İHSAN HACIBEKTAŞOĞLU

SİYASETİN KİRLİ DİLİ; NEFRET


İHSAN HACIBEKTAŞOĞLU
10 Mayıs 2015 Pazar 00:03

                                            SİYASETİN KİRLİ DİLİ ; NEFRET 

 

          İnsanlık siyasete ihtiyaç duyduğu sürece ruhsal kirlenme sona ermeyecek. En dar anlamıyla siyaset; iktidarı elde etme eylemi olarak tanımlanır. Sorun iktidar olunca çoğu zaman her yol mubah sayılabiliyor. Yalan, riya, iftira vb. biçimler siyaset yapmanın en geçerli akçesi oluyor. Yetmediği durumda ise toplumu kamplaştırıcı nefret söylemi  devreye giriyor. 

          Tam da buna denk düşen bir seçim sürecinden geçiyor ülke. Barış, kardeşlik, eşitlik ve emeğin özgürleşmesine dair olan insani her ne kadar  değer varsa öteleniyor. Bu o denli ustaca yapılıyor ki, yine insanlığın ortak kabulü olan değerler savunuluyormuş gibi  yapılarak toplum zehirleniyor. 

          Ülkenin her köşesi gerilimli bir siyaset sınavından geçiyor. HDP’ nin seçimlere parti olarak girme kararı bütün  denklemleri alt üst etti. Barış süreci, kardeşlik söylemleri  samimiyet  testinden geçiyor. Ne yazık ki  bu sınavı geçebilen , HDP dışında parti yok gibi. 

          Karadeniz, bu yönüyle gözlerin en çok üzerinde olduğu coğrafyayı ifade ediyor. Trabzon ise bölgede daha bir  öne çıkıyor. HDP’ nin Trabzon’ da seçim çalışması yürütmesi her kesim tarafından dikkatle izleniyor. Nefret dilinin saldırganlıkla birleştiği kent, her an gerçekleşebileceği ön görülen yeni bir olayın  stresini yaşıyor. 

          Siyasetin çatallı dili, yıllar boyunca bu  kentin halkını parçalanması güç ön yargılara esir etmiş durumda. 30 yıl boyunca sürmüş savaşın bütün izlerini, egemenler kentin her kilometre karesine kazımış  haldedir. Bölgenin tüm Üst geçitleri ,parkları, okulları ve devamında her vadisi ,bu savaşta ölen askerlerin  isimleriyle işlenmiş durumda. 

          Trabzon halkı, Kürt halkıyla psikolojik bağlarını koparmıştır. Barış köprülerini kurma konusunda yeterince istekli görünmemektedir. Kaygı ve korkular derinlere işlemiştir. Ülkenin “bölünmez bütünlüğünü” istemek , korumak ancak bu psikolojik bağların yeniden kurulmasına bağlıdır. Siyaset, bu işlevi yerine getirecek en temel araçtır. 

          Ancak maalesef böyle olmuyor. İktidar partisi AKP’ nin korkularını anlamak zor değil. Biliyor ki HDP barajı aşarsa, sonun başlangıcı gerçeklik kazanacak. Kutuplaştırıcı dili egemen kılması bundandır. Karadeniz’i arka bahçesi olarak görmesi ve asla kaybetmek istememesi siyaset dilini biçimlendiriyor. AKP’den barış ve kardeşlik beklemenin  hayal olduğu böylece açığa çıkıyor. 

          CHP ise her fırsatta,  AKP’nin ülkeyi derin bir uçuruma taşıdığını dile getiriyor. AKP'nin ülkeyi başta kendi halkıyla olmak üzere, komşularıyla kavgalı bir noktaya taşıdığının altını çiziyor. Peki  CHP Trabzon’da ne yapıyor?  CHP’ nin 1. sıra adayı Sayın Haluk PEKŞEN, her fırsatta PKK ya vurarak, HDP, PKK ile aynıdır algısı yaratmaya çalışıyor. Bu konuda hassas olan Trabzon halkının duyguları üzerinden, halkların kardeşliğini kendi siyasetine  mahkum  etmekten  hiç geri durmuyor. Bir Sosyal Demokrat Partiye yakışmayan nefret dilini kullanıyor. 

          Of ilçesinde yaptığı iki konuşmada ortaya kanıtlanmamış tezler ilerisüren Sayın PEKŞEN barışa kardeşliğe değil, nefrete yol açacak söylemlerden kaçınmıyor. Ülkeye giren 200 bin ton kaçak çayın PKK aracılığı ile girdiğini söylüyor. 

          Oysa kaçak çay girişi ile ilgili isimlerin AKP ye yakınlığı ile bilinen aktörler olduğunu bölgede herkes biliyor. Ama Sayın Pekşen nedense bunu dillendirmiyor. 

          Bu konuyu HDP Trabzon 1. Sıra adayı Sayın Hüseyin TAKA’ya sorduğumda çarpıcı bir yanıtla karşılaştım. Taka“Pekşen algı operasyonu yapıyor .Özellikle bu konuşmaları benim ilçemde yaparak, sözde itibarsızlaştırma çabası içerisinde hareket ediyor. HDP ‘yi  PKK ile birleştirerek bizim önümüzü kesmeye çalışıyor. Ayrıca bu iddiaları ispatlayamayan müfteridir. Çay kaçakçılığını gerçekten yapanlarla uğraşmaması düşündürücüdür". dedi. 

          Birkaç bin oy ve hayali kurulan makamlar. Bütün bunlar için yalan söylemek bu ülkeye hiçbir şey kazandırmaz. Sayın Pekşen’e de kazandırmaz. Barış ve kardeşlik köprüsünü kurmak ülküsü ile yola çıkan ve canlarını riske atanların yolu bu ucuz siyasete de  heba edilmez sayın PEKŞEN. 

          Tarih statükoları korumak için günlük siyaset kaygısı güdenleri yazmaz.  

          Tarih barış ve kardeşliğin temelini atanları yazacaktır. 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık