TAYLAN KAYA

Yeşil Yol: Bacadan sızma girişimi...


TAYLAN KAYA
16 Aralık 2014 Salı 08:55

Yol medeniyettir diyenlere inanmayın siz; yol barbarlıktır. Karadeniz halkının “yol hikayelerini” dinledikten sonra pekala bu fikre ortak olabilirsiniz.

Hikayemiz Karadeniz Sahil Yolu projesiyle başladı. Samsun’dan Sarp Sınır Kapısı’na kadar transit bir yol yapılacaktı ve bu yol bizi Kafkaslara bağlayacaktı. Halk muhalefetine ve alternatif çevre yolu önerilerine rağmen bu yol yapıldı. Tamamlanması yıllarca sürdü. Ekrem Cengiz’in Cengiz İnşaat’ı, bu yollarda Cengiz Holding’e dönüşmeye başladı.  O –ve beraberindekiler- yaptı, Karadeniz aldı. O yine yaptı, nasıl olsa yaptıkça kasa doluyordu. Şimdi millete söven Cengiz, daha o zamanlar denizimizi, kıyılarımızı -biz sövmeyelim- “mahvederek”  başladı  terbiyesizliğe. Sermayenin talep ve ihtiyaçları doğrultusunda Kafkaslara bağlandık bağlanmasına fakat denizimizden koparıldık. Kıyılarımızı, koylarımızı kaybettik. Balık türlerinin ve diğer canlıların yuvalanma ve yaşam alanları yok edildi. Takaların sıra sıra dizildiği doğal balıkçı barınaklarının yerini çoğunluğu balıkçılara bile ait olmayan betonarme “damlar” aldı. Sahil yoluna kullanılacak olan dolgu malzemesi için, endemik türlerin de yaşam alanı olan onlarca vadide taş ocakları açarak yeşilin bağrına hançer sapladılar. Yani yağma, yani talan, yani katliam…

Şimdi yeni bir yol hikayesiyle karşı karşıyayız. Bu defa gayet güzel de bir ismi var: Yeşil Yol! Yine Samsun’dan başlıyor yolculuğumuz. Fakat bu defa yaylalardan varacağız Kafkaslara. Niyet, yayla yolu-cennet yolu olarak da adlandırılan yaklaşık 2600 km uzunluğundaki bu projeyle Karadeniz yaylalarını birbirine bağlamakmış. Bu sayede yayla turizmine olanak sağlanarak Karadeniz bölgesindeki turizm potansiyeli yukarı seviyelere çıkarılacakmış.

Yeşil Yol ile ilgili bölge halkı ve kamuoyuna somut verilerden oluşan, kapsamlı bir bilgilendirme henüz yapılmış değil. Edinilen bilgiler, daha çok bölgedeki valiler, kaymakamlar, belediye başkanları ve bunlara bağlı faaliyet yürüten kimi STK’ lar arasında gerçekleşen toplantılar sonrası paylaşılan çelişkili açıklamalardan ibaret. Ama aynı zamanda, parça parça yol yapım çalışmalarına başlanmış durumda. Halihazırda, Rize, Ordu ve Gümüşhane bölgesinde bazı yayla yollarında genişletme ve asfaltlama çalışmaları devam ediyor.

Yaşayan canlı türleri ve bitki çeşitlilği ile eşsiz olan ve esasen büyük bir sorumlulukla korunması gereken Doğu Karadeniz Bölgesi’nin yaylaları, kar hırsıyla gözleri kararmış sermaye sahipleri eliyle ve tabi ki siyasi iktidarın teşviki ve yol göstericiliğiyle yağmalanmak isteniyor. Böyle bir yolun yapılması halinde yaylarımızın büyük bir imar saldırısıyla karşı karşıya kalacağı açık. ‘O kadar da değil’ dediğimiz herşeyin olduğu bir dönemdeyiz ki daha şimdiden kiralanan yaylalara şahit oluyoruz.

Maden şirketleri önüne serilen kırmızı halı

Sermaye sahipleri ve onların bölge mümessili gibi çalışan idari yöneticiler ne söylerse söylesinler, bu yol talan yoludur. Belli ki kar için bütün yaşam alanlarımızı talan ederek barbarlıkta zirve yapanlar, şimdi gözlerini Karadeniz’in zirvelerine dikmişler. MTA Bölge Müdürlüğü, “Şimdilik ekonomik görülmeyen ancak gelişen ve değişen şartlara bağlı olarak ileride ekonomik olabilecek birçok maden yatağı ve yüzlerce maden zuhuru saptanmıştır” derken aslında tam da  Yeşil Yol’ u tarif etmiyor mu? O haldeYeşil Yol’u, dağı tepeyi delik deşik edecek olan maden şirketlerinin önüne serilmek istenen bir kırmızı halıya benzetmek hiç de abartılı olmaz.

Her ne kadar can çekişse de bir kültür olarak hala varlığını sürdürülen yaylacılığı da yok edecek olan Yeşil Yol’ u HES’ler, madenler, çöp tesisleri ve taş ocakları gibi diğer doğayı ve yaşam alanlarımızı talan eden projelerle birlikte düşündüğümüzde, Karadeniz Bölgesi’nde adeta bir insansızlaştırma ve yaşam alanlarımızın sermaye saldırıları karşısında çırılçıplak ve savunmasız bırakma niyeti apaçık görülüyor. Bu bağlamda, Yeşil Yol’ u, özellikle HES’lere karşı güçlü barikatlar kuran ve kitlesel direnişler örgütleyen Karadeniz halkının “kapıdan kovduğu” neoliberal yağmacıların “bacadan sızma girişimi” olarak da adlandırabiliriz. Hani hep Karadenizli uyanık müteahhitlerden bahsedilir ya; müteahhit değilsek de, “çakalların” yaşam alanlarımıza üşüştüğünü göremeyecek kadar saf da değiliz!

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık