MEHMET C.PEKER

OKU


MEHMET C.PEKER
28 Ekim 2016 Cuma 12:27

Değerli arkadaşlarım merhabalar,

Bir önceki yazımı bitirdiğim “olanların olmayanlara, bilenlerin bilmeyenlere borcu var” cümlesinin, yıllar önce önerdiğim, üzerinde çalışmamıza, haftalarca toplantılar yapmamıza rağmen gerçekleştiremediğimiz bir projeyi hatırlatması üzerine, bu yazıyı “OKU” başlığı altında yazmaya karar verdim.

Proje; hem okuma yazma alışkanlığımızın gelişmesine, hem de toplumun farklı kesimlerinden insanların birlikte üretmeleri ve ilgili üretimler aracılığı ile de tanışıklıkların, birbirinden öğrenmelerin artmasının sağlanmasına katkı vermek üzere kurgulanmıştı.

Zira bizler, araştırmak bir kenara, genellikle okumak konusunda da iyi bir performans sergileyen bir toplum değiliz, ne yazık ki.

Herhangi bir internet sitesinden edinilebilecek yaklaşık rakamlar;

bizlerin günde 6 (altı) saatimizi televizyona, 3 (üç) saatimizi internete ayırdığımızı, kitap okumaya ise yılda (1 günde değil 365 günde) ancak 6 (altı) saat vakit ayırdığımızı yazıyor.

Yani, Türkiye'de okuma alışkanlığı yok denecek kadar az. AB ülkelerinde yüzde 21 (yüzdeyirmibir) olan kitap okuma oranı, Türkiye'de sadece yüzde 0,01 (yazı ile onbindebir).

Bütün bu verilere rağmen ülkemizin kaderini belirleyen süreçleri tereddütsüz bir şekilde büyük çoğunluğumuz ile destekleyen bizler, ilgili düşünce ve kararlarımızı oluştururken nasıl bilgileniyoruz acaba?

- Tarihimizi nereden öğrendik / öğreniyoruz, mesela Lozan antlaşmasının detaylarını ve anlamını,

- Yaşam alanlarımızda iliklerimize kadar hissettiğimiz hem bireysel hem de ülkesel bazda sürekli artan borçluluğumuza rağmen ekonomimizin iyiye gittiğini,

- En yüksek teknolojik ürünlerden en basit tüketim maddelerine kadar yerlilik oranının her sene azalmasına ve yerli / yabancı doğrudan üretime dönük katma değer üretecek hiçbir sanayi tesisi yatırımı olmamasına rağmen gelişiyor olduğumuzu,

- Uluslararası kurumlar tarafından her sene yayınlanan İnsani Gelişim Endeksi raporlarına rağmen hukuki, finansal ve toplumsal durumumuzun her sene daha iyiye gittiğini,

- Yaşam alanlarındaki ilişkilerimizden beslenmemize, davranışlarımızdan giyinmemize kadar bir çok detaylar ile ilgili dinimizin uygulama emirlerini / tavsiyelerini nerelerden öğreniyor ve

- bilgi ile inancı birbirine neden karıştırıyoruz?

Nereden ve neden olacak; ilgili kitaplar yerine görsel ve yazılı medya kanallarından, dediğinizi duyuyorum.

Yani, okumayışımızın yanında gördüğümüz ve hissettiklerimizden çok duyduğumuz her şeyin doğru olduğuna inanıp, algılarımızın şekillendirilmesine izin veriyor, çok kısa vadeye kendimizi kaptırıp sürünün parçası olma huzuru ile yaşıyoruz.

Okumuyor, düşünmüyor, soruşturmuyoruz sonra, ne mi oluyor?

- Kadıköy iskelesindeki kadının dövülmediğini,

- Gezicilerin camide içki içmediklerini,

- Sıfır sorun derken sorunsuz komşuluk ilişkimizin kalmadığını,

- Toplam borcumuzun nerede ise Trilyon (1.000.000.000.000) dolara yaklaştığını,

- Hem kamu personelleri hem de öğrencilerin yerleştirme sınavlarında soruların çalındığını,

- Fetullah’ın hoca değil terörist olduğunu öğreniyoruz.

Sonra, ne mi oluyor?

Tanrıdan af dileyip keşke her söylene inanmasa idik, okusa idik, düşünse idik, sorgulasa idik diyoruz.

Yazının başına dönersek, “olanların olmayanlara, bilenlerin bilmeyenlere -ben demiştim deme şansları olmadan, her koşulda - borçları var”, bence.

Birilerinin inadına, kendi topraklarımızdaki insanları, yurttaşlarımızı, kısa süreli çıkarları için, susmaya, sorgulamamaya, itaat etmeye mahkum eden koşulları değiştirmek bizim her halükarda borcumuz.

Yani, farklı bir şeyler yapmalıyız!

Yıllar önce önerdiğim ve çalışmalara başlanmasına rağmen başarılamamış proje veya başka bir proje / yöntem kullanarak; TMMOB ve benzeri meslek odaları ile sendikalar ve ilgi alanı ne olursa olsun sivil toplum örgütleri okumayı, düşünmeyi, sorgulamayı, etkin yurttaş olmayı teşvik edecek yollar bulmalılar.

Sizce, 93 üncü yılını kutladığımız LAİK DEMOKRATİK Cumhuriyetimizin sonsuza kadar TAM BAĞIMSIZ bir şekilde yaşayabilmesi için, bu sürecin ilk adımı ne olmalı?

Selam ve sevgilerimle,


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık