PROF.DR.KORKUT BORATAV

MUHALEFET PARTİLERİ BU GERÇEKLERİ NEDEN ANLATMIYOR?


PROF.DR.KORKUT BORATAV
4 Nisan 2014 Cuma 22:55

ABD’de yayınlanan Forbes isimli ünlü finans dergisinin internet sayfasında yer alan 5 Mart 2014 tarihli yazı, “Geçtiğimiz on yılda Türkiye ekonomisinde gerçekleşen yükseliş, tüm zamanların en büyüleyici büyüme hikâyelerinden birisi” cümlesiyle başlıyor. 

2002 yılından bu yana, esas olarak inşaat sektörü ve tüketim odaklı olarak sağlanan ve krediyle finanse edilen büyümenin, 2007 yılında başlayan küresel mali kriz boyunca da duraksamaksızın devam ettiği belirtildikten sonra, krediyle yani borçla büyümenin doğal sonucu olarak bugün karşı karşıya kalınan çok ciddi riskler peş peşe sıralanmış. (http://www.forbes.com/sites/jessecolombo/2014/03/05/why-the-worst-is-still-ahead-for-turkeys-bubble-economy/)

Dikkat çekilen en önemli risk, altı yıl önce gelişmiş ülke ekonomilerinde ortaya çıkan krizin de temel nedeni olan, varlık fiyatlarında oluşan aşırı şişkinlik, yani balon. Yazar benzer bir şişkinliğin/balonun bir benzerinin inşaat/emlak sektörü başta olmak üzere, ülkemiz varlık fiyatları için de söz konusu olduğuna, bu balonun, gelişmiş ülkelere benzer şekilde, finans sistemini de altüst edecek şekilde patlaması riskinin yüksek olduğuna dikkat çekiliyor. 

'KREDİ GENİŞLEMESİ İLE GERÇEKLEŞEN BÜYÜME ENİNDE SONUNDA ÇÖKER'

Bizim de yazılarımızda sıklıkla dile getirdiğimiz benzer risklerin, tablolar eşliğinde ayrıntılı olarak irdelenip dile getirildiği beş sayfalık yazının bitişi de başlangıcı kadar dikkat çekici. Yazı, yazarın en beğendiği ekonomist olduğunu söylediği, Ludwig Von Mises’den yaptığı bir alıntıyla bitiriyor. 

Alıntı yapılan sözleri şu şekilde çevirmek mümkün. “Kredi genişlemesi ile gerçekleştirilen bir büyümenin eninde sonunda çöküşe gitmesi kaçınılmazdır.  Bundan kaçınmanın tek yolu, kredi genişlemesinden vazgeçmek ve bu yolla krizi öne almaktır. Aksi durumda mevcut parasal sistemin nihai ve toptan bir felaketi ile karşılaşmak kaçınılmaz olacaktır.”

Geçtiğimiz aylarda BDDK tarafından kredi genişlemesine karşı alınan önlemleri ve Merkez Bankası’nın faizleri artırmak zorunda kalmış olmasını, söz konusu uyarı bağlamında, olası toptan felaketi ve uygulanmakta olan ekonomik sistemin tartışılır hale gelmesini önleme, krizin etkilerini zamana yayma çabası olarak değerlendirmek mümkün. Bu adımın ne denli başarılı olacağını ya da iktidarın, büyümeden vazgeçme, sanayiciyi, tüccarı, esnafı, inşaatçıyı yani günlük ekonomiyi ve sıradan vatandaşı daha da mutsuz etme anlamına gelen bu adımı siyaseten ne kadar sürdürebileceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz.

MUHALEFET NEDEN BU KONULARDAN BAHSETMİYOR

Kredi büyümesinin yavaşlatılmasına ilişkin alınan söz konusu kararlar, yukarıda yaptığımız alıntı çerçevesinde değerlendirildiğinde, dış borca dayalı ekonomik büyüme politikalarında sona gelindiğinin bizzat hükümet yetkilileri ve ekonomi bürokrasisi tarafından da kabul edildiğini gösteriyor.

Bu noktada önemli olduğunu ve tartışılması gerektiğini düşündüğümüz şey, ülkenin geleceğini etkileyeceği söylenen bir dizi seçime giderken ve bunların ilkine 15 günden az kalmışken, muhalefet parti sözcülerinin bu konulara değinmiyor, ekonominin içerisinde bulunduğu sorunları ağızlarına almıyor, krizin etkilerini zamana yaymayı amaçladığını düşündüğümüz önlemlerin geçerliliğini ve topluma etkilerini tartışmıyor olmaları.

Ekonomiyi yani vatandaşın gerçek sorunlarını, geçim derdini, gelecek kaygısını, iş bulamayan gençleri, özelleştirmelerin neden olduğu yıkımları, ulusal sanayinin ve sosyal devletin tasfiyesini, ülke altyapısının yerli yabancı demeden satılmasını, kırsal kesimdeki yıkımı, ekonominin dış borca bağımlı hale getirilmesinin ulusal bağımsızlığı tehdit eder hale gelen boyutlarını görmezden gelmeleri.

Neden böyle davranıyor,  yurttaşların ve ülkenin geleceğini doğrudan ilgilendiren böylesi önemli bir konuda, niçin konuşmak istemiyorlar? Bilmiyoruz.

Bildiğimiz, tekrardan çift haneli rakamlara tırmanan işsizliği, düşük ücret politikaları ve pompalanan tüketim çılgınlığıyla her vatandaşı uluslararası finans sisteminin borçlusu haline getiren mevcut ekonomik sistem ve uygulamaların eleştirilmekten kaçınılıyor olmasının, bu politikaların devamına evet demek anlamına geleceği, topluma, ülkeye yarar sağlamayacağı. Tam tersi olarak ödenecek bedelin daha da ağırlaşmasına neden olacağı.

Kendilerine başarıyı getirir mi?..

Ahmet Müfit

Odatv.com

Not: Moody’s’in, bu yazı yazıldıktan sonra açıklanan, 10 Türk Bankasını negatif izlemeye alınmasına ilişkin son kararının, ülkemiz ekonomisine ilişkin olarak Forbes dergisinde yayınlanan yazıda yer alan balonlaşma ve risk artışı değerlendirmelerinin daha geniş bir çerçevede paylaşıldığını göstermesi açısından büyük önem taşıdığı kanısındayım. Söz konusu açıklama sonrası, finans kanallarına konuşan piyasacıların bu kararı önemsiz göstermeye çalışıyor olmalarını, olumsuz algının tüm topluma yayılmasına engel olma çabası olarak değerlendiriyorum.

(http://ekonomi.haberturk.com/para/haber/930897-10-turk-bankasina-kotu-haber)  

OR


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık