İHSAN HACIBEKTAŞOĞLU

SİLKELE EY HALK, DÜŞECEKLER!


İHSAN HACIBEKTAŞOĞLU
28 Mart 2015 Cumartesi 20:52

SİLKELE EY HALK, DÜŞECEKLER!
Sosyalist solun bir bölümü AKP'yi yıkmak üzere konumlanmış durumda. Politika oluştururken ve eylemlilik süreci tümüyle bu eksende sürdürülüyor. Aynı kesimlerin bu amaç doğrultusunda en geniş muhalefet dinamiklerini bir araya getirmek için azami çaba sarf ettiklerini görüyoruz. Neredeyse Türkiye'nin demokratikleşmesinin AKP'nin yıkılmasına eşitlendiği gibi tartışmalı bir algı yaratılıyor.
Elbette sosyalist hareketin AKP karşıtlığı üzerinden siyaset üretmesi anlaşılabilirdir. 13 yıldır Sermaye egemenliğinin en kararlı ve acımasız sürdürücüsü AKP'dir. Yarattığı ekonomik ve sosyal yıkım da ortadadır.
Diğer taraftan 13 yıldır her seçimde AKP'ye destek vermiş halk kitleleri yeni bir arayış içine girmiştir. Sokak kaynamakta, kitleler politik gelişmelere karşı her zamankinden daha çok kulak kabartır vaziyettedir. Farklılık içeren her söylem ilgi ile izlenmektedir.
Tablo sosyalist çevreler için yeterince elverişlidir. Buna rağmen bazı sosyalist çevreler seçime dair politik bir tutum almakta gerekli atılımı yapamamıştır. Kökleri tarihte yatan güvensizlik olgusu fren işlevi görmektedir. Kısacası sütten ağzı yananlar yoğurdu üfleyerek yemek noktasında titiz davranmaktadır. Varsayımlar üzerinden sürdürülen seçim tartışmaları işlevsiz olduğu gibi ortamı da bulanıklaştırmaktadır. Emekçi halkın cesur kararlara duyduğu ihtiyaç ilgili sosyalist çevrelerce karşılık bulamıyor.
Sınıflar mücadelesinin tarihi kritik dönemeçlerde alınacak net politik tavırların gerçek önderlikleri yarattığını gösterir. Alınan her kararın içinde riskleri taşıdığını da bilerek bu hamleler yapılır. Bu diyalektik bir ilişkidir.
AKP'yi geriletmek ve nihayetinde yıkmak için kritik bir döneme daha girmiş durumdayız. Sosyalistler bulunduğu her yerde, fabrikalarda, çevre mücadelelerinde, sokakta yüklenmeyi esas aldığı gibi seçim sürecinde de aktif bir rol üstlenmelidir.
Elbette 7 Haziran milat değildir. 8 Haziran’da farklı bir Türkiye'ye uyanacak da değiliz. AKP yıkılsa dahi bıraktığı enkaz halka ağır bir fatura yükleyecektir. Burjuva siyaseti çözümsüz değildir. AKP'nin bıraktığı enkazın acı reçetesini halka yedirecek yeni siyasi özneleri hazırdadır. Burjuvazinin yönetme deneyimi ve örgütlülük düzeyi Türkiye siyasetinde boşluk yaratılmasına olanak vermeyecektir. Uluslararası destek ise diğer bir belirleyendir.
Tam da bu noktada AKP'nin yıkılması için en geniş cephe arayışı içine giren bir kısım sol çevrenin söylemine uygun davranmadığı görülmektedir. Daha da acısı en geniş cepheye "serbest piyasacı CHP" girebiliyorken, nedense HDP girememektedir. HDP Türkiyelileşme yolunda cesurca adımlar atarken ve bu adımlar Türkiye halklarından gerekli desteği alıyorken bazı sol yapıların kafasından "Kürt" kimliğini silememiş durumdadır. Eksen kayması korkusu politikasızlığı ve kötürümlük halini yaratmıştır.
Sosyalist hareketin bağımsız bir duruş sergileyerek sınıf eksenli bir siyasal çizgi yaratma çabası elbette anlamlıdır. Doğrudur da. Ancak bu durum ittifaklara, dayanışmaya, karşılıksız desteğe engel değildir. Bugün vereceğimiz destek yarın savunulamaz sonuçlar doğurabilir kaygısı ile yapılan siyaset orta yolculuğun ifadesidir. Ne yazık ki siyaset arınık bir ortamda yapılmamaktadır.
Hesap ortadadır. AKP'nin geriletilmesi bir yanı ile sokak muhalefetini örgütlemekten geçiyorken diğer yanıyla da HDD’ye destekten geçmektedir. Barajı aşıp meclise giren bir HDP, çatlayıp su kaçırmaya başlayan harami ittifakını dağıtma sürecini hızlandıracaktır. Emekçi kitlelerin moral üstünlüğü ellerine geçirmeleri de ancak bununla mümkündür.
Birleşik Haziran Mücadele Birliği’nin içinde yer alan partiler yavaş yavaş seçim politikalarını ilan etmeye başladı. Bu bir çatlak olarak değerlendirilemez. Haziran'da yer alan partiler kendi siyasi kaderlerini ve emekçi halka yönelik sorumluluklarını varlığı tartışmalı bir odağa terk edemezdi. Eylem birliği şeklinde örgütlenen geçici birlikler bileşenlerin tümünü kapsayan ortaklaşma yaratamazlar. Özellikle de böylesi kritik süreçlerde bu olanaksızdır. Siyaset arenasına parti olarak çıkmış her özne bir iç işleyişe, siyasi ve ideolojik birliğe denk düşer. Kendi kararlarını başka güçlere havale ettiği anda ise varlığını inkâr etmiş olur.
AKP son demlerini yaşamaya başladı. Şer ittifakı dağılmaya yüz tuttu. 1990 Zonguldak maden direnişçilerinin dönemin ANAP iktidarını hedef alan ve Başkanları Ş. Denizer'e "silkele başkan düşecekler" sloganı bugün AKP için de geçerlidir. AKP silkelendiği anda düşecek noktaya gelmiştir.
Sosyalistlerin HDP ile dayanışma içinde seçim sürecini örmesi silkeleme ve düşürme işlemini daha da hızlandıracaktır. Salt AKP değil diğer burjuva siyasi odakların dağıtılarak özgür Türkiye'nin kurulması Kürt emekçilerinin katılımı ile olanaklıdır. Sosyalistlerin Kürt emekçileri ile bugünden güçlü bağlar kurması yarının eşitlikçi, özgürlükçü sosyalist toplumunun güvencesidir.
İhsan Hacıbektaşoğlu


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık