MEHMET C.PEKER

VARLIĞINI REDDEDEN VAR MI?


MEHMET C.PEKER
11 Eylül 2016 Pazar 17:39

Değerli arkadaşlarım merhabalar,

Emperyalizmin,

Kapitalizmin,

Faşizmin,

Üst akıl(lar)ın ve

ulusların uluslararası alanlarda etkin istihbarat teşkilatlarının,

özetle; nasıl isimlendirirsek isimlendirelim “dış güçler”in varlığını reddeden var mı?

Doğal olmasa da kendilerince anlaşılabilir nedenler ile, “sistem ve senaristleri“ bizlerin birlikte huzur içinde üretip paylaşarak mutlu olmamızı istemiyor, istememek ile kalmayıp cebren ve hile ile olası gelişmeleri engelliyorlar. Sanıyorum buraya kadar hepimiz –en azından büyük çoğunluğumuz- aynı fikirdeyiz.

Bu bahsettiğimiz, çoğunlukla görünür ve kısmen gizli çatışmanın en popüler oyun alanlarından biri de yüz yıllardır Ortadoğu, öyle değil mi?

Ne iyi ki / ne yazık ki, canım ülkem de sahip olduğu enlem ve boylamlar nedeni ile emperyalizm, komünizm, sosyalizm, siyonizm, şeriat, petrol ve Ortadoğu ile ilgili kurulan uluslararası stratejik cümlelerin öznelerine çok yakın bir konumda.

Dolayısı ile Yeşil Kuşak, Büyük Ortadoğu, Genişletilmiş Büyük Ortadoğu vb isimler ile on yıllardır yürütülmeye çalışılan projelerin kapsadığı bölgedeki tüm aşiretlerin ve tüm devletlerin hem mevcut hem de olası “yönetimleri” de “muhalefetleri” de sadece kendilerini ilgilendirmiyor.

Yani ilgili senaristler, ilgili süreçlerin mühendislikleri ve sosyolojisi  ile ellerinden geldiğince ilgileniyorlar.

Bu gerçekler karşısında, hiç kimsenin işinin kolay olmadığı ortada ve bu nedenle zor olanı gerçekleştirebilmek için biraz daha fazla emek harcamamız gerekiyor. Aslında emeğin fazlalığı harcanacak enerjinin veya zamanın artacak olmasından değil sadece ezberlerimizin bozulup, çok övündüğümüz geleneklerimize uymayan bir yöntem ile çalışmaya olan ihtiyacımızdan.

Değişimin ilk adımı, kendimizi yakın hissettiğimiz düşünce grubunun veya siyasi partinin hiyerarşik yapılarından bir davet, öneri, talimat beklemekten vazgeçerek, bireysel olarak “aktif” olmak ile yetinmeyip “etkin olmaya karar vermek” olmalı, bence.

Neden ezberlerimizi bozup zorlu diye nitelenebilecek süreçler başlatalım derseniz, çünkü bu adımların sonunda;

uluslararası projelerin stratejik parçası olmayan bir dayanışma, dikey yerine yatay bir şekilde, yerelden genele örgütlenme, nitelik kadar niceliği de önemseyen ve en önemlisi kişiler yerine ortak amaçlara, hedeflere bağlı bir şekilde oluşacak,

lider(ler)in gücü yerine gücün lider(ler)i konuşulacak,

varlığını kabul ettiğimiz “dış güçler”in “iç dinamikler”imizi tanımaları sağlanacak, daha ne olsun.

Şu an aklım(ız)a gelen dünya, bölge, ülke, il, ilçe ile ilgili örnekleri düşünmek, konuşmak yerine hep ifade ettiğim gibi kendi etki alanlarımız olan köyümüzden, mahallemizden hatta evimizden, apartmanımızdan örnekleri düşünmeye, konuşmaya başlayabilmek, bence işin en kritik noktası.

Bütünü düşündükten sonra bu küçük adım(lar) çok mu basit göründü?

Ben işi daha da basitleştirmeyi öneriyor ve soruyorum;

Bu bayramda kendinize “özgüven” hediye etmek ister misiniz?

Bayram sabahı görüşeceğiniz çekirdek ailenizin bireylerine veya ziyaretine gideceğiniz komşunuza “güven” duygusunun anlamını hatırlatmak ve ondan yaklaşımını öğrenmek ister misiniz?

İç dinamiklerinizi harekete geçirerek, arkadaşlarınız, komşularınız ile apartman veya köyünüz ile ilgili ortak somut hayallerinizden herhangi birini bayramdan sonra birlikte yapmaya başlayabileceğinizi samimi bir şekilde konuşmaya, planlamaya ne dersiniz?

Selam ve sevgilerimle,


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık