İHSAN HACIBEKTAŞOĞLU

Kavga ile Örülü Bir Ömür.HALİM TELLİOĞLU


İHSAN HACIBEKTAŞOĞLU
23 Ocak 2015 Cuma 22:12

KAVGA İLE ÖRÜLÜ BİR ÖMÜR: HALİM TELLİOĞLU


Sözcükler yetmiyor bir acıyı anlatmaya…

Dolu dolu geçen yıllar ağır yük olur yerleşir kalbin üzerine. Nefes alamazsın, göğsün sıkışır, dudağında derin ah izleri.

Anılar sarar her yanını, koparsın gerçek dünyadan. Anlamaz kimse beyninde ve tüm bedeninde yaşanan sarsıntıları. Anlatamazsın çünkü. Acı tüm bedenini kuşatmıştır.

Bir dostun, yoldaşın kaybedilmesi benzemiyor hiç bir acıya…

12 yıl dolu dolu geçen bir mücadele yoldaşlığı bir anda sona erdi. Her sıkıştığında, yapayalnız hissettiğinde, çaresiz kaldığında, aklına düşüp, "yoldaşla buluşayım, birlikte bir yolunu buluruz" rahatlığı artık yok.

Kırk yıllık kavga deneyiminin ışığı sönüverdi. Karanlık bastı bir anda her yanı.
Çağımızın yabancılaşmayı derinleştirdiği koşullarda yabancılaşmak hayata.
Derin bir uçurum.
Derin bir boşluk…

Kavgaya, özgürlüğe, kardeşliğe, dayanışmaya, ortakçı bir yaşama derin bir inanç duyuyorum. Gel ki yokluğuna inanmak, bunu kabullenmek çok zor.

Halim Tellioğlu'nu, yoldaşımızı, ağabeyimizi, dostumuzu, neşemizi kaybettik.

1955’de Of'ta doğdu Halim Tellioğlu. 60'lı yılların Türkiye'sinde köy yaşamının yoklukları içinde kişiliği şekillendi. Adil ve eşitlikçi olmayana yönelik duyduğu öfke ve karşı duruş bu koşullar içerisinde kimliğini de mayaladı.

Samsun İmam Hatip Lisesi’ni bitirdiğinde, Türkiye büyük bir değişimin sancıları ile yoğruluyordu. 70'li yıllar başından sonuna kadar acı ve umutla birleşik, mücadele dolu yıllardı. İsyancı mayası, bir an bile beklemeden safını belirlemesine yol açtı. O artık işçi sınıfının ve ezilenlerin sıra neferi, kararlı bir devrimciydi.

Mücadelenin ancak örgütlü olarak yürütüleceğine duyduğu inançla Kurtuluş Hareketi içinde yerini aldı. Ancak hiçbir zaman diğer devrimci yapılara karşı önyargılı olmadı. Sürekli devrimci dayanışmayı önemsedi ve yaşamı süresi içerisinde kararlı bir uygulayıcısı oldu.

12 Eylül faşizmi Türkiye halklarının üzerine bir kâbus gibi çöktüğünde Of ilçesinde mücadelesini sürdürüyordu. Faşizm kan ve ölümle yüklenirken, bir an bile inançlarını sorgulamadı. Kaçağa düşmüştü. Devrimcilerin etrafında korku duvarları yaratılmıştı. Faşizmin topyekûn saldırısı devrimciler ile halk arasında giderek artan mesafeler koymuştu. Yaşamak artık ağır bir yüktü. Umudu diri tutmak ise bir devrimci açısından gelecek nesillere bırakılacak en değerli mirastı.
Her kaçağın sırtına yüklenen sıkıntılı yıllar onun yoldaşı olmuştu. Faşizmin takibinden kurtulmak, son kalan ilişkileri derlemek, açlık, yokluk onu bir nebze olsun etkilemedi. Ailesinin ona sunacağı ekonomik rahatlık, bilincini acaba sorusunun kemirmesine en küçük bir etki dahi oluşturmadı.

Faşizm onu ne ele geçirip tutsak edebilmiş, ne de o zor şartlarda mücadelesinden alıkoymuştu. 80'li yıllarda İstanbul'daydı artık. Faşizmin etkisi yavaşça dağılmaya yüz tutmuş, sözde demokratik bir dönemin kapıları aralanmıştı. Paranın saltanatı en ahlaksızca yöntemlerle egemen kılınmaya başlamıştı. Ahlaki yozlaşmaya barikat olmak ve devrimci değerleri yaşanabilir kılmak zorlaşmıştı.

Ancak geri durmak olmazdı. Devrimcilik ve inancın en insanlık dışı araçlarla test edildiği böylesi bir dönemde, görev beklemek devrimci bir tavır olamazdı. Halim Tellioğlu görev beklemedi. Hızlı bir geri gidişe karşı kendi özgür iradesi ile görev aldı. İstanbul'da demokratik mücadelenin her zaman önünde yer almaktan geri durmadı. Yaşam kalitesini düşüren, hareket kabiliyetini zorlaştıran omurga kireçlenmesi onu köşesine çekilmeye yöneltmedi. Tersine 1 Mayısların alanlarda kutlanması, cezaevlerindeki baskılara karşı dışarıda yürütülen eylemlerde, işçi grev ve yürüyüşlerinde daima yerini aldı.

Bahar eylemlerinin ülkeyi kasıp kavurduğu, işçi sınıfının tekrar sahneye çıktığı seksenli yılların sonunda devrimci hareketlerin de bağlı olarak toparlanmaya başladığı yıllar oldu. TSİP çevresinin çıkardığı İşçi Gündemi gazetesi, sınıfın sesi olmaya dönük bir yayın olarak çıkmaya başlamıştı. Halim Tellioğlu bu çevre ile kurduğu ilişkiler sonucunda gazetenin yazı işlerinde görev aldı. Artık kavgasını devrimci basın içerisinde sürdürmeye başlamıştı. Gazetedeki özverili çalışmaları yoldaşları tarafında bugün dahi anlatılır oldu.

Kıvrak ve keskin zekâsı, halk söylencelerine olan ilgi ve hâkimiyeti onun halk filozofu olarak isimlendirilmesine neden oldu. Çoğu zaman içinden çıkılmaz gibi duran çetrefilli sorunları bir cümle ile çözerek yoldaşlarının hayranlığını kazandı. Sorunların çözümünü üretirken kattığı mizah zenginliği ile sohbetlerin aranılan ismi oldu.

2000'li yılların başında memleketi Of'a dönen Tellioğlu burada da durmadı. Fiziksel rahatsızlığı, ekonomik imkânsızlığına rağmen halkının özgürlük davasına duyduğu ilgi onu yeni çalışmalara yöneltti. Kendisi de bir çay üreticisi olan Halim Yoldaş üreticilerin sorunlarının ancak örgütlenme ile çözüleceğine inanıyordu. Türkiye genelinde çiftçilerin örgütlenme mücadelesinin yükseldiği bu yıllarda o çay üreticilerinin örgütlenmesine ön ayak oldu. Çay üreticileri sendikası bu mücadelenin sonucunda kuruldu. Halim Tellioğlu artık çay üreticileri sendikası kurucu üyesi ve yöneticisiydi.

Türkiye genelinde eş zamanlı olarak kurulan diğer altı çiftçi sendikası ile bir araya gelinerek Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu kuruldu. O bu sendikanın da kurucu üyesi ve ilk yöneticisi olarak adını tarihe yazdırdı.

Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu’nun kuruluş sürecinde bir yandan devletin kapatma davaları ile uğraşırken, diğer taraftan da sendikanın eylemlilik içerisinde yer alması için yoğun bir çaba sarf etti.

Bu çabalarının sonucunda Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu ilk bağımsız sokak eylemliliğini 2010 yılında dünya çiftçilerinin dayanışma günü olan 17 Nisan’da Of ilçesinde gerçekleştirdi. Eylem onu "ölsem gözüm arkada gitmez" diyecek kadar mutlu etmişti.

Aynı yıllar HES şirketlerinin suyu ticari bir metaya dönüştürme, doğayı yağmalama saldırganlığının başlamasına denk geldi. O bu alandan da geri durmadı. Of Dekap meclisi içerisinde aktif olarak yer aldı. Köy gezmelerinde, bulunduğu her ortamda halkını bilinçlendirme çabası içerisinde oldu. Sağlığı giderek kötüleşmesine rağmen her eylemde bulunmayı ilke edindi.

2012 yılı Halim Tellioğlu açısından geri dönülmez acıların başladığı yıl oldu. Abisini kaybetmiş, hemen ardından akciğer kanserine yakalanmıştı. Ağır bir ameliyat ve bitirici kemoterapilerin ardından yeniden toparlandı. Artık tek amacı çocuğu gibi sahiplendiği sendikasını emin ellere teslim etmek oldu. Hastalığını unutmuş, tek düşüncesi Çay Üreticileri Sendikası’nı emin ellere teslim etmek olmuştu.

2013 yılı Mayıs ayı, Halim Tellioğlu’nu mücadele dolu bir ömrün son görevini yapmak sevdasına yöneltti. Dünya çiftçilerinin örgütü olan Via Campesina’nın (Çiftçi Yolu) kongresine Türkiye delegesi olarak katılmak üzere Endonezya'ya gitme kararı aldı. Doktorların 20 saat sürecek uçak yolculuğu ve yoğun gündemli bir programın sağlığını riske atacağına dönük uyarılarına kulak tıkayarak Endonezya'ya gitti.

Endonezya'da kaldığı süre içinde Türkiye, Taksim olayları ile sarsıldı. Gezi Direnişi sadece Türkiye'yi değil Dünya emekçilerinin ilgi odağı olmuştu. Halim Tellioğlu Endonezya'da Dünya çiftçilerine: " Her yer Taksim, her yer direniş " sloganları attırarak direnişi Endonezya'ya taşıdı.

60 yıllık ömrünü dolu dolu yaşayan, inançlarında asla taviz vermeyen, inatçı kimliği ile emekçi halkın tarihi kazanımlarına derin katkılar koyan yürek 19 Ocak 2015 günü son kez çarparak durdu. Geriye örnek bir yaşam bırakan Halim Tellioğlu, şimdiden sınıf mücadelesinin onurlu tarihine kazındı.

İhsan Hacıbektaşoğlu

 


YORUMLAR
  • yorum2015-01-23 23:14:44Mehmet DURNA

    MERHABA! DOSTLARIMIZIN BU ACILI YERİ DOLDURULAMAZ KAYBINI, HALİM ABİMİZİN FİZİKİ OLARAK HAYATA VEDA EDİŞİNİ GURBETTE ÖĞRENMİŞ BULUNUYORUM! ACILARINIZI PAYLAŞIYOR, DOSTLARIMIZA VE AİLESİNE SABIRLAR DİLİYORUM.

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık