç ayda almadı, Üsküdar’ı gelip yerleştiler ve 150 yıl beklediler..

  Tayyip beyimizin hala ‘polisiye’ tedbirler dışında çözümü yok, o meclisteki arkadaşlara sesleniyorum, polisiye tedbir dışında üçüncü bir seçenek bulmaya çalışın..

  DİKTATÖRLÜK DEDİĞİMİZ DE ZATEN BUDUR, halka başka tür SEÇENEK şansı bırakmamak..

  Tayyip beyimiz bu iki polisiye tedbir dışında erken seçim gibi yeni bir siyasi seçim düşünmez ve düşündüğü baskını gerçekleştirirse, kendisi ve partisi için, erken seçim şansını da yitirir, Allah korusun, çünkü artık Türkiye belirsiz kör kaosa doğru sürüklenir.

3) Bir arkadaş tweet atmış, medyaya ne oldu bir günde lavabo açacağı atılmış gibi, evet, bir günde medyanın şekli rengi suratları tartışma programları değişti.. Ekranlardaki cemaatin savcı polis ve gestapo liberallerin sayısında azalma var..

   Yani Tayyip Erdoğan beyin izleyeceği yüzü gözü temiz TV olarak bütün bu olup bitenler hiç dıngılında olmayan bir tek Flaş TV kaldı..

   Bir günde Gezi Parkı’na odaklanan büyük TV’lere sesleniyorum, tamam artık yayın yapmaya başladınız ama bu kadar abartmayın, Tayyip Bey’in de izleyebileceği programlarınız olsun, Tayyip Bey’e de bir seçenek bırakın..

   Tayyip Bey’in siyasi hayatında şansı balı hep konuşulur, İstanbul suların akmayışının faturasını Nurettin Sözen ödedi ama Nurettin Sözen’in açtığı kanalların; banka soygunlarının faturasını merkez partiler çekti ama Kemal Derviş’in hazırladığı programın balını hep Tayyip Erdoğan yedi. Yetmedi Irak savaşına girmemek için direnen Türk askerine Amerika’nın büyük bir ceza verip dinlemeler iftiralar tutuklamalarla hapse attırılmasının meyvelerini de Tayyip bey topladı..

  Tayyip Bey’in balı şansı nihayet bitiyor, şanslı insanlar için ‘gökyüzünden yıldızı var’ derler, o yıldız söndü karadeliğe dönüştü..

  Şimdi bu satırlarımı okuyan bir AKP’linin küfürlerini duyar gibiyim:‘Bunlara sebep olanın Allah belasını versin..’

  Kardeşim niye küfrediyorsun, meclise seçtiklerin kollarını kaldırsın..

4) Cuma günü NTV 13 haberlerinde spiker kızımızla Mehmet Barlas vardı, spiker kızımız Mehmet Barlas’a açılış sorusu girişinde Tayyip Bey Gezi Parkı’na gitse ne olur gibisinden yumuşak bir giriş yapacak oldu..

  Kızcağız neye uğradığını şaşırdı, kırk yıl TV seyrederim böyle terbiyesizlik görmedim, Mehmet Barlas spikeri azarlamaktan öte : ‘Sen çok güzel kızsın seni koluna taksın birlikte gidersiniz Gezi Parkı’na..’

  Elli yıldır ekranlarda baş köşe yaptığınız insanların tıyneti karakteri ahlakı bu işte..

5) Allah korusun hiç aklımıza getirmek istemediğimiz çok uzakta görünen felaket tehlikesi gittikçe yakına yakına geliyor, şaşırtıcı olan, Tayyip Bey’in başı etrafında dönen akbabaların ABD’li AB’li dostları olması..

   Tayyip Bey’im, ideolojik İslam Türkiye kültürünün doğal bir uzantısı değil, kanlı ve ezik ve sömürge komiserleriyle yönetilen aşağılanan Orta-Doğu’dan geldi, ve gelir gelmez ülkemiz de komiserlikle yönetilmeye başlandı, ideolojik İslam, Anadolu’nun kapılarına uymuyor..

   Gestapo liberallerle Anadolu’ya ve Türk Siyasetine takmaya çalıştığınız bu İdeolojik İslam, kopartılıp çıkartılacak, yerine hakiki, bin yılların yaşayan halim selim tertemiz Müslümanlığı tekrar hayatına başlayacak, başka yolu yok, bu halk efendi tanımaz, bu halk ‘kibir’ düşmanıdır.

   Anadolu erenleri diye ağzınızdan sizin de düşürmediğiniz büyük evliyaların kitaplarını okuyun, ilk sayfalarından başlayarak ‘kibre’ savaş açarlar. Bu kitapları ilk gençlik yıllarından beri çevire çevire okumuş bir yazar olarak hep şu soruyu sordum, bu evliyalar erenler neden dünyanın en büyük sorunu ‘kibri’ her şeyden çok dert edinip konuştular, diye..

  Tayyip Bey! Bir şeyi başarmak için yola çıkanlar ‘merhamet’ bilmezler, çünkü onlar çıkacakları merdiveni yüksekleri yukarları düşünür..

   Bu ülkenin hizmetkarıyım diyorsunuz, kime hizmet ettiğinizi herkes biliyor artık, hem ABD’ye hem de etrafınızdaki imar belediye müteahhitlere hizmet ediyorsunuz. Biraz da siyasete hizmet edin, erken seçimin önünü açın..

6) Herkes güya eylemlerdeki gençleri anlamaya tanımaya çalışıyor, çok uzağa gitmeyin, herkes kendi gençliğine baksın bu gençleri çok iyi tanır, yetmediyse o eylemlerin içinde gençlerin konuşmalarından en ilginç birkaç cümle edeyim, borsanın çökmesi ekonominin kötüye gitmesi konusunda şöyle tartışıyorlar, hani Uzanlar’ın Halis Topraklar’ın mallarına bir şekilde TMSF el koydu, ya, AKP’nin elli ayrı şehirde on yılda zenginleştirdiği yüzbinlerce rantçıyı konuşuyorlar, bu rantçıların ellerindeki bin milyar doların  evleri emlakları servetlerine el koyularak aradıkları kaynağı bulabileceklerini tartışıyorlar..

  Çok mu pervasız çapulcu ütopik bir görüş, geriye dönüp AKP iktidarının on yılda el koyduklarını sattıklarını yağmaladıklarını bir toplayın, sizin yaptığınızı biraz daha devrimci büyüklükte yapmayı tasarlıyorlar. Bunları düşünen gençlere benim eleştirim ise şu, siz de AKP de gibi ‘ZAHMETSİZ SERVETLER’ ele geçirme peşindesiniz, üretime dönük artı gelire dönük daha ciddi şeyler de düşünmelisiniz..

7) İspanya iç savaşında ölmekte olan İspanyol generale rahip yatağı başında sordu ‘son nefesinizde düşmanlarınızı affedecek misiniz?’, general: affedebileceğim kimse kalmadı, hepsini öldürdüm..

  Tayyip Bey’in affedebileceği tek kişi hatta tek ağaç dahi kalmadı, hepsini öldürdü..

8) Amerika AKP’yi Türkiye’ye tek şans olarak sundu.. Sonra AKP de Suriye Savaşı’na Türkiye’yi tek şans olarak sondu. Öyle kapitalist emperyalist bir dünyadayız ki markete gittiğinizde reçelin sakızın arabanın ev’in bin çeşiti var, ama siyasi parti şansınız sadece AKP ve Suriye’yle savaşmaktan başka da şansınız yok..

  Ve Türk ordusunun içeri tıkıp El Kaide’nin vahşi militanlarına da onların üniformalarını giydirerek, rezilliğin daniskası.. Ve Gezi Parkı olayları başlamadan, yandaş medya Suriye Savaşı’ndan asla haber vermiyordu ama alttan alta güya umut veren haberler veriyorlardı..

  Özgür Sıçanlar Ordusu bir zafer daha kazandı, şu kadar daha ilerledi, Avrupalılar Özgür Sıçanlar’a silah vermeyi kabul etti, Halep’in Şam’ın şu şu mahalleleri daha Özgür Sıçanlar’ın eline geçti gibi…

   Geriye doğru açın yandaş gazete sayfalarını bu yalan umut veren haberlerden onbinlercesini okuyun…

   La Fontanie’nin masalıdır, kıyıda nöbet tutan asker savaştan öyle yorulur ki.. Artık ufukta ne görse yardıma gelen dost bir savaş gemisi sanır.. Heyecanlanır sevinçten çılgına döner, o gördüğü gemi yanaşır yanaşır burnunun dibine kadar gelir, ki, gelen bir tahta parçasıdır..

   Bir yıldır Suriye Savaşı’nda gördükleri hep ‘tahta parçası’ çıktı.

   Oysa Suriye sınırları çöl’dür, çöl’ün serabı meşhurdur, bu savaşa girerken birileri Suriye’nin Rusya’nın Nasrallah’ın silahlarını ve stratejilerini şüphesiz düşünmüş olmalı, ama, bu çöl serabını da hesaba katmalıydılar.. Hala savaş değil serap görüyorlar.. Afgan Pakistan dağlarından getirdikleri yirmi yaşında çocukları da bu serap içinde cihad diye İslam diye kandırıp silahlayıp öldürtüyorlar..

9) Zayıf İnsanlar asla olmaları gereken zamanda teslim olmazlar, oysa güçlü insanlar, hesap vermekten korkmaz..

  Suriye topraklarında Müslüman öldürmek için domuz kılığına girmekten korkmayanlardan sadece bizler değil bütün dünyalılar korksun..

  Şimdi geriye dönüp, Tayyip Bey’e bugün tapınan yazarlara bakıyorum, otuz yıl yirmi yıl öncesine gidiyorum.. Ne halim selim ne temiz çocuklardı.. O yıllarda bazı solcu arkadaşlar yanıma gelip, Nihat bunlara güvenme derdi, ben de o solcu arkadaşları tepeden tırnağa azarlayıp fırçalardım..

  Birgün ağacın etrafında domuz toprağa burnunu sürterek koklayarak eşiniyor.. Bir kuş ağaca, bu domuz senin etrafında toprağı koklayıp eşeliyor, senin altını oyacak dikkatli ol, diye..

  Ağaç, yahu ne şüphecisin, Allah’ın domuzu işte, bu ormanda o da yiyecek o da gezecek, sen ne kötü düşüncelisin kuş kardeş..

  Bugün gördük domuz ağacın altını oydu, bütün dostluk arkadaşlık insanlık duygularını ciğer yiyen Müslüman öldüren El Kaideler’e dahi destek vererek vahşice öldürdü..

10) Biraz önce anlattığım eylemci gençlerin yanındayım, kendi aralarında saatlerce laflıyorlar, laf niyeyse Egemen Bağış’ın attığı bir tweet’e geldi, içlerinden biri, Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’na gitmiş Egemen Bağış, dokuzuncu senfoni çalıyormuş, Egemen Bağış, bu çalan nedir, dokuzuncu senfonu demişler, Egemen Bağış: ‘tüh sekizini kaçırdık’..

11) Gezi Parkı’ndaki gençleri ‘çiçek çocuklarına’ benzetiyorlar, doğru değil, bu çocuklar başka bişi..

  Ancak şu geldi aklıma.. Anadolu Müslümanlığı dervişlik ve erenlik tarihidir, bin yıldır İslamiyet tasavvuf bu topraklarda en yüksek insan değeri olarak dervişlik ve erenlik kültürünü üretti..

  Dervişleri erenleri okudunuz duydunuz bilirsiniz, en azından kimsenin parasını yemezler, çalmazlar, çırpmazlar, onun bunun adamı olmazlar, tasavvuf tarihimizin en yüksek ahlak kültürü, canlılara otlara böceklere kainata insanlara, eşitleyen kardeşleyen bir hayatın arayışı içinde oldular.. Şimdi bakıyorum, bu aşkın sıfatlara en uygun gençler Gezi Parkı’na destek verenler.

  Oysa dervişi de ereni de kendine İslamcı diyen kitlelerden çıkmalıydı..

   İslamcılar iktidar oldu Tayyip Bey’e bakarsınız yol yaptı ekonomiyi düze çıkardı kanalistanbul yapıyor her şeyi yapıyorlar, da, bir tek Derviş bir tek Eren gibi diyebileceğimiz yahu ne güzel çocuk ne adil ne ahlaklı ne hakkını veren konuşuyor diyebileceğimiz tek bir yüz tek bir şahsiyet ortaya çıkartamadılar..

   Yüzlerce milletvekili yüzlerce ekranı yüzlerce gazeteleri var ve hepsi kendilerine İslamcı diyor, ama bir tek DERVİŞ’leri yok..

   Dervişsiz bir Müslüman kültür olamaz!

   Çünkü adalete hukuka değil Tayyip’e sığındılar..

    Çünkü hakkı yenenlerin yanında değil cemaatin itham ve iftiralarının yanında yer aldılar..

   Çünkü iktidarın rantlarına kuymağına götleriyle daldılar..

   Orta-Doğu’dan getirilmiş bir ideolojik İslam gördünüz işte Müslüman olamadı..

   Bazen camii önlerinde bağırırlardı, nerdeler diye soruyor insan, o hakkı yenmişler o mağdurlar nerdeler?

   Yerinden kıpırdayamayan, tek kanadıyla Tayyip’in balına batmışlar boşuna vızıldıyorlar.

   Şimdi ekranlardan izliyorum onları bala düşmüş sinekler gibi çırpınıp çırpınıp boşa vızıldıyorlar..

12) AKP ABD’yle iktidara ‘win win’ kazan kazan diye başladı, şimdi tersine döndü ‘kaybet kaybet’ politikasıyla geri iniyor..

  Suriye Savaşı’yla ortalığı kan gölüne döndürdü, Reyhanlı’yı havaya uçurdular..

  Tayyip Türkiye’yi TAHT’ı sanıyor..

  Taht’ın son günlerindeki yani Osmanlı’nın son çöküş yıllarındaki atmosfer de buydu, topluma hakim duygu, ki 60’lı yıllara kadar bu duyguyu atamadı, Abdülhak Hamit’in ünlü Makber şarkısı milletin içine işlemişti..

   Her Yer Karanlık… Pir nur o mevki..

   Eyvah ne yer kaldı

   Beyrut’ta bir mezar kaldı..

 Tayyip bey’in Abdülhamit’in tahtına özentisi Türkiye’yi Şam’da bir mezarın içine soktu. Makber şarkısı söyleyenler sahneyi karartır ışıkları söndürür, herkesi büyük bir matem havasına sokardı.. Zaten şarkının amacı da buydu, herkesi MEZAR’ın içine sokmak..

  İdeolojik İslam’ın ‘pir nur’dediği  MEZARIN KANIN SAVAŞ’ın ta içi..

13) Tayyip Bey’e bugünkü son sözüm.

  Eski Yunan’da Hippias tiran oldu. Fakat bir askeri darbeden kuşkulanıp etrafında herkesi tutuklatıp öldürmeye başladı..

  Bir kadını yakaladılar, başka kim var diye kadını sorguya çektiler..

  Kadın konuşmamak için dilini ısırıp kopardı ve Tiranın yüzüne tükürdü..

  Bir başka adam buldular, işkenceyle konuşturmaya çalıştılar, başka kim var söyle, başka kimler var bu tertibin içinde..

  Adam, kendini sorgulayan tirana döner:

  SENDEN BAŞKA KİMSE KALMADI…

  Herkesi tutukladınız içeri attınız merkezi sağı dağıttığınız herkesi susturdunuz

  SİZDEN BAŞKA KİMSE KALMADI, Tayyip Bey..

  

  Tayyip Bey, Afrikalı bir kabile bizim gibi selam vermezler, birbirlerini gördüklerinde ‘seni gördüm’ derler, siz bu halkı bizleri görmediniz..

  Siz, bizi hepimizi alıp kendi KANLI SAVAŞ hikayesinde kukla yapmaya çalıştınız..

  Bu halk SURİYE SAVAŞI’nızın kurbanı OLMAYACAK.

 

Nihat Genç

Odatv.com


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık