İHSAN HACIBEKTAŞOĞLU

Siyaset-Din-Sermaye Evliliğini Bozmak


İHSAN HACIBEKTAŞOĞLU
30 Kasım 2014 Pazar 01:36

Türkiye yeni bir siyasal sürece doğru hızla eviriliyor. Sermaye kesiminin AKP eliyle yeni döneme dönük hazırlığı tamamlandı gibi.

AKP, halka yıkım olarak yansıyan ekonomik programından asla taviz vermiyor. Hazırladıkları ekonomik program Davutoğlu hükümetini başlamadan bitirdi.

Davutoğlu yeni değil. Ötekinin aynısı…

Yeni program, bütçe görüşmelerine de damgayı vurmuş durumda.

Programda ve bütçe görüşmelerinde gördük ki ezilenlere pay yok.

Toplumun neredeyse üçte ikisini oluşturan işçi, köylü, kamu emekçisi, gençler ve işsizler umutlarını başka bahara ertelemek zorunda kaldılar.

Sermaye egemenliğinin en vahşi uygulayıcısı olan AKP iktidarında yeni baharlar beklemek, hayal ötesi beklentilerin de diğer bir adıdır.

Düzen içi muhalefet ise evlere şenlik!

Serbest piyasacı, liberal politikalara hayır diyemiyorlar. Söyleyebildikleri tek şey, piyasa canavarına evet ama siz hırsızlık yapıyorsunuz. Hırsızlık yapılmadan piyasacı, liberal ekonominin yaşayamayacağını görmezden geliyorlar.

Devlet denen devasa örgüt ise AKP'nin Sünni mezhebi çizgisinde yapılandırıldı. Yasama, yürütme, yargı ve medya Sünni, İslamcı siyasetin işgali altında. Millî Eğitim ise bilimsellikten uzaklaştırılarak hızla dinselleştiriliyor. İktidar sözcülerinin deyimiyle, "kindar değil dindar nesil" yetiştiriliyor.

Çok iyi biliyorlar ki, iktidarda kalabilmeleri buna bağlı. Dinsel söylemleri canlı tutarak kendilerine geniş nefes alma alanları yaratmaktadırlar. Gericilik ve dinsel siyaset, sömürü düzeninin daha rahat sürmesine en büyük destektir. TÜSİAD bunu çok iyi biliyor. Sessiz kalması da bu yüzden.

Bir toplumu salt polisiye önlemlerle yönetemezsiniz.

MÜSİAD da yuvalanmış sermaye ise 34 yıllık süreçte aşama aşama yaratılmış ve AKP'yi iktidara taşıyan dinci politikaların bir ürünü. AKP dışındaki düzen içi muhalefet partileri de dinsel siyasete karşı geliştirilen politikalarla iktidar olamayacaklarını gördüler. Rotayı hızla değiştirerek gerici ve dinci şahsiyetlere kapılarını açtılar. Söylemleri bir anda değişti.

MHP için bu geçiş sorunsuz oldu.

Çünkü milliyetçi muhafazakâr bir siyasetin tarafındaydı her zaman.

Asıl sarsıntı CHP’de yaşanıyor.

Bu hızlı değişimin bedelini yakın zamanda yaşanan ayrılmalar ve tasfiyelerle ödüyor.

Sular bir türlü durulmuyor…

Sağcılaşarak iktidar yürüyüşünün hız kazanacağı öngörüsü aslında derin bir körleşmeyi ifade ediyor. Aslı varken kimse kopyasına destek vermiyor. Kısa dönem önceki iki seçim bunu gösterdi. Türkiye'de solun güç kazanmasının yolu serbest piyasa ekonomisine cepheden karşı çıkmakla mümkündür. Temel çelişki emek-sermaye çelişkisidir ve bu çelişki üzerine emek güçleri lehine sonuçlar üretecek politikaları üretmek solun iktidar zeminidir.

Haziran 2013'te yaşanan büyük kalkışma sol harekete açık mesaj vermiştir.

Ezilen, ötekileştirilen, emekçi kitleler soldan uzak durarak, ama yıllarca sol hareketin bu coğrafyada ektiği tohumların ve davranış biçimlerinin tümünü sahiplenip ülke tarihinin en çaplı eylemine imza attı.

Dayanışmanın en üst düzeyde örgütlendiği, doğrudan demokrasinin hayranlık verici örneklerinin pratikleştiği, komün yaşamının çarpıcı bir biçimde yaşam bulduğu, etnik, cinsel, dinsel, farklılıkların özgürce ifade edildiği, Haziran Direnişi’nden sol hareketin sonuç çıkarmaması sağırlık ve körlük olur.

Bu bağlamda:

Birleşik Haziran Hareketi, geçmiş zaaflardaki ısrarın parçalanıp atılmasının, solun silikleşen evrensel değerler üzerinden kendini yeniden var edişinin öyküsüdür.

Uzun yıllar boyunca ayrı kanallardan akan sınıf ve sol hareketin yeniden buluşma çabasının müjdecisidir. Daha açık anlamıyla sol hareketin emekçi harekete karşı özeleştirisidir.

Köşeye sıkışan ve çıkış yolu olarak devlet terörünü yasallaştıracak önlemler paketinden başka seçeneği kalmayan AKP iktidarını geriletecek tek harekettir. Çünkü Birleşik Haziran Hareketi, ortaya koyduğu ilkeler siyasetiyle sömürüyü ve dinsel gerileşmeyi yok ederek halk yığınlarını iktidara taşıyacak yolu açıyor.

Önümüzdeki yıllar iki sınıfın “sert sınıf savaşına” sahne olacak yıllardır.

Herkes kendi bayrağının altına...

 

İhsan Hacıbektaşoğlu


YORUMLAR
  • yorum2014-11-30 19:38:57Orhan Çakır

    Değerli İhsan Bey'i doğru tespitleri ve bu güzel yazısı için içten tebrik etmek istiyorum . Ne yazık ki ülkemiz de olanı olduğu gibi anlatabilen pek yazarımız kalmadı ve bu işkenceyi köşe yazılarında asparagas metinlerle devam ettirmeyi hâlâ bırakmış değiller.. Ofhavadis Gazetesi Yazarı

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık