ENBİYA KIRALİ

MANAHOS DERESİ - 1


ENBİYA KIRALİ
2 Mayıs 2015 Cumartesi 19:47

MANAHOS DERESİ

 

Manahos, Sürmene Deresi'nin Trabzon, Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu döneminden beri kullanılan ismidir.                                 

Sürmene Deresi'nin yaklaşık 2000 yıldan beri kullanılan adı: yalnızlık, tek başına, keşiş anlamına gelen Manahos’dur. İlçenin en önemli akarsuyu bu deredir. Madur Dağı'nın eteklerinden çıkan en büyük kol, Yeni Yayla ve Gezge çukurlarıyla birleşerek Manahos Deresi'ni oluşturur. Manahos Deresi de Hamza Ağa yaylasından doğan ikinci kolla Arpalı Köyü'nde birleşerek kuzeye doğru akmaya devam eder. Doğuda Sultan Murat yamaçlarından akan Vartan Deresi, batıdan akan Vizara (eski Coşk Deresi), Ehşeho, Çifteköprü ve Ormanseven (Seveho) dereleriyle birleşerek Sürmene ilçe merkezinden denize dökülür. 

Aynı zamanda Manahos Deresi Konuklu (Mesal) ve Güneşli (Şohan) Deresi gibi orta büyüklükteki yan akarsularla beslenir. 

Manahos Deresi, yukarıda sayılan bu derelerin dışında sayısız küçük akarsularla da desteklenir. Manahos Deresi, tarihi boyunca kuraklıktan etkilendiği gibi büyük tahribatlara yol açan su taşkınları da yaşamıştır. Yakın tarihte bu vadide üç kez büyük sel felaketi olmuştur. 

Halkın dilinde “Büyük Selinti” olarak ifade edilen 1929 taşkınında vadi üzerinde yer alan yerleşim birimleri ve Sürmene ilçesi büyük zarar görmüştür. Bu tahribatın yarattığı sonuçlar ışığında, azımsanmayacak sayıda bölge insanı devlet marifetiyle zorunlu olarak başka vadilere göç ettirilmiştir. 

İkinci olarak, 1960 ilkbaharında destanlara konu olan büyük sel, vadiye yakın bütün ekili alanları ve fındık bahçelerini yok etmiştir. 1998 yılında Manahos Deresi'nin yan kolu olan Mesal Deresi'nin taşmasıyla koca bir belde (Beşköy), bütün fiziki yapısıyla toptan yok olarak haritadan silinmiştir. 

Orman kaynaklarının adım adım yok edilmesiyle gerçekleşen bu afet- 1998 serintisi-  bilim adamları tarafından doğal bir olay olarak değil insan eliyle gerçekleşen bir yıkım olarak değerlendirilmiştir.

Karadeniz Bölgesi'nde kendine özgü (endemik) 270 civarında bitki türü mevcuttur. Bu türler, genelde vadilerde ve vadilerin yakın çevresinde bulunur. Türkiye’nin ise bitki varlığı 2287 türden ibarettir ve bunun bilinen kadarıyla % 18’i Doğu Karadeniz’de bulunmaktadır. Manahos Vadisi de bu türleri yoğun bir biçimde barındırır. 

       Dünya üzerinde tahminen 750.000-1.000.000 arası bitki türü vardır. Tedavi amacıyla kullanılan tıbbi bitkilerin toplamı 20.000 civarındadır. Türkiye’de de 500 civarında kullanılan tıbbi bitki bulunmaktadır. Tüm dünya coğrafyası göz ününe alındığında, bu rakamın tebabet alanında önemli bir rakam olduğu ortaya çıkar.

        Diğer endemik canlı türleri içinde olduğu gibi burada da -Karadeniz- mevcut olan bitki türleri içinde ekolojik dengenin bozulması sebebiyle, bu türler tamamen yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Hatta öyle ki bugün Türkiye’ de sadece Manahos Vadisi üzerinde belli bir noktada bulunan ve özellikleri itibariyle bütün Balkanlar'ın florasını geride bırakabilecek bitki türleri mevcuttur. 

Bu vadilerde yabancı bitki araştırmacılarının elde edemeyip de çalma noktasına geldikleri kadar önemli türler olduğu bir gerçektir. Bu türlere sahip olmak için bilim adamlarının her şeyi göze aldığı düşünülürse, dünya ve insanlık için vadilerin yaşamasının önemi daha da iyi anlaşılmaktadır.

Vadilerden ilaç sanayisinde, yerel ve uluslararası alanda bitki temin edilmekte,  vadide yaşamlarını sürdüren insanlar gelir elde edebilmektedir. Aynı zamanda bitki florası diğer canlı yaşamında sürdürülebilir yaşam koşullarını oluşturmaktadır.

       Karadenizdeki diğer vadilerde olduğu gibi Manahos Vadisi'nde de çeşitlilik anlamında bitki türleri oldukça zengindir. Bu durum bilim adamlarının çalışmalarına katkı sağladığı gibi uluslararası ilaç tekellerinin de ilgisini çekmektedir.

Manahos Vadisi'nde, yaban hayatının devamı için gerekli olan bitki türleri oldukça zengindir. Örneğin, bölgemizde “likarba” diye bilinen, esas adı “yaban mersini” olan meyvenin bir adı da “ayı üzümüdür”.

Manahos Vadisi'ndeki bitki türlerinde toprak tutma özelliğinin yüksek olması nedeniyle, bu türlerin çok iyi korunması halinde doğal afetlerin önüne geçilmesi de mümkündür.

Vadilerin bütün bu özelliklerinin dışında taşıdıkları su potansiyeli, uluslararası emperyalist-kapitalist tekellerin iştahını kabartmaktadır. 

Bugün dünyada yaklaşık 3.000.000 insan su sıkıntısı yaşamaktadır. Buna bağlı olarak dünya nüfusunun % 5'i su ihtiyacını özel şirketlerden satın alarak karşılamaktadır. Tüm dünyada su piyasasının 1.000.000.000$ olduğu düşünülürse, küresel güçlerin yoksul ve geri bırakılmış ülkelerde su kaynaklarına böyle iştahla neden saldırdıkları daha iyi anlaşılmış olur. Elbette enerji bir ihtiyaçtır. Fakat enerjinin birçok alternatifi vardır ve her zaman olacaktır. Vadilerimizin alternatifi yoktur ve de hiçbir zaman olmayacaktır. 

    

          “Su akar, Türk bakar” sözü tarihe karıştı. Zira sular tamamen yer altından tünellerle taşınmakta olup artık “Türk” bakacak fakat su bulamayacağı için bundan sonra su aramakla meşgul olacaktır. (1.Bölümün sonu)


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık