İHSAN HACIBEKTAŞOĞLU

TRABZON; EZİLENLERİN KENTİ


İHSAN HACIBEKTAŞOĞLU
17 Mayıs 2015 Pazar 22:43

                                    TRABZON; EZİLENLERİN KENTİ
Toplumların hafızaları ve vicdanları vardır.Tarihi olaylar, travmalar, hafızayı ve vicdanı yaratır.Toplumsal hafıza geneli belirlediği gibi bölgesel içerik de taşır. Bir ulusun bir bölgesinde yaşanan toplumsal travma o toplumun tümünü aynı ölçüde etkilemeyebilir.
Trabzon bu yanı ile özgünlükler taşıyan , kendine has refleksler geliştiren bir merkezdir.
Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun mayalandığı yıllarda Trabzon özel bir rol almıştır. Etnik zenginlikleri içinde barındıran kent, daha sonraki dönemde inşa edilen resmi ideolojinin yaratılmasına "kötü şöhretiyle"imza koymuştur.
Yeni bir ulus devlet kurma sürecine burjuva refleksle katkı en çok da Trabzon'dan sunuldu.
10 Eylül 1920 de Bakü'de kurulan TKP ; ilk iş olarak Anadolu'ya geçmek ve işgale karşı mücadele yürütmek hevesiyle yola çıktı. İçlerinde Anadolu'nun fukara halkına karşı derin bir sevgi, kurtuluşa ise katı bir inanç vardı.
TKP kurucuları dışardan gelmedi, yabancı değildiler. Öz be öz bu toprakların çocukları idiler. Giresun, Trabzon, Ankara, Erzurum vb. yerlerden bir araya gelmişlerdi. Kökleri bu coğrafyaya aitti.
Kurtuluşu , halkın kendi kendini yönetmesi, şuralar(meclisler) yoluyla örgütlenmek ve bütün üretim araçlarının halkın ortak mülkiyetinde olmasında görüyorlardı. Sömürüye , kul olmaya, emperyalizme karşıydılar. Halklarına derin bir sevgi beslediklerini ise girdikleri bu zorlu yolda canlarını vererek göstermişlerdir.
Trabzon işte bu noktada rölünü iyi oynadı. TKP önderlerini, özgürlük savaşçılarını, emekçi halkın vicdanında 15' ler olarak kazınan bu yiğitleri linç kültürü ile balıkçı motorlarına koyarak Karadeniz'e gömdü. Karadenize gömülen ezilen halkların umuduydu. Tetik Trabzon'a çektirildi.
Topal Osman , Kahya Yahya gibi halk düşmanları ve dönemin devlet organlarının temsilcileri ortaklaşarak halkı tam da bugün yapılan gibi yalanla, dini ve milli duygularını sömürerek harekete geçirdi. 15'ler henüz Trabzon'a gelmeden halk menfi propaganda ile zehirlendi. Gelenlerin, Rusya'da müslüman ve Türkleri kestiği, müslümanlığı kaldıracağı vb . gibi alçakça söylemlerle Trabzon öfkeye esir edildi. Yahya Kahya gibi eli kanlı katillerin son darbeyi vurması bu söylemlerle önceden hazırlanıp kolaylaştırıldı.
Cumhuriyet tarihinin 90 yılı, Trabzon'un her alanda geri gitmesine şahitlik eder. Bilim, sanat, eğitim ve ekonomik alanlarda kent verdiği hizmetlerin karşılığı olarak beklediği yatırımları asla alamaz. Bu durum Trabzon'un sürekli göç vermesine neden olur. Trabzon adeta 15' lere yapılan haksızlığın bedelini ağır öder.
Yıl 2015. Türkiye yeni sancılı ve fırtınalı yıllara gebe. Türkiye, yolunu bulmak , gelecekte nasıl bir yönetim şekliyle yol alacağının kararının arifesindedir.
Ekonomik ve sosyal adaletsizlikler bu coğrafyaya yıkım getirmiştir. Ve bu iklimde Türkiye yeni bir ses ile şaşkınlığa uğramış durumdadır. Barış, Eşitlik, Kardeşlik, adalet diyen, pratiğiyle ve samimiyetiyle halklar üzerinde etki bırakmış siyasal bir hareket, HDP sahne almıştır.Ülkülerini halkla buluşturmak sevdasıyla tüm Anadolu coğrafyasına dağılan keşiş ruhlu bu insanlar bir anda servet ve makam sahipleri tarafından kuşatmaya alındı. Ellerinde bulunan araçların hepsiyle topyekün saldırıya geçtiler.
Trabzon bu saldırıların merkezi durumundadır. HDP adaylarına yönelik linç faaliyetinin nedeni ve arka planı tam da budur. 94 yıl önce Trabzon'da Karadeniz'in karanlık sularına gömülen özgürlüğün sesi yeniden kısılmak istenmektedir. Tetik yine Trabzon'un eline veriliyor.
Sokağa hakim hale getirilen bu karanlık güçler kendilerini "Topal Osman ve Yahya Kahya'nın torunlarıyız"diye savunuyorlar.
Topal Osman ve Yahya Kahya'nın halklara bıraktığı ihanet eyleminin bugüne denk düşen karşılığı işsizlik, umutsuzluk ve geleceksizliktir. Bu durumdan ençok kendi geçmişini bu kirli şahsiyetlere dayandıran insanlar etkilenmektedir. Maalesef bu acı bir çelişki olarak ortada durmaktadır.
Trabzon bu kez tavrını değiştirmek , ülkeyi uçurumun kenarına taşıyan mülk sahibi insanların değil ezilenlerin, yani kendilerinin yanında yer almalıdır.
Kimlikli ve onurlu bir kent olmanın gereği budur. Bizlere düşen görev yaşadığımız bu kente bu kimliği egemenlerin tüm uğraşlarına rağmen kazandırmaktır.

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık