MEHMET C.PEKER

SANDIK SAHİPLİĞİ için DOĞRU ZAMAN


MEHMET C.PEKER
26 Mart 2018 Pazartesi 20:08

Değerli yurttaşlarım merhaba,

Blok zinciri (block chain) devrimi, Nesnelerin İnterneti (internet of things) vb konuların gündemde olduğu dünyanın en çok değişeceği 50 seneye girildiği söylenirken, bizler de ülkemizde Laik Demokratik Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en önemli seçimlere doğru “sürükleniyoruz”.

Konuştuğumuz kavramlar dünya gündeminden biraz farklı ama bunlar da bizim yadsıyamayacağımız gerçeklerimiz; laiklik, demokrasi, adalet, hak, hukuk, eşitlik, katılım, ...

Gerçeklerimizin çağdaş olanlarla benzer içerikler taşıyabilmesi için öncelikle; 2019 yılında yapılacak seçimlerin adil, demokratik, şeffaf, güven ve huzur içinde geçmesi için tek tek her yurttaşın, hepimizin yapması gerekenler var. Hiçbirimizin “anlamam”, “gücüm yetmez”, “benim görevim, sorumluluğum sadece sandığa gidip tercihlerimi sandığın içine bırakmaktır” vb mazeretlere sığınma hakkı yok.

İstisnasız hepimiz bu süreçten sorumluyuz, hepimizin karınca kararınca yapacakları var.

Bence, artık damlaya damlaya nehir olma ve/ya ayaklarımıza göre yorgan dikme zamanı, geldi!

Söylemesi de yazması da kolay, yapması ise “çok inanç ve az emek” gerektiren “sıradan” hatta bazılarınıza “komik” gelebilecek bir önerim var.

Diyorum ki; seçime katılım artmalı!

Yani ilk yapılacak şey; herkesin “2019 da tercihlerimizi kullanmanın anlamı ve önemi” konusunda ikna edilmesi gerek.  

Hem de öyle televizyondan, gazeteden, grup toplantısından değil YÜZ YÜZE. Evet, 50 milyon seçmen ile hatta 80 milyon yurttaş ile yüz yüze.

Önümüzdeki yaklaşık 1 yılda / 12 ayda / 350 günde çocuğu, genci dahil herkese en az bir kez dokunmalı, en az birer dakika gözlerinin içine bakmalıyız.

Nasıl mı?

Dokunulacak kişi sayısı yaklaşık 60 milyon ise, 16 Nisan 2017 referandumunda HAYIR diyenlerin sayısı olan yaklaşık 24 milyonu bir kenara bırakalım, gezi sürecine katılan kişi sayısı polis kayıtlarına göre yaklaşık 11 milyon kişi ise; adam başı altı kişiden az kişi ile yüz yüze konuşmamız ve onlara “2019 da yapılacak muhtarlıklar, azalıklar, belediye meclis üyelikleri, belediye başkanlıkları, milletvekillikleri ve cumhurbaşkanı seçimlerine katılmak önemli” diyeceğiz, bu kadar basit.

Baktık dinliyor, anlatmaya devam edeceğiz “ kime oy kullanırsan kullan kardeşim, tek isteğim var; hatır için oy kullanma, KİMİ NEDEN TERCİH EDECEĞİM diye düşün ve vicdanının da sesini dinle vb” diyeceğiz.

Ol(a)maz mı? Kolay değil mi; 1 yılda / 12 ayda / 350 günde sadece yuvarlak hesap ile 6 kişi ile yüz yüze görüşmek ...

Bu hesap aklınıza yatmadı ise; bir de tersinden ve hatta daha farklı rakamlar kullanarak konuya yaklaşalım.

31 Mart 2019 Pazar gününe kadar yaklaşık 350 gün var mı? Buna itiraz yok değil mi?

11 milyondan vazgeçtim, 1 milyon kişi var mıyız? Buna da hala itiraz olabilir ama şimdilik devam.

HEPİMİZ her gün veya en az İKİ GÜNDE BİR yukarıda önerilen soruyu veya sizin önereceğiniz başka bir (farkındalık yaratacak etkili) soruyu bugüne kadar hiç tanımadığımız veya en azından hiç sohbet etmediğiniz bir kişiye soramaz mıyız? Hatta iyi ihtimal ile bizden ayrıldığında da, O’nun düşünmeye devam etmesini sağlamak adına küçük bir kağıda yazılı halini O’na veremez miyiz?

Hesabı yeniden yapalım: 1 milyon kişi, 200 günde, yaklaşık 200 milyon kişiye “aynı soru”yu sorabiliyor!

Çok mu oldu? Peki: 500.000 kişi, 100 günde, yaklaşık 50 milyon kişiye “aynı soru”yu sorabiliyor!

Daha fazla inmemi istemeyin zira ülke genelinde yaklaşık 170.000 sandık var. Sandık güvenliğini sağlamaya dair niyetin olduğu herkes tarafından hem ilan hem de kabul ediliyor. Demek ki; her sandık bölgesinde üç duyarlı kişi olsa, en azından yaklaşık 500.000 kişiyi sürece katmak mümkün olabilmeli.

Somut önerim şöyle; “Laik Demokratik Türkiye Cumhuriyetini kazanmak isteyen” siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri, meslek odaları, sendikalar, dernekler üyelerinden başlamak üzere kamuoyuna SANDIK SAHİPLERİ aradıklarını ilan etseler,

duyarlı yurttaşlar Nisan ayı içinde, hangi kurumsal yapı koordinasyonunda sürece destek verebileceğini kendi yapılarına bildirseler, resmi dilekçe ile değil sadece isim ve telefon no yazdırarak,

Nisan ayı içinde “ilgili koordinasyon ekibi” basit iki veya üç soru cümlesini belirlese ve önümüzdeki bir yıl boyunca ülkede -neler yaşanırsa yaşansın- hep birlikte SADECE ve SADECE bu basit iki veya üç soru cümlesini soruyor, düşün(dür)üyor olsak...

Soruların cevaplarından etkili sonuçlar çıkacağı konusunda benim kadar emin olamayanlar, seçimlere katılımın artma olasılığı ve ısrarla aynı konulara odaklanılmasının –yazılı ve görsel medyanın algı yönetimi eşliğinde yapılacak- seçimlere nasıl etkileri olabileceği konusunda ne düşünürler acaba?

Selam ve sevgilerimle,

Mehmet C. Peker; 1960 yılında doğmuş, Fındıklı / Rize nüfusuna kayıt edilmiş. Trabzon İskenderpaşa İlkokulu, Ankara Atatürk Anadolu Lisesi ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliğ Bölümünden mezun oldu. 30 sene inşaat sektöründe, saha mühendisliğinden genel müdürlüğe kadar bir çok sorumluluklar alarak özel şirketlerde görev yaptı.  Şu an aktif yurttaşlık yapıyor. Cumhuriyet Halk Partisi Çankaya Remzi Oğuz Arık Mahallesi Üyesi, Sosyal Demokrasi Derneği Genel Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi, Çayyolu Semt Meclisi Gönüllüsü, Ankara Atatürk Anadolu Lisesi Mezunları Derneği Üyesi, ODTÜ Mezunları Derneği Üyesidir.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık