ENBİYA KIRALİ

MİLLİYETÇİLİK ÇIKMAZ SOKAKTIR


ENBİYA KIRALİ
21 Haziran 2015 Pazar 23:34

7  Haziran seçimlerinin ortaya koyduğu tablo;  yüz yıldır bu topraklarda bir türlü kendi içinde bile değişikliğe uğrayamayan, ırkçı/milliyetçi  düşünce yapısını  tekrar gündeme taşımıştır.Sandık sonuçları,yoksullar, çiftçiler,işçiler ve fukara Müslümanlar için bir umut olabilir mi? Bu soruya olumlu bir yanıt vermek mümkün değil, hatta imkansızdır.Dar alanda yapılan kısa paslaşmalar sadece egemen güçlerin kendi aralarında yürüttüğü kayıkçı kavgasından başka bir şey değildir.Bu kavga, gerçekten yoksulluk ve çaresizlik içinde yüzen halkı  uzaktan yakından hiç ama hiç ilgilendirmiyor.

Şimdi  göstermelikte olsa  bir hükümete ihtiyaç var fakat  seçim sonuçlarına bakıldığında,halk bugün muhalefet konumundaki partileri öne çıkararak ilginç ve alışılmadık mesajlar vermektedir.Seçim öncesi  muhalefet partileri, sanki ortak bir program temelinde hareketle  birbirine benzer vaatlerde bulunarak seçim sonrası  konumlarını zora sokmuşlardır.7  Haziran akşamında açıklanan seçim sonuçlarından sonra gözler bu partilerin üzerine çevrilmiştir. Halk şöyle demiştir: 1- Muhalefeti oluşturan her hangi bir partiye iktidarı verecek kadar  güvenmiyorum.2- Muhalefet bloğunu toptan görevlendirerek, samimiyetinizi kanıtlama fırsatı tanıyorum.3-Hadi gösterin kendinizi…

Buraya kadar bir sorun yok.Zaten CHP ve MHP tescilli ulusalcı olmaları hasebiyle,ufak tefek farklılıklara karşın bir araya gelebilirler.Muhalefet bloğu  seçim meydanlarında birbirleri hakkında tek olumsuz bir lâf etmezken, kaçak saray, yargılama, yolsuzluk ve yüce divana gönderme gibi talepler üzerinden yürüyerek  AKP’nin içinde onmadığı bir hükümet anlayışının önünü açmıştır. Ve parlamento seçim sonuçlarından sonra  bir takım ufak ayrıntıları saymazsak bu seçeneğe kilitlenmiş durumdadır.

Yeni  hükümetin kurulmasını esas kilitleyen nokta; MHP’nin HDP’ye bakışında saklıdır.MHP, ne anlama geldiğini anlamakta zorluk çektiği “Türk milliyetçisi” olduğundan,  HDP ile bir arada bulunmayı uygun görmemektedir. Bütün ideolojilerini “Dünya Türklüğü” üzerine kuran MHP milliyetçiliği, bir zamanlar Ecevit’in “Dış Türkler Bakanlığı” kurma fikrine ilk önce  başbuğları Türkeş  aracılığı ile karşı çıkmıştı.Bunların Anadolu  topraklardaki esas görevlerinin ne olduğunu bende merak ediyorum! Bir zamanlar ”Rehberimiz  kuran Hedefimiz Turan” diyorlardı.Öyle unutulup gitti ve Turan’nın halkları kurtulmak için hala bizimkilerin keyiflerini bekleyip duruyorlar.   

Bugün Atatürkçü çizgide oynamaya çalışan bu vatandaşlar, ne gariptir ki bir zamanlar yakalarında Atatürk rozeti  taşıyor diye  gençlere saldırıyorlardı.Köprülerin altından çok sular akıp gitmesine karşın, bunların kafasında düşünce adına bütün saçmalıklar başlangıçta olduğu gibi yerli yerinde duruyor.Elbette bizim kimsenin düşüncesine karışmak ya da yön vermek gibi bir tutumumuz olamaz.Ancak düşüncelerimizi açıklamak ve  ülke/toplum menfaatlerini gözetmek noktasında  saçma bulduğumuz  görüşlere eleştiri  hakkımızı kullanabiliriz.

 80 öncesi  “Kürt” kimliği üzerine olmadık spekülasyonları yapan kahraman milliyetçilerimiz, bugün  “Kürtler bizim kardeşlerimizdir ”diyorlar. Bende diyorum ki,hangi Kürtler?Güneyde HDP’ye yüzde  seksen oy veren Kürtlere  Batı da  yaşayanların da siyasal tercihleri  eklenince benim kafam  bir hayli karışıyor. Şimdi düşünmeden edemiyorum; yahu bu sizin kardeşleriniz Demirtaş’ı seviyor,Apo’yu seviyor .Burada bir sıkıntı var…Öncelikle Kürtleri sevip sevmediğinize bir karar verin, sonra silkinerek kendinize gelmeye çalışın.

HDP, bazı sol çevrelerde  “Kürt milliyetçisi” olarak tanımlanır.burjuva partilerinin bir bölümü de zaman zaman aynı tanımı kullanır.Bir an bizde aynı şekilde düşünelim, o zaman bize “Kürtçülüğün esasları” diye bir kaynak gerekli… Merak bu ya madem onlar sadece Kürtçü, bunun bir de felsefesi olmalı,  ama yok… En azından ben bulamadım.İzledikleri politikalara baktığımızda öyle kalın, kırmızı çizgileri yok gibi görünüyor.Kim bunlar acaba?Çok kısa bir propaganda döneminden sonra  parlamentoya  80 milletvekili sokabilecek kadar halktan oy aldılar.Bunun bir anlamı olmalı diye düşünüyorum.

Batı’daki  milliyetçiler çok farklı olacaklar ki,onlarca yıldır seçimler girmelerine karşın aldıkları oy bir HDP kadar olamadı.Burada da önemli bir sorun var;”milliyetçiliğin esasatı” üzerine  onca kitap varken,ayrıca yüz yıldır Turan ülküsünün pompalanması  ve Türk gençliğine,  hayallere bile sığmayan hedefler gösterilmesinin yanı sıra, 12 Eylül de” toptan imha”ya kadar varan politik deneyimleri de  doğru dürüst bir sonuç vermemiştir.

Konuyu daha iyi anlayabilmek için, Türkçülük/milliyetçilik  kavramlarını geliştiren ve bu konunun  mimarı olan Yusuf Akçura’yı dinleyelim: “Bizde Türkçülük cereyanının gitgide iki kola ayrıldığını iddia etmek istiyorum.Bu iki cereyanı şimdi moda olan tabirlerle tarif etmek istersek,birisine ‘Demokratik Türkçülük’,diğerine ‘Emperyalist Türkçülük’ diyebiliriz.

Demokratik Türkçülük:Millet esasını,her millet için bir hak olarak telakki ediyor ve Türkler için talep ettiği bu hakkı,diğer milletlere de aynı derecede hak olarak tanıyordu.Mesela  Osmanlı İmparatorluğu’nda,Arapların,Arnavutların ve diğer milletlerin bu hakka istinaden muhikk olarak istediklerinin verilmesine taraftardı .Akçura , bu nedenle” milliyetperverlik” kavramının yerine “milletperverliğin” kullanılmasını önermiştir.Ysusuf Akçura, Emperyalist Türkçülüğü ise  Avrupa Nasyonalistlerine benzetmiştir.

 Akçura böyle diyor.Aynı Yusuf Akçura,  konuyla ilgili olarak özellikle İstanbul’da  ve Türk Ocakları’nda sayısız konferanslar vermiştir.Bizim Türkçülerimiz,  milliyetçiliği sanırım Akçura’dan değil de onun her hangi bir öğrencisinden  öğrenmiş, ya da öğrenmemiştir.Bunlar her şeyi  önüne Bir “Türk” kelimesi  koyarak açıklamaya çalışıyorlar.Aynı mantıkla  coğrafyamızda binlerce yıl önce yaşamış bütün uygarlıkları, bir yolunu bulup “aslında onlar da ”Türk’tür”  diyerek imalat ürünü bir tarih algısı yaratmaya çalışmaktadırlar.

Bir başka halka Türk demekle o halkın etnik kimliği değişmez,  ancak kendinizi  başını kuma sokan deve kuşuna benzetmiş olursunuz.  Seçimlere gelince; burjuva siyasetinin dayattığı  formülasyonlar ışığında yapılan  7 Haziran seçimlerinde ortaya   ilginç bir tablo çıkmıştır.Seçim öncesi bütün muhalif partiler benzer ekonomik vaatlerde bulunmuşlar(yolsuzluk,hukuksuzluk ve 17-25 Aralık’tan hesap sorma iddiaları vb.) ve bu nedenle muhalefetin aldığı yüzde 60 oy,  halkın mesajı olarak AKP iktidarının karşısında konumlanmıştır. 

Sıra hükümeti kurmaya gelince,nasyonalizmin Türkiye şubesi  temsilcileri, “HDP ile olmaz” diye feryadı basmışlardır.Neden olmazmış?Amaç; dağdakiler/bağdakiler muhabbetini  devreye sokarak HDP’yi  karalayıp meşrutiyet sınırlarının dışına çekmektir.Katılırsınız ya da katılmazsınız ortada  artık geriye dönülmesi imkansız bir realite var.

Ve milliyetçiler/milliyetsizler parti olmanın dışında başka bir görev üstlenmemişseler  bu gerçeği kabullenmek zorundalar. Eğer kendini milliyetçi sananlar bu gerçeği kavramakta gecikirse kendileri realitelerini kaybeder.

                                                                                                    ENBİYA KIRALİ


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık