MEHMET C.PEKER

ULUSAL EGEMENLİK


MEHMET C.PEKER
24 Nisan 2016 Pazar 22:30

Değerli arkadaşlarım merhabalar,

Bugün sizlerle hasretini çektiğimiz bir “kavram” ile ilgili görüşlerimi paylaşmak istiyorum.

Bilindiği gibi; 23 Nisan 1920 de Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılması ile, “yönetim gücünün el değiştirmesi” adına önemli bir adım atıldığında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, aslında işin ne kadar zor olduğunun ve gerçekleşmesinin uzun yıllar süreceğinin farkındalığı ile sürecin sorumluluğunu çocuklara / yeni nesillere emanet etmiş.

O günden bugüne kadar geçen yılları ve 23 Nisan bayramlarını kutlayan nesilleri düşündüğümüzde ise, 96 yılda, onmiyonlarca çocuk / genç  bu sorumluluğu ardarda almışlar ve ne yazık ki başaramadan bir sonraki nesillere devretmişler.

Yaşanan ve yaşanıyor olan her şeye rağmen, umut besleyebileceğimiz  örneklere de rastlamak  mümkün, diye düşünüyorum.

“Karanlığın en koyu olduğu an güneşin doğmasına en yakın olduğumuz andır” derler ya, işte ip uçları;

Dün sabah saat 10 da Çayyolu Atapark’a farklı okullardan gelen okul öncesi ve ilköğretim öğrencileri şarkılar söylediler, dans ettiler, halk oyunları sergilediler, bando takımları hepimizi çocukluklarımıza götüren ritimler seslendirdiler, hep birlikte eğlenerek güne başladık.

Öğleden sonra saat 14 civarında uğradığım Çiğdemim Derneğinde, Nar Kadın Dayanışması Ağının gençleri ile çocukların paylaşımlarına şahit oldum. Bir masada öykü yazıyorlar, bir masada güfte yazıp besteliyorlar, bir masada da duygularını resmediyorlardı. Daha sonra hep birlikte bostan sahasına geçerek toprak, tohum, su, sevgi,  insan işbirlikleri ve olası sonuçları hakkında bilgiler öğrendiler. Evlerine dönerken tüm çocukların ellerinde birer kitap ve küçük saksılara diktikleri meyve veya sebze tohumları vardı.

 Akşam üzeri saat 17:30 da da Ahmet Taner Kışlalı spor salonunda, Çankaya Belediyesi 1000 çocuk korosu konseri vardı. Adında 1000 rakamı var olsa da bu sene 1150 çocuktan oluşturulmuş koro, bizlere 10 parçadan oluşan muhteşem uyumlu, coşku dolu bir dinleti ile enerji verdi, gurur verdi, umut verdi.

Saat 19:30 da eve geldiğimde, apartmanımızın avlusunda çocukların ne olduğunu anlamadığım bir oyun oynadıklarını gördüm. Her akşam olduğu gibi selamlaştıktan sonra oyunun ismini sordum. Geçen yıl olduğu gibi, bu yılda bize sunmak üzere hazırladıkları kısa tiyatro oyununun provasını yaptıklarını söylediler.

Kısa günde şahit olduklarım gösteriyor ki; 96 yıldır emaneti yeterince geliştirememiş ve hedefe ulaştıramamış olanlardan bu çocuklar farklı.

Bu çocuklar, yaptıkları işi en iyisi ile yapmaya çalışıyorken soru soruyorlar, sorguluyorlar, sadece verilen ile yetinmeyip kendi isteklerini de seslendirmeyi biliyorlar, öykü veya güfte yazma konusunda ,beste veya resim yapma konusunda, tiyatro eserlerini kurgulama, sergilemede de bizlerden cesur , yetenekli ve yaratıcılar.

Yani, bu çocuklar kendilerine verilecek / lütfedilecek olan “demokratik haklar ve dolayısı ile yönetime katılım gücü” ile bizler gibi yetinmezler, yetinmeyecekler.

Onlar, birbirlerinden ve birlikte öğrenerek arkadaş oluyorlar, birlikte üretmenin keyfini tadarken daha fazla ve daha farklı neler yapılabileceğini tartışarak komşu oluyorlar,

daha sonra da onlar, duyarlı katılımcı yurttaşlar olacaklar ve bu yetkinlikleri ile iletişim ve işbirliği fırsatlarını şu an hayal edemeyeceğimiz şekillerde kullanarak

Egemenliği başka ellere vermeyecekler ve sonunda ULUSAL EGEMENLİĞİ gerçek sahipleri olarak devralacaklar, inanıyorum.  

Sizlerin çevrelerinde benzer umut verici “nehir olma potansiyeli olan damlalar” yok mu?

Selam ve sevgilerimle,


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık