KARDANADAM

SİYESETİN AHLAKI...


KARDANADAM
4 Şubat 2015 Çarşamba 11:17

SİYASETİN AHLAKI…                               04.02.2015

 

Platon’dan beri tartışma konusu olan siyaset ahlakı,demokrasilerde  çok büyük mesafeler kat etse de,henüz bir sonuca bağlanamadığı ve rafine bir ereğe ulaşamadığı  mevcut  uygulamalarda görülebilmektedir,

Batı demokrasilerinde özellikle ikinci dünya savaşı sonrasında gelişip yayılan, demokrasilerin güçler ayrılığı ilkesi ve basın özgürlüğü,siyasetin  en önde gelen denetleme mekanizmalarından biri olmasına rağmen,asıl konunun tek başına denetleme konusu olmadığı,sistem içindeki liderinden halk unsuruna kadar,bütün değişkenlerin bu konuda etkili olduğu gerçeğini,ülkemizde de çok partili rejime geçiş sonrasını irdeleyerek görebiliriz.

 Geçtiğimiz yüzyılın ortalarında çok partili yaşama geçen Türkiye ,küçük aralıkların dışında ağırlıklı olarak merkez sağ iktidarları tarafından yönetilmiştir.

 1950 yılında iktidara gelip yarım yüzyıldan fazla bir zamandır belirli aralıklarla onlarca yıl süren,mutlak ve güçlü iktidarını devam ettiren muhafazakar sağ liberal partilerin   yöneticileri hakkında açılmış ve karar bağlanmış bir çok  dava vardır.

Bunların  içerisinde,haksız mal edinmekten ,yargı bağımsızlığını ihlal etmeye,muhalefet partilerinin malvarlığına kanunsuz el koymaktan,devlet yayın organlarını siyasi çıkarları için kullanmaya ,siyasi gücünü kendine ve yakınlarına menfaat kazandırmak  için kullanmaktan,ihalelere fesat karıştırmak ve devlet içerisinde kanunsuz yöntemlerle kadrolaşmak gibi  hukuka ve siyaset ahlakına aykırı bir çok uygulamaları dava konusu olmuştur.

Türkiye sağ politik duruşlarınca da  benimsenen ''amaca giderken her türü aracı kullanmanın uygun’’ olduğunu savunan Makyavelci yaklaşım, demokrasinin güçler ayrılığı prensibini her fırsatta sektere uğratmıştır.

Bu durum sistemin asıl itici gücü olan ve sistemin hukuken ve ahlaken muhafaza edilmesinin hayati bir konu olduğunu kavrayan ''nitelikli insan’’ unsurunu yetiştirme ve dönüştürülmesinin önündeki en büyük engel olmuştur.

Çünkü merkezine her türlü koşulda kendi çıkarını savunan insan modelini koyan liberal yaklaşımın,toplumsal ortak fayda,hakça üleşim,emeğe saygı gibi insani olan her eylemden kendini soyutlamak gibi karakteristik bir yapısı vardır.

Ayrıca Türkiye de siyaset etme biçiminde, halkın refahı ve mutluluğu için çözüm üreten  politik enstrümanların yerine,

Din,yoksulluk ve cehaletin örgütlenip yönetilmesi  gibi başka türlü argümanların kullanılması,

Servetlerini açıklamada zorluk yaşayan sağ liderliklerin  karşısında on yıllarca her türlü makamlarda görev almış ve hayatlarının sonlarında  üzerlerinden ortalama  bir ülke yurttaşı kadar maddi varlık  çıkmış yelpazenin diğer tarafındaki liderlerin kendini topluma  anlatmasının önündeki perde olmuştur,olmaya da  devam etmektedir.

Siyasetin bir ahlaki irtifasının olması gerekliliğinin  toplum tarafından içselleştirilmesinin,aslında demokrasinin ,hukukun,insan hak ve  özgürlüklerinin temel anahtarı olduğu gerçeği ortalıkta durmaktadır ve öyle görünüyor ki uzunca bir zamanda  durmaya devam edecektir.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık