MEHMET C.PEKER

KARADENİZ'DE KARA ADIMLAR


MEHMET C.PEKER
24 Ekim 2016 Pazartesi 19:15

Değerli arkadaşlarım merhabalar,

Bu hafta sonu şirin memleketimde idim, anamın elini öpüp onun yemekleri ve sohbeti ile beslenmek, dost ziyaretleri ile zenginleşmek ve kendini daha güçlü hissetmek harika idi, iyi ki varlar.

Bir kez daha gördüm ki; doğası ve insanı ile cennet parçası olan topraklarımıza daha fazla gitmem/iz daha fazla sahiplenmem/iz gerekiyor.

Birkaç gün önce Toplum Gazetesi  haberi ile öğrendiğim Fırtına vadisindeki “yeni” taarruzu yerinde dostlar ile konuşmak, -itiraf ediyorum- okumak ile karşılaştırılamayacak bir şekilde “sahici” hisler yaşamamı sağladı.

Şu an bunları yazarken, beş gün önce haberi ilk okuduğum andaki kızgınlık, öfke ve hırs duygularımı aynen yaşıyorum.

Bu duygularım

-          nerede ise on yıldır enerji ve HES diyen,

-          Kaçkarlardaki madenlere sulanarak dönümlerce arazileri kapatan,

-          birkaç yıldır YEŞİL YOL yapmakta ısrar eden,

-          gereksiz bir şekilde Rize havaalanı diyerek yeni doğa katliamları planlayan,

-          Fırtına vadisindeki rafting tesislerini kapatmaya çalışan ve

-          benzeri işleri daha da kolaylaştırmak adına torba yasanın 80 inci maddesi ile çevreyi korumaktan çok yatırımcının önünü açmayı düşünen siyasiler, bürokratlar ve girişimcilere de bizlere de ..

Bizler derken;

yaşadıkları ortam dolayısı ile konuların geniş anlamda farkında ve

hatta bazen yatırımların önceden bile haberdarı olan,

kendince akıllı ve bilgili,

bir şeyler yapmak isteyen fakat önceliklerini belirlemekte zorlanan,

nitelik nicelik dengesini kurmayı beceremediği için bireysel tepkilerin kitleselleşebilmesine engellerin istemeden parçası olan,

ağır oldu ise -tepkilerin ve direnişlerin kitleselleşmesi için gerekli uygun yöntemlerin bulunmasına destek veremeyen,

ilgili adımların içinde yeterince bulunamayan –diyeyim,

sosyoloji - hukuk - mühendislik birikimleri ışığında yurttaşlarını, hemşerilerini güncel bilgiler ile donatıp yaşam alanlarımızı, değerlerimizi tahrip eden yağmalayan kapitalistlerin “büyük amaçlarına” dair bilinci, farkındalıkları geniş kitlelerde oluşturamayan, ihtiyacımız olan ortak dili ve dolayısı ile sinerji için gereken dayanışmayı yaratamayan bizlerden bahsediyorum.

Samimi dayanışma ve etkili üretim örneklerimizi çoğaltamadığımız, yeterince büyütemediğimiz, gelenekselleştiremediğimiz için ak / KARA ADIMLAR / adamlar ile sürekli proje bazlı karşı karşıya kalıyor onlara sistem bazlı gerekli dersi veremiyoruz.

Bence, “ekonomik baskı ile güce kaderci teslimiyet kıskacı”ndan –en azından yöresel olarak- çıkmak bu kadar zor olmayabilirdi ve inanıyorum ki zor olsa da hala kesinlikle mümkün.

Muhtaç olduğumuz kudret “toplum, değer, hayal, hak, bilgi, emek, dayanışma” kelimelerini kullanarak hep birlikte kuracağımız cümlenin, hep birlikte, herkesin duyacağı şekilde haykırılması ile daha işlevsel ve  daha görünür olacaktır, inanıyorum.

Eeee, ne duruyoruz, haydi birbirimizi dinleyelim, dinleyelim, dinleyelim ve anlamaya çalışalım.

Birbirimizi anlamak için dinlemeyi başaralım ve ortaklaşa ürettiğimiz çözümlere sahip çıkalım  –varsa- insani bir duygu olan korkumuzun davranışlarımızı kontrol etmesini  engelleyelim, yaşam alanlarımızı koruyarak yaşam kalitemizin hak ettiğimiz yere yükselmesini kolaylaştıralım.

Günün sorusu daha doğrusu soruları şöyle olabilir;

YAŞAMI SAVUNMAK, YAŞAM ALANLARIMIZI KORUMAK  ve doğa katliamlarının artmasına yol açacak torba yasanın 80 inci maddesine HEPBİRLİKTE DİRENMEK konusunda üstümüze düşenleri yaptık mı, yapıyor muyuz yoksa "bir gün" yapacak mıyız? 

TEMA Vakfı Başkanı Hayrettin Karaca’nın deyişi ile “olanlar olmayanlara, bilenler bilmeyenlere borçludur” sözünün gereğini yerine getirilebiliyor muyuz?

Selam ve sevgilerimle,


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık